Bu senede Mekke'de büyük bir sel taşkını meydana geldi. Bu sel sularına Mekke içindeki hacılar ve yüklü develeri, kadınlar ve erkekler kapılıp gittiler. Kimse onları kurtaramadı. Sular, Hacun'a kadar vardı. Çok sayıda insan boğuldu. Anlatıldığına göre sular, Ka'be'yi altta bırakacak kadar yükselmişti. Doğrusunu Allah bilir.
İbn Cerir, Vakidî'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: Bu senede Basra'da veba salgını baş gösterdi. Meşhur kavle göre bu salgın, hicretin altmışdