El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Seksenbeşinci Senesi

İbn Cerir'in anlattığı gibi Abdurrahman b. Eş'as, bu senede öldürülmüştür. Doğrusunu Allah bilir. Bu senede Haccac, Yezid b. Mühelleb'i Horasan valiliğinden aldı. Yerine kardeşi Mufaddal b. Mühelleb'i tayin etti. Bunun …

İbn Cerir'in anlattığı gibi Abdurrahman b. Eş'as, bu senede öldürülmüştür. Doğrusunu Allah bilir.

Bu senede Haccac, Yezid b. Mühelleb'i Horasan valiliğinden aldı. Yerine kardeşi Mufaddal b. Mühelleb'i tayin etti. Bunun sebebi şuydu: Haccac, bir defasında Abdülmelik'in ziyaretine gitmişti. Dönüşünde kitab ehli, âlim ve yaşlı bir rahibin bulunduğu bir kiliseye uğrayıp ona şöyle sordu:

- Ey ihtiyar! Kitaplarınızda bizim ve sizin ne durumda olduğumuzu bildiren birşeyler görüyor musun?

- Evet.

- Mü'minlerin emirinin evsafını nasıl görüyorsunuz?

- O, kel bir hükümdardır. Onun yolunda çalışan ölü

- Ondan sonra kim hükümdar olacaktır?

- Velid adında bir adam hükümdar olacaktır.

- Ondan sonra kim hükümdar olacaktır?

- Ondan sonra adı peygamber adı olan biri hükümdar olacaktır. Onunla insanlar, fetihlere ve bolluklara kavuşacaklardır.

- Onu bana tarif etsene.

- Onu sana anlattım işte.

- Benim akibetimin nice olacağını biliyor musun?

- Evet.

- Benden sonra Irak'a kim vali olacak?

- Yezid adında bir adam senden sonra Irak'a vali olacaktır.

- Ben hayatta iken mi yoksa ben öldükten sonra mı böyle olacak?

- Bilemem.

- Yezid'in evsafını biliyor musun?

- Sadece bir defa ihanet edecektir. Başka da bilmiyorum. Haccac, kendisine başkaldıracak ve ihanet edecek adamın Yezid

b. Mühelleb olduğunu sandı. Yedi gün süre ile yol gitti. İhtiyar rahibin söylediklerinden korkmuştu. Sonra Abdülmelik'e mektup yazarak kendisini Irak valiliğinden affetmesini istemişti ki, kendisinin Abdül-nıelik nezdindeki itibar ve kıymetini öğrensin. Gelen cevabî mektupta Abdülmelik, onu istifasından ötürü kınayıp azarlıyor, ayıplıyor, görevim sürdürmesini ve sebat etmesini istiyordu. Haccac, daha sonra bir gün oturup düşünmeye başladı. Ubeyd b. Mevhib'i yanma çağırttı. Ubeyd geldiğinde Haccac, elindeki bir çubukla yere bir şeyler çiziyordu. Başını kaldırıp Ubeyd'e şöyle dedi:

- Yazıklar olsun sana ey Ubeyd! Kitab ehli kimselerin anlattıklarına göre hakimiyetim altında bulunan şu topraklara Yezid adında kır adam hakim olacaktır. Ben Yezid b. Ebi Kebşe'yi, Yezid b. Husayn

b. Nümeyr'i, Yezid b. Dinar'ı düşündüm... Ancak onlar, burada değildirler. Burada Yezid b. Mühelleb'ten başkasi yoktur.

Ubeyd, ona şu cevabı verdi:

- Onlar şereflendiler, vilayetleri ve hakimiyetleri büyüdü. Onlar, kadri yüce, güçlü ve itibarlı kimselerdirler. Bu rütbelerine de layıktırlar, olsa olsa bunu Yezid b. Mühelleb yapar.

Haccac, Yezid b. Mühelleb'i görevden azletmeye kesir karar verdi. Abdülmelik'e bir mektup yazarak Yezid b. Mühelleb'i yerdi. Abdülme-lik'i onun ihanetinden korkuttu ve ehl-i kitabtaıı olan o yaşla rahibin söylediklerini nakletti. Ulağın getirdiği cevabî mektupta Abdülmelik, Haccac'a şöyle diyordu:

«Yezid hakkında çok konuştun artık. Horasan'ı idare edebilecek bir adamın adını ver ki, onu vali tayin edeyim.» Haccac da tercihini Mufaddal b. Mühelleb üzerinde kullandı. Abdülmelik de onu dokuz ay süreyle Horasan'a vali tayin etti. Bu süre zarfında Abs beldelerine ve diğer illere gaza yaptı, çok miktarda ganimet ele geçirdi. Şairler, onu medhettiler, sonra Mufaddal'ı azledip yerine Kuteybe b. Müslim'i vali olarak tayin etti.

İbn Cerir dedi ki: Bu senede Musa b. Abdullah b. Hazim, Tir-miz'de öldürüldü. Bu olay şöyle gelişti: Musa, babası Abdullah'ın öldürülmesinden sonra geride kalan adamları ile birlikte sığınacak bir şehir bulamadı. Her nereye yaklaşırsa mutlaka o şehrin hükümdarı karşısına çıkıyor ve onunla savaşıyordu. Bu hal devam etti, nihayet Tirmiz'e yakın bir yere gelip konakladı.

