Bu senede Mesleme b. Abdülmelik ile Abbas b. Velid, Rum illerine gaza yaptılar. Kaleler fethettiler, Rumlardan birçok adamlar öldürdüler. Ganimetler ele geçirdiler ve birçok insanı tutsak ettiler.
Rumlar, deniz komutanı Halid b. Keysan'ı esir aldılar. Onu hükümdarlarına gönderdiler. Bizans hükümdarı da onu.Velid b. Abdül-melik'e hediye etti.
Velid, kardeşi Abdullah b. Abdülmelik'i Mısır valiliğinden azlederek yerine Kurra b, Şerik'i tayin etti.
Muhammed b. Kasım, Sind hükümdarı Dahir b. Sassa'yı öldürdü. Muhammed b. Kasım, Haccac ordularından birinin komutam idi.
Kuteybe b. Müslim, Buhara şehrini fethetti. Oradaki düşman Türklerin tümünü bozguna uğrattı.
Suğd hükümdarı Tarhun, Buhara'nm fethinden sonra Kutey-be'den kendisine her sene vereceği para karşılığında barış talebinde bulundu. Kuteybe de onun bu talebini kabul etti ve bu şartım yerine getirmesi için ondan rehin aldı.
Bu senede Buhara hükümdarı Verdan Hüzahî, Türklerden yardım talebinde bulundu. Kuteybe'nin orayı almasından sonra Verdan Huzahî, Türklerin yardımıyla şehir dışında Müslümanlara saldırmış, onları darmadağın etmişti. Sonra Müslümanlar dönüp onların üzerine hamle yapmışlar ve onlardan çok sayıda adam Öldürmüşlerdi. Kuteybe, Suğd hükümdarı ile barış yapmış, Buhara şehrini ve kalelerini fethetmişti. Sonra da askerleriyle birlikte beldelerine geri dönmüş, Haccac da bu hususta ona izin vermişti. Kendi beldelerine dönerken Suğd hükümdarının Türk hükümdarına şöyle dediğini haber almıştı: «Doğrusu Araplar hırsız gibidirler. Kendilerine birşey verilirse alıp giderler. Şu Kuteybe de hükümdarların üzerine gider. Hükümdarlar ona birşeyler verirlerse alıp geri döner. Kuteybe, hükümdar değildir. Hükümdarlık da talep etmiyor.»
Bu sözleri duyunca Kuteybe, bunların üzerine tekrar yürüdü. Türk hükümdarı Neyzek, aralarında Melik Talikanın da bulunduğu Maveraünnehir hükümdarlarına mektuplar yazdı. Bu, daha önce Kuteybe ile barış yapmıştı. Barışı bozdu. Diğer hükümdarların da tümünden yardım istiyerek Kuteybe'nin üzerine yürüdü. Daha önce Kuteybe ile barış antlaşması yapmış olan diğer birçok hükümdar da onun yanına gelip güç birliği yaparak Kuteybe'ye karşı birleşip bir cephe teşkil ettiler ve seneye bahar mevsiminde her birlikte Kuteybe'ye karşı savaş açmak için sözleştiler. Yapılan savaşta Kuteybe, onlardan gerçekten çok sayıda adam öldürdü. Onlardan dört fersah boyundaki bir askeri saffı baştan sona darağacma astı. Bu da onların topluluklarını darmadağın etti.
Bu senede Yezid b. Mühelleb ile kardeşleri Mufaddal ve Abdül-melik, Haccac'ın zindanından kaçarak Süleyman b. Abdülmelik'in yanma gidip sığındılar. Süleyman'da onlara, Haccac'a karşı eman verdi. Bunun sebebi şuydu: Haccac, daha önce onlara karşı tedbirler almış, onları büyük cezalara çarptırmış ve onlardan 6.000.000 dirhem para almıştı. Kardeşler arasında işkenceye en çok dayanabilen, Yezid b. Mühelleb'di. Kendisine ne kadar işkence ederlerse etsinler, Yezid'in yine de sesi duyulmuyordu. Bu da Haccac'ı çok öfkelendiriyordu. Adamın biri, Haccac'a dedi ki: «Yezid'in bacağında bir ok izi vardır. Okun başlığı onun bacağında kalmıştır. Yarasına birşey isabet edince kendini tutamayıp çığlık atıyor...» Bunun üzerine Haccac, Yezid'in bacağındaki yaraya dokunulmasını ve işkence edilmesini emretti. Oraya işkence yaptıklarında Yezid, yüksek sesle feryad etmeye başladı. Kız kardeşi ve Haccac'ın karısı Hind binti Mühelleb, kardeşinin çığlığını duyunca ağlamaya başladı. Haccac da onu boşadı. Sonra kardeşleri zindana attırdı.
Bundan sonra Haccac, Kürtler üzerine göndereceği orduyu teşkil etmek için bazı yerlere gitti. Bu kardeşleri de yanına aldı. Gittiği yerde çevrelerine hendek kazdırdı ve üzerlerine bekçi koydurdu. Gece olunca Yezid b. Mühelleb, bol miktarda yemek yapılmasını ve bekçilere yedirilmesini emretti, sonra kılık değiştirerek aşçılardan birinin elbisesini giyindi. Sakalını beyazlattı. Dışarı çıktı. Bekçilerden biri onu görünce: «Bu yürüyüş kadar Yezid b. Mühelleb'in yürüyüşüne benzer başka bir yürüyüş görmedim.» dedi. Sonra durumu tahkik etmek için onu takib etti. Sakalının beyazlığını görünce dönüp ondan vazgeçti. Daha sonra diğer kardeşleri Yezid'in peşine takıldılar. Gemiye binip Şam'a doğru yol aldılar.
Haccac, onların kaçtığını duyunca rahatsız oldu. Onların Horasan'a gittiklerini sandı. Bunun üzerine Kuteybe b. Müslim'e bir mektup yazarak Yezid b. Mühelleb ve kardeşlerinin Horasan'a gittiklerini sandığını, onlara karşı gerekli tedbirleri almasını, her tarafta onları araştırıp gözetmesini ve yakalatmak için sınır boylarındaki vali ve yetkililere de haber göndermesini emretti. Kendisi de mü'minlerin emiri halife Velid'e bir mektup yazarak Yezid ve kardeşlerinin kaçtıklarını ve kanaatınca Horasan'a gittiklerini haber verdi. Haccac, Ye'd'in de İbn Eş'as gibi ona karşı ayaklanmasından ve asker toplamamdan korktu. Rahibin daha önce kendisine söylediği sözlerin gerçekleşeceğinden ötürü telaşa kapıldı.
Yezid b. Mühelleb ve kardeşleri Mervan b. Mühelleb'in o gün için kendilerine hazırlamış olduğu atlara bindiler. Kendilerini Beni Kelb kabilesinden Abdülcebbar b. Yezid adındaki kılavuz alıp Semave yoluna soktu. İki gün sonra Haccac, Yezid'in Şam'a doğru gittiği haberini aldı. Bu durumu bildirmek için Velid'e mektup yazdı.
Yezid, yoluna devam etti. Nihayet Ürdün'e varıp Vüheyb b. Ab-durrahman el-Ezdî'ye konuk oldu. Vüheyb, Süleyman b. Abdülmelik nezdinde kıymetli bir kimse idi. Vüheyb de kalkıp Süleyman b. Ab-dühnelik'e gitti ve ona şöyle dedi: «Yezid b. Mühelleb ile kardeşleri evimdedirler. Haccac'dan kaçıp sana sığınmaya gelmişler.»
Süleyman b. Abdülmelik, Vüheyb'e şöyle dedi: «Git, onları yanıma getir. Ben hayatta bulunduğum sürece onlar güven içinde olacaklardır.»
Vüheyb, gidip onları getirdi ve Süleyman b. Abdülmelik'in evine yerleştirdi. Süleyman da onlara eman verdi ve kardeşi Velid b. Abdül-melik'e şöyle bir mektup gönderdi:
«Ben, Mühelleb ailesine eman verdim. Haccac'ın onlardan alacağı 3.000.000 dirhem de benim yammdadır.»
Velid ona: «Yezid'i bana göndermedikçe vallahi ben ona eman vermeyeceğim.» diye mektup gönderdi. Süleyman da, kardeşi Velid'e şöyle bir mektup gönderdi: «Allah'a yemin ederim ki, ben kendisiyle beraber olmadıkça Yezid'i sana yalnız başına gönderecek değilim. Ey mü'minlerin emiri, Allah aşkına kardeşini rezil rüsvay etme. Verdiğim sözü geçersiz kılma, emanımı tasdik et.»
Velid, şu cevabî mektubu gönderdi:
«Hayır, vallahi sen Yezidle birlikte gelmeyeceksin. Sen onu zincire vurulmuş bir şekilde bana yalnız olarak gönder.»
Bu karşılıklı yazışmalar üzerine Yezid, Süleyman'a şöyle dedi: «Beni ona yalnız olarak gönder. Benim yüzümden aranızda düşmanlık ve savaş çıkmasını istemiyorum. Beni ona oğlunla birlikte gönder ve ona yapabildiğin kadarıyla yumuşak ifadelerle bir mektup yaz.» Süleyman, Yezid'i oğlu Eyyüb'le birlikte Velid'e gönderdi. Gönderirken de oğluna şöyle talimat verdi:
«Koridora girdiğin zaman sen, Yezidle birlikte kendini zincire ^r ve zincire vurulmuş olarak ikiniz Velid'in huzuruna girin.»
Velid, kardeşi oğlu Eyyüb'ün de zincire vurulmuş olduğunu gönce: «Vallahi Süleyman'a çok ağır muamele yaptık.» dedL Eyyüb de abasının mektubunu amcası Velid'e verdi ve şöyle dedi:
«Ey mü'minlerin emiri! Canım sana feda olsun, babamın vermiş olduğu himayeyi bozma. Zaten babamın himayesini en çok koruması gereken kişi sensin. Sana olan yakınlığımız vesilesiyle himayemize girerek esenliği ümit eden kimselerinde ümidini kırma. Şu kapının şerefi dolayısıyla her şeyiyle yanımıza gelen ve şeref ümid eden kimseleri de zelil kılma.»
Velid, daha sonra kardeşi Süleyman'ın gönderdiği mektubu okudu. Mektupta şunlar yazılıydı:
«İmdi ey mü'minlerin emiri! Allah'a yemin ederim ki, eğer seninle savaşmış düşmanın benden.eman dileyecek olursa ve ben kendisine eman verirsem, sen benim verdiğim emanı geçersiz kılmazsın. Bana sığınan kimseyi de zelil kılmazsın, ben buna inanıyorum ama yine de ben, ancak emir dinleyen ve itaat eden kimseye eman veririm. İslâmiyet'te kendisi, babası ve aile efradı güzelce sınav vermiş ve güzel bir İslânıî yaşantı sergilemiş olan kimseleri himayeye alırım. Yezid'i sana böylece gönderdim, eğer sen aramızdaki bağlan koparacak, vermiş olduğum emanı geçersiz kılacak ve bana daha da kötü davranacak olursan, şüphesiz ki sen buna muktedirsin. Ama ben, akrabalık bağlarımızı koparmandan, saygınlığımı hiçe saymandan, iyiliğimi ter-ketmenden, istediğim şeye icabet etmemenden ve kardeşlik bağımızı koparmandan seni Allah'a sığındırıyorum.
Allah'a yemin ederim ki ey mü'minlerin emiri, artık bu dünya da ben ve sen ne kadar yaşayacağımızı bilemiyoruz, ölüm ne zaman ikimizi birbirimizden ayıracaktır, bunu da bilemiyorum. Allah, senin sevincini devam ettirsin. Ey mü'minlerin emiri, eğer elinden geliyorsa ecel gelmeden benim kardeşlik hukukumu gözet, hakkımı öde, benimle kötü geçinmekten uzak durmak istiyorsan bunu yap.
Allah'a yemin ederim ki ey mü'minlerin emiri, dünyada Allah'a karşı takvalı olmaktan sonra seni memnun edip sevindirmekten beni daha fazla memnun kılacak başka birşey yoktur. Seni memnun etmek, seni sevindirmek, kendi sevincimden ve memnuniyetimden daha çok hoşuma gider. Aramızdaki akrabalık ve kardeşlik bağının kopmamasını istiyerek Allah'ın hoşnutluğunu talep ediyorum. Ey mü'minlerin emiri, zaman içinde günlerden bir gün bana saygı göstermek, bana iyilik yapmak, kardeşlik hakkımı vermek istiyorsan, Yezid'i affet. Ondan istediğin her şeye ben kefilim.» Velid, kardeşinin mektubunu okuyunca: «Süleyman'a ağır muamelede bulunduk.» dedi. Sonra kardeşi oğlu Eyyüb'ü çağırıp yanma yakın bir yere oturttu. Yezid b. Mühelleb, konuşmaya başladı. Allah'a hamd-ü sena da bulunduktan ve Rasûlüne salat-ü selam getirdikten sonra şöyle dedi:
«Ey mü'minlerin emiri! Sizin belanız bizim yanımızda belaların en güzelidir. Bunu başkaları unutsa da biz unutacak değiliz. Bunu başkaları inkar edecek olursa da biz inkar edecek değiliz. Bizim aile, zin düşmanlarınızın gözlerine vurarak büyük savaşlarda, doğuda ve batı da her yerde düşmanlarınızla savaştı ve sizin itaatmızda bulundu Bu da bizim için büyük bir minnet ve lütuftur.» Velid, ona: «Otur» dedi. Yezid oturdu. Velid, ona eman verdi. Ona dokunmayarak Süleyman'a gönderdi. Yezid, Süleyman'ın yanında rahatladı, güzel bir hayat yaşadı. Süleyman, ona çeşitli ve iştah verici yemekler hazırlatıyordu. Süleyman'ın yanında itibar sahibi oldu. Süleyman'a bir hediye gelirse, mutlaka yarısını Yezid'e gönderiyordu. Yezid b. Mühelleb de ona çeşitli hediye ve armağanlar gönderiyordu. Bu arada Velid de Haccac'a mektup yazarak «Ben, Yezid b. Mühel-leb'e dokunmadım. Aile efradına da karışmadım. O ve aile efradı, kardeşim Süleyman'ın yanındadırlar. Onlara dokunma.» dedi. Haccac da Mühelleb ailesinden vazgeçti. Onlara dokunmadı. Onlardan istediği paradan da vazgeçti. Öyle ki, Ebu Uyeyne b. Mühelleb'e 1.000.000 dirhem bıraktı. Yezid b. Mühelleb, Haccac'm hicri doksanbeşinci senede ölümüne kadar Süleyman b. Abdülmelik'in yanında kalmaya devam etti. Sonra Yezid, Irak valiliğine tayin edildi. Nitekim bunu daha önceleri bir rahip ona haber vermişti.

