Said b. Yesar'a gelince o, abid ve zahidlerdendi. Bir sahabe cemaatından rivayetlerde bulundu.
A'rec ile İbn Ebi Müleyke de böyle idiler. Meymun b. Mehran'a gelince o, tabii âlimlerinin zahid ve abidlerinin en kıymetlilerindendi. Önde gelen imamlarmdandı. Meymun, Cezire halkının imamı idi. Taberanî'nin rivayetine göre ona şöyle demişler:
- Sana ne olmuş ki, bir kardeşin dahi senden kızarak ayrılmıyor. Meymun şu cevabı vermişti:
- Ben onunla tartışmam ve alış veriş yapmam.»
Ömer b.Meymun dedi ki: «Babam çokça namaz kılmaz, çokça oruç tutmazdı, ama Aziz ve Celil olan Allah'a karşı gelmekten hoşlanmazdı.»
İbn Ebi Adiy, Yunus tariki ile Meymun'un şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Âlim ve cahille tartışma. Alimle tartışırsan onun ilmine ulaşamazsm, cahille tartışırsan kalbin katılaşır.»
Ömer b. Meymun dedi ki: «Babamı bir gün elinden tutarak Basra caddelerinde gezdirdim, bir su kanalının yanına geldik. Babam orayı geçemedi, ben kanalın üzerine uzandım, sırtıma basarak geçti. Sonra kalkıp tekrar elinden tuttum ve Hasan-ı Basrî'nin evine gittik. Kapıya vurdum, Sedusili bir cariye karşımıza çıktı. Kim olduğumuzu sordu, babamı göstererek: «Bu, Meymun b. Mehran'dır. Hasan'la görüşmek istiyor.» dedim. Cariye: «Ömer b. Abdülaziz'in katibi Meymun mu?» diye sorunca evet, dedim. O da babama dönüp: «Ey bahtsız adam, ne diye şu kötü zamana kadar kaldın?» dedi. Babam ağladı. Hasan-ı Basrî, onun ağlayışını duydu, kapıya geldi. İkisi kucaklaştılar. Sonra içeri girdiler, babam ona dedi ki: «Ey Ebu Said, ben kalbimde bir katılık görüyorum, sen onu yumuşat ve sükuna erdir.» Hasan, ona şu ayeti okudu:
«Bana söylesene, ey Muhammedi Biz onlara yıllar yılı nimetler vermiş olsak, sonra da tehdit edildikleri şey başlarına gelse, kendilerine verilmiş olan nimetler onlara bir fayda sağlar mı?» (eşŞuarâ, 205-207.) Babam bayılıp yere düştü, koyun kesilirken nasıl ayaklarını oynatıp çırpmıyorsa babamın da ayaklarım oynatıp çırpındığını gördüm. Uzun bir süre sonra ayağa kalktı. Sonra cariye geldi ve: «İhtiyarı yordunuz, haydi kalkın evinize gidin.» dedi. Babamın elini tutup oradan ayrıldım, ona dedim ki:
- Babacığım, bu Hasan-ı Basrî miydi?
- Evet.
~ Onu daha yaşlı sanıyordum.
Ben böyle dedikten sonra göğsüme bir yumruk vurdu, sonra şöyle dedi:
- Ey oğulcuğum! O bize öyle bir ayet okudu ki, eğer sen o ayeti kalbinle anlasaydm, o ayet nedeniyle kalbinde birçok yaralar görürdün.»
Taberanî'nin rivayetine göre Meymun b. Mehran, şöyle demiştir:
Zevk ve safa uğruna bir dirhem verip yerine 100.000 dirhem kazanmaktansa, şu ayetin kapsamına girmemeyi daha çok arzularım:
«İnsanlar arasında, bir bilgisi olmadığı halde Allah yolundan saptırmak için gerçeği boş sözlerle değişenler ve Allah yolunu alaya alanlar vardır. İşte alçaltıcı azap bunlar içindir.» (Lokman, 6.)
Cafer b. Berkan, Meymun b. Mehran'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Ömer b. Abdülaziz'in yanında oturuyordum, kalkıp oradan ayrıldığımda Ömer şöyle dedi: «Bu ve benzerleri gittikten sonra insanlar arasında sadece döküntüler kalır.»
İmam Ahmed b. Hanbel, Meymun b. Mehran'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Nefsini üç şeyle ibtila etme:
1- Her ne kadar, "Ona, Allah'a taatta bulunmasını emredeceğim." desen de sultanın yanına gitme.
2- Her ne kadar, "Kendisine Allah'ın kitabını öğreteceğim" desen de bir kadının yanına gitme.
3- Heva ve heves sahibi kimsenin sözlerine kulak verme, çünkü onun sözlerinden senin kalbine nelerin takılacağım bilemezsin.»
Abdullah b. Ahmed b. Hanbel, Meymun'un şu ayetler hakkında şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Cehennem, yalnız azgınları bekleyen yerdir.» (en-Nebe1,2i.)
«Doğrusu Rabbin hep gözetlemekteydi.» (ei-Fecr, 14.) Şu gözetleme yerlerinden kendiniz için bir geçit yeri arayın.
«Sakın Allah'ı, zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma.» (ibra-
him, 42.)
Bu ayette zalime şiddetli bir tehdit, mazluma da bir teselli vardır. Eğer Kur'ân ehli kimseler salih olurlarsa, bütün insanlar salih olurlar.»
Abdullah b. Ahmed b. Hanbel, Meymun b. Mehran'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Dünyada sadece iki adam için hayır vardır: Günahlarından ötürü tevbe eden bir adam, bir de iyilik yolunda dereceler kazanmak için çabalayan ve salih amel işleyen bir adam... Dünyada yaşayıp kalmak sadece şu iki adam için hayırlıdır: Keffaretler, yani günahlarının bağışlanması için amelde bulunan bir adam, bir de iyilik yolunda dereceler kazanmak için çalışıp çabalayan ve amelde bulunan bir adam... Bu iki adamdan başkasının dünyada kalması kendisi için vebal teşkil eder.»
Cafer b. Berkan, Meymun b. Mehran'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Doğrusu şu Kur'ân, birçok insanların kalbinde yaratıldı, ama onlar başka sözleri arar oldular. Şu ilme tabi olup bunu dünyayı elde etmek için sermaye edinen bazı kimseler vardır. Bazıları da bu ilmi bir tartışma aracı edinir, bazıları ise bu ilmi öğrenir ve bununla Aziz ve Celil olan Allah'a itaat eder. İşte bu sonuncu kısım, insanların en hayırlılarıdır. Bir kimse, Kur'ân'a uyarsa Kur'ân onu Cennet'e sokun-caya kadar gider. İleriye sevkeder, bir kimse de Kur'ân'ı terkederse Kur'ân onu Cehennem ateşine atmadan yakasını bırakmaz.»
İmam Ahmed b. Hanbel, Meymun b. Mehran'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Kişi kendisi ile haram arasına helaldan bir engel koymazsa, he-lala salimen ulaşamaz.»
Meymun dedi ki: «Kişi, Allah katındaki mertebesini öğrenmek isterse ameline baksın. Çünkü her ne olursa, ameli kendisini layık olduğu mertebeye götürür.»
Abdullah b. Ahmed b. Hanbel, Meymun b. Mehran'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Muhacirlerden biri, namazı çabuk kılan bir adama baktı ve bundan ötürü onu kınadı, namazı çabuk kılmış olan adam ise: «Namazdayken bir yitiğimi hatırladım, onun için namazı acelece kıldım.» diyerek kendini savunmak istediyse de Muhacir ona şöyle dedi: «Sen namazı acele kılmakla en büyük şeyini yitirmiş oldun.»
Abdullah b. Ahmed b. Hanbel, Meymun'un şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Emiri tanıma, onu tanıyanı da tanıma.»
Yine Abdullah, onun şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Beytü'1-ma-hn bana tevdi edilmesine razı olurum ama bir kadının bana emanet edilmesine razı olmam.»
Ebu Ya'lâ el-Musilî, Meymun'un şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Keşke gözlerimden birini kaybetseydim de yöneticilik yapmış olmasaydım.
Ben kendisine: «Ömer b. Abdülaziz'in de maiyetinde yöneticilik yapmak istemez miydin?» diye sorduğumda şu cevabı verdi: «Ömer b. Abdülaziz'in de maiyetinde çalışmak istemezdim. Ne onun, ne de başkasının maiyetinde yöneticilik yapmakta hayır yoktur.»
İmam Ahmed b. Hanbel, Meymun b. Mehran'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Sözlerimi fiiliyatıma vurduğumda nefsimden mutlaka bir itirazla karşılaştım.»
Taberanî, Cafer'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Meymun bana dedi ki: "Hoşuma gitmeyen şeyleri yüzüme karşı söyle, zira kişi, kardeşinin hoşuna gitmeyen şeyleri onun yüzüne karşı söylememesi halinde onun samimi dostu olamaz."»
Abdullah b. Ahmed b. Hanbel, Meymun'un şu ayet-i kerimeyi tefsir ederken şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek...» (ei-Vâkıa, 3.) Cenâb-ı Allah, bazı kavimleri alçaltır, bazılarını yükseltir.»
Abdullah b. Ahmed b. Hanbel, Ebu Melih'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Arkadaşlarımdan biri bana dedi ki: Meymun'la beraber yürüyordum, bana baktı ve üzerimde keten bir elbise görünce bana şöyle dedi: «Keten elbiseyi zengin veya azgın kimseden başkasının giymeyeceğini duymadın mı?»
Aynı senetle rivayet edildiğine göre Meymun b. Mehran şöyle demiştir:
«Kendisi binek üzerinde olup yanında yaya adam yürüten ilk kış1 Eş'as b. Kays el-Kindî olmuştur. Ben selefin zamanına ulaştım, onlar kendisi binek üzerinde giderken yanında yaya adanı yürüten birini gördüklerinde o süvariye: «Cebbar olan Allah onu kahretsin.» derlerdi.»
Abdullah b. Ahnıed b. Hanbel, Meymun'un şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Benim için Ruha ile Havran arasındaki yolda beş dirhem para bulunmasını bile istemem.»
Meymun dedi ki: Adamın biri şöyle diyor: «Evinde otur, kapını üzerine kilitle ve bak bakalım rızkın sana geliyor mu?» Evet vallahi, eğer onun Meryem ile İbrahim peygamberin yakinî inancı gibi bir inancı olsa ve kapısını üzerine kilitleyip perdesini sarkıtsa yine de rızkı kendisine gelir. Bizden her bir insan, kazancına mukayyed olsa ve sadece temiz ve helal kazanç elde etse, mali yükümlülüklerini yerine getirse, zenginlere muhtaç olmaz, fakirler de hiç kimseye el avuç açmazlar.»
Ebu Melih, Meymun'un şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Bir mü'min kardeşimden bana bir kötülük gelirse, onun kötülüğünü hafifletmekten çok tümüyle ortadan kaldırmayı isterim. Eğer; ben böyle birşey dememişim, derse "dememişim" sözü, onun aleyhinde tanıklıkta bulunacak sekiz şahitten daha çok hoşuma gider. Eğer, "dedim" der ve özür dilemezse, onu sevdiğim kadar ona kızarım da.»
İbn Abbas'ın şöyle dediğini işittim: «Bir mü'min kardeşimden bana bir kötülük isabet ederse, onu şu üç konumdan birine koyarım:
1- Eğer benden üstün biri ise, kadrini tanırım. Kıymetini bilirim.
2- Eğer benim dengim ise, ona lütufta bulunur ve kusurunu görmezden gelirim.
3- Eğer benden aşağı durumdaki biri ise, onunla arkadaşlık etmem ve meclisinde oturmam, benim nefsime uyguladığım gidiş tarzı budur. Her kim bu gidiş tarzımdan yüz çevirirse, Allah'ın yeri geniştir.»
Eban b. Ebi Raşid el-Kuşeyrî dedi ki: «Gazaya gideceğim zaman vedalaşmak için Meymun b. Mehran'm yanma gittim. Bana şu iki cümleden fazla birşey söylemedi: "Allah'tan kork, tamah ve gazap seni aldatmasın."»
Ebu Melih, Meymun'un şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Her beldedeki âlimler benim yitiklerimdir. Onlar her şehirdeki dostlarımdır, kalbimi âlimlerin meclisine katılmakla ıslah ettim.»
Meymun b. Mehran, şu ayet-i kerimeyi tefsir ederken şöyle demiştir:
«Yalnız sabredenlere, ecirleri sonsuz olarak ödenecektir.» (ez-Zümer, ıo.) Ecirleri hiçbir sıkıntıya düşmeden kendilerine verilecektir.»
Meymun dedi ki: «Sağlığımda bir dirhemi sadaka olarak vermem, ölümümden sonra yüz dirhem sadaka verilmesini vasiyet etmemden daha hoşuma gider.
Zikir iki türlüdür: Allah'ı dil ile zikretmek. Bundan daha faziletlisi Allah'ı, onun helal ve haram kıldığı şeylerin yanında anmak ve masiyet işleneceği zaman onu anıp masiyetten geri durmaktır. İşte böyle yaparsan şerefli olursun.
Üç şey var ki, bu üç şeyde kafir ile mü'min eşit haklara sahiptirler:
1- Emaneti sana bırakan kimse, Müslüman da olsa kafir de olsa emanetini ona vereceksin.
2- Annen baban Müslüman da olsalar, kafir de olsalar onlara iyi davranacaksın.
3- Söz verdiğin kimse mü'min de olsa kafir de olsa ona verdiğin sözü yerine getireceksin.»
SafVan, Meymun'un şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Ben öyle kimselere kavuştum ki, Aziz ve Celil olan Rablerinden korktukları için gözlerini tam
olarak göğe dikip bakamazlardı.»
Ahmed b. Büzeyğ, Harun Ebu Muhammed el-Berberî'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Ömer b. Abdülaziz, Meymun b. Mehran'ı Cezire'ye kadı ve haraç işleri sorumlusu olarak tayin etti.
Meymun, bir süre görev yaptıktan sonra Ömer'e mektup yazarak istifasını sundu ve: «Beni
üstesinden gelemeyeceğim bir işle yükümlü kıldın. İnsanlar arasında hüküm veriyorum, ama ben
yaşlı, zayıf ve güçsüz bir adamım.» dedi. Ömer ona şu cevabi mektubu gönderdi:
«Temiz haracı topla, insanlar arasında görüşüne göre hüküm ver, eğer bir iş hakkında hüküm
veremez olursan, onu bana arzet. Eğer insanlar yükümlü kılındıkları bir işi -üstesinden
gelemiyeceklerini söyliyerek- bırakırlarsa, onların ne dini de de dünyaları kalır.»
Kuteybe b. Said, Meymun b. Mehran'ın şöyle dediğini rivayet et-, mistir:
«Kul bir günah işlediği zaman kalbinin üzerinde siyah bir nokta meydana gelir. Tevbe edince o
nokta silinir ve mü'minin kalbi ayna gibi parlamaya başlar, şeytan ona hangi taraftan gelecek olursa
şeytanı görür. Ama günah işledikçe kalbinin üzerinde bir siyah nokta meydana gelir, günah
işlemeye devam edince kalbi tümden kararır ve şeytanın kendisine nereden geleceğim de göremez.»
İmam Ahmed b. Hanbel, Meymun'un şöyle dediğini rivayet etmiştir: «İnsanların akıllı ve iyileri ne kadar da azalmış! Kişi kendi ışme bakamıyormu ki, insanların
durumuna ve kendisini nereye sürükle-
diklerine bir baksın. Kendisini dünyada hangi çukura yuvarladıklarını görsün.»
Meymun şöyle derdi: «Şu insanlar develer gibidirler, gamsızdırlar, sadece karınlarını düşünürler.
Onların gafletini görünce kendi nefsine bakar ve şöyle der: «Vallahi, ben kendimi de bunların
kötülük ve serleri hususunda bir deve gibi görmekteyim.»
Meymun'un şöyle dediği de aynı senetle rivayet edilmiştir: «Zalim sultan karşısında doğru sözü
söylemekten daha üstün ve faziletli bir sadaka yoktur.»
«Köleye işkence etme ve işlediği her suçtan ötürü onu dövme, ama bu suçlarını aklında tut. Aziz ve
Celil olan Allah'a isyan edip günah işlemesi durumunda onu bu günahı nedeniyle cezalandır ve sana
karşı işlediği suçları da kendisine hatırlat.»
Kuteybe, Meymun b. Mehran'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Ortağın ortağı hesaba çekmesinden daha sıkı bir şekilde kişi kendi nefsim hesaba çekmedikçe
takvalı kimselerden olamaz. Bu ki-Şİ, yiyeceğinin ve içeceğinin helalden mi yoksa haramdan mı geldiğini bilmedikçe takvalılardan sayılmaz.»
Ebu Zür'a ed-Darimî, Meymun'un şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Fasık kişi canavar gibidir, onun. hakkında konuşur ve onu serbest bırakırsan sanki Müslümanlar arasına bir canavar bırakmış gibi olursun.»
Cafer b. Berkan dedi ki: Meymun b. Mehran'a şöyle dedim:
- Falan kişi seni ziyarette gecikiyor, sana sık sık uğramıyor.
- Kalblerde dostluk sabit olunca araya ne kadar uzun fasıla gir-sede geç ziyaretleşmelerin bir sakıncası olmaz.
İmam Ahmed b. Hanbel, Meymun'un şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Karnın ve sırtın kadar seni rahat bırakan başka bir alacaklı bulamazsın.»
İmam Ahmed b. Hanbel, Habib b. Ebi Merzuk'un şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Meymun'un üzerinde elbiselerinin altına giydiği yün bir cübbe gördüm. Kendisine: "Bu nedir?" diye sorduğumda şu karşılığı verdi: "Evet, bunu hiç kimseye söyleme."»
Abdullah b. Ahmed b. Hanbel, Meymun'un şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Bir kimse gizlice günah işlerse, gizlice tevbe etsin, bir kimse açıkça günah işlerse açıkça tevbe etsin. Çünkü Cenâb-ı Allah, bağışlar ve utanmaz; insanlar ise utanırlar ve bağışlanma dilemezler.» Cafer, Meymun'un şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Malda üç afet vardır, malın sahibi bu afetlerden birinden kurtulsa da diğer ikisinden kurtulamaz. İkisinden kurtulsa üçüncüsünden kurtulamaz. Kişinin malı, helal ve temiz olmalıdır. Sizden hanginizin kazancı teiniz olur ve kazancına sadece helal ve temiz şeyler girer? Eğer kazancı haramlardan arınmış ise, mali yükümlülüklerini ve yoksulların haklarını ödemesi gerekir. Bu yükümlülükleri yerine getirirse, bu defa harcamalarında ne aşırıya gitmeli, ne de kıt ölçüler içinde kalmalıdır.»
Cafer, Meymun'un şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Orucun en kolayı, yeme ve içmeyi bırakmaktır.» Abdullah b. Ahmed b. Hanbel, Meymun b. Mehran'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Peygamber veya başka herhangi bir kimse, büyük hayırlara ancak sabır sayesinde ulaşmıştır.»
Yine aynı senedle rivayet olunduğuna göre Meymun, şöyle demiştir: «Dünya, tatlı ve yeşildir, şehvetlerle çevrelenmiştir. Şeytan ise hazırda bekleyen bir düşmandır, kişiye ahiretin sonradan geleceğini, dünya işinin ise acil olduğunu zannettirir.»
Yunus b. Ubeyde dedi ki: Meymun b. Mehran'ın bulunduğu beldede taun hastalığı baş gösterdi. Mektup yazarak ona ailesinin durumunu sordum, bana şu cevabi mektubu gönderdi: «Mektubunu aldım, aile efradımın durumunu soruyorsun, ailemden ve yakınlarımdan on-yedi kişi öldü, başımıza geldiğinde ben beladan hoşlanmam, ama bela üzerimizden kalkıp gidince 'keşke olmasaydı' da demem. Sana gelince, sen Allah'ın kitabına sarıl, çünkü insanlar şaşıp onu unuttular ve başka adamların sözlerini tercih ettiler. Dinde gösteriş yapan kimselerden uzak dur.»
Meymun b. Mehran'ın oğlu Ömer dedi ki: «Babamla beraberdim. Kabe'yi tavaf ediyorduk. Yaşlı bir adamla karşılaştı, kucaklaştılar. Yaşlı adamın beraberinde benim yaşıtım olan bir genç vardı. Babam ona sordu:
- Şu genç kimdir?
- Oğlumdur.
- Nasıl, ondan memnun musun?
- Bütün iyilikleri kendisinde gördüm ey Eyyüb'un babası, sadece birini göremedim.
- O neymiş?
- Ölse de onun ölümü nedeniyle sabredip sevap kazanmak istiyorum.
Bu karşılıklı konuşmalardan sonra babam, o yaşlı adamın yanından ayrıldı. Babama: «Kim bu ihtiyar adam?» diye sordum. Babam da onun Mekhul olduğunu söyledi.»
Meymun b. Mehran dedi ki: «İnsanların en kötüsü, başkalarını ayıplayandır. Keten elbiseyi de ancak zengin veya yoldan çıkmış azgın kimseler giyer.»
İmam Ahmed b. Hanbel, Meymun b. Mehran'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Ey ademoğlu, sırtındaki yükünü hafiflet, çünkü sırtın, bu yüklerin tümünü taşıyacak güçte değildir. Şuna zulmediyorsun, şunun malını yiyorsun, şuna haksızlık ediyorsun ve bu kötülüklerin tümünün günahını da sırtına vurup taşıyorsun, sen sırtındaki yükünü hafiflet.»
«İyi amelleriniz azdır, bari şu az amellerinizi de ihlasla yapın.»
«Bir kavmin meclisinde ve toplantı yerlerinde şeriata uymayan çirkinlikler işlenirse, onların helakları haktır.»
Abdullah b. Ahmed b. Hanbel, Meymun b. Mehran'ın: «Ey suçlular, bugün mü'minlerden ayrılın.» (Yasin, 59.) mealindeki ayet-i kerimeyi okuduğunu, sonra feryad-ü figan edip ağladığım rivayet etmiştir. Meymun, ağladıktan sonra da şöyle demişti: «Bütün yaratıklar bundan daha şiddetli bir tanımlamayı duymuş değildirler.»
Ebu Avane, Meymun'un şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Ali, Osman, kader ve yıldızlar hakkında konuşma, İslâm'dan başka adlarla adlandırılan bütün heva ve heveslerden sakının.»
Şebabe, Fırat b. Saib'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Meymun b. Mehran'a; «Sence Ebu Bekir ve Ömer mi yoksa Ali mi daha faziletlidir?» diye sorduğumda titredi, elindeki değneği yere düştü. Sonra şöyle dedi:
«Ebu Bekir ve Ömer ile Ali'yi birbirine denk tutacak bir insanın zamanına kadar yaşayabileceğimi sanmıyordum. Oysa Ebu Bekir'le Ömer, İslâm'ın izar ve peş temalıdırlar. İslâm'ın başı, cemaatın da lideridirler.» Kendisine: «Ebu Bekir mi daha önce Müslüman oldu yoksa Ali mi?» diye sorduğumda şu cevabı verdi: «Vallahi, Peygamber (s.a.v.), rahip Bahira'ya uğradığı zaman, Ebu Bekir kendisine iman etmişti. Ebu Bekir'in kendisi Rasûlullah'la Hatice arasında gidip geldi. Nihayet Hatice'yi ona nikahladı. Bütün bunlar, Ali'nin doğumundan önce olmuştu. Bundan önce Ebu Bekir, Rasûiullah'ın arkadaşı ve samimi dostu idi.»
Meymun b. Mehran, İbn Ömer'den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.), şöyle buyurmuştur:
«Ahir zamanda helal dirhem veya güvenilir bir kardeş az bulunacaktır.»
Meymun, yine İbn Ömer'den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.), şöyle buyurmuştur:
«Ahir zamanda malın en şerlisi kölelerdir.»
İbn Ebi'd-Dünya, Meymun'un şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Karşılıksız olarak kardeşlerin rızasını talep eden kimse mezar-dakilerîe arkadaşlık etsin.»
«Bir kimse, bir başkasına haksızlık eder de onun hakkını ödeyip helalleşme fırsatını ele geçiremez ve o mazlum kişi vefat ederse, her namazın arkasında onun için mağfiret dilesin. Böyle yaparsa onun hakkını Ödemiş olur inşaallah. Buna ırzlar, mallar ve diğer haksızlıklar dahil olur.»
Meymun dedi ki: «Katil, öldürmeyi emreden, emredilen, zalim ve zulme rıza gösteren kimseler günahta eşittirler.»
«Sabrın en faziletlisi, nefsinin Aziz ve Celil olan Allah'a taatta zorlanmasına dayanmaktır.»
Meymun, bir sahabe cemaatından rivayette bulunmuştur. Kendisi Rakka'da ikamet etmiştir. Allah ona rahmet etsin.