Tirmiz hükümdarı zayıftı, Musa b. Abdullah ile idare-i maslahat yaptı. Ona armağalar ve hediyeler gönderdi. Hatta onunla birlikte av partileri düzenledi. Sonra hükümdar, onun için bir ziyafet tertipledi. Ona: «100 adamınla yemeğe buyur.» diye haber gönderdi. Musa da askerlerinden iyi dövüşen 100 kişi ile birlikte davete gitti, şehire girdi. Ziyafet yerine vardı. Yemekten sonra Musa, hükümdarın konağında yan gelip uzandı ve: «Allah'a yemin ederim ki, bu konak benim evim veya mezarım oluncaya kadar buradan kalkmayacağım.» dedi. Konaktaki adamlar, ona saldırdılar, askerleri onu müdafaa ettiler. Sonra onlarla Tirmizliler arasında savaş cereyan etti. Tirmizlilerden çok sayıda adam öldürüldü, geri kalanlar kaçıp gittiler. Musa da geri kalan askerlerini şehre çağırdı. Şehri istila etti, istihkam kurup şehri düşmanlara karşı korudu.

Hükümdar da şehirden kaçıp kardeşleri Türklere sığındı. Onlardan yardım istedi. Türkler, ona şöyle dediler: «100 kadar kişiyle seni beldenden çıkarıp kovan şu kavme karşı savaşacak güç bizde yoktur.» Sonra Tirmiz hükümdarı, başka bir grup Türk'ün yanına giderek onlardan yardım istedi. Onlar da konuşmasını dinlemeleri için birkaç kişiyi Musa'nın yanma gönderdiler. Musa, onların gelişini duyduğunda hava çok sıcaktı. Adamlarına ateş yakmalarım, kışlık elbiselerini giymelerini ve ısınır gibi yaparak ellerini ateşin üzerine yaklaştırmalarını emretti.

Türk elçiler gelip Musa'nın adamlarının sıcak yaz gününde neler yaptıklarım görünce: «Bu yaptığınız nedir?» diye sordular. Musa'nın adamları da: «Biz yazın üşür, kışın da sıcaklanırız.» diye cevap verdiler. Bunun üzerine Türkler, dönüp kendi kendilerine: «Bunlar insan değil, bilakis bunlar cindir.» dediler. Hükümdarlarının yanma dönüp gördükleri manzarayı anlattılar ve: «Biz bunlarla savaşanlayız.» dediler.

Bunun üzerine Tirmiz hükümdarı gidip başka bir gruptan yardım diledi. Onlar da gelip Tirmiz'i kuşatma altına aldılar. Huzaî de gelip orayı kuşatma altına aldı. Huzaî, sabahleyin, Acemler de akşama doğru savaşıyorlardı. Daha sonra Musa, geceleyin onlara bir baskın düzenleyerek çok sayıda adam öldürdü. Ömer el-Huzaî de bundan korktu ve Musa ile barış yaptı.

Ömer el-Huzaî, bir gün yanında hiç kimse yokken Musa'nın yanına girdi. Musa'nın yanında silah da göremiyordu. Ona öğüt verircesine: «Allah emiri ıslah etsin, senin gibi bir adamın silahsız olması doğru değil.» deyince Musa: «Yanımda silah vardır.» diye cevap verdi. Sonra yatağının ucunu kaldırdı. Kınında bir kılıç bulunduğunu gördü. Ömer, kılıcı alıp Musa'nın üzerine saldırarak öldürdü ve kaçıp gitti. Bundan sonra Musa b. Abdullah b. Hazim'in adamları da dağıldılar.

İbn Cerir dedi ki: Bu senede Abdülmelik, kardeşi Abdülaziz b. Mervan'ı Mısır valiliğinden azletmeğe karar verdi. Bunu Ruh b. Zin-ba el-Cüzamî, yapılması gereken güzel bir iş olarak ona telkin etmişti. O bu halde iken yanlarına geceleyin Kubeyse b. Züeyb geldi. Gece veya gündüz hangi saatte olursa olsun Kubeyse, Abdülmelik'in yanına serbestçe girerdi. Abdülmelik'e, kardeşi Abdülaziz'in ölümü nedeniyle taziyetlerini sundu. Abdülmelik de onu azletmeğe karar verdiğine pişman oldu.

Abdülmelik'i bu yönde bir karar vermeye iten sebep şuydu: O, kendisinden sonra oğulları Velid'in, ondan sonra Süleyman'ın, ondan sonra Yezid'in, ondan sonra da Hişam'ın veliaht olmalarını kararlaştırmıştı. Bunu kendisine Haccac telkin etmiş ve bir tertip olarak ortaya koymuştu. Halife Mervan da sağlığında oğlu Abdülmelik'i, Abdül-melik'ten sonra da Abdülaziz'i veliaht tayin etmişti. Abdülmelik, Ab-dulaziz'i kendisinden sonra emirlikten tümüyle uzaklaştırmak ve e-mirliği kendi evladına ve torunlarına bırakmak, halifeliğin kendilerinde kalmasını temin etmek istemişti. Doğrusunu Allah bilir.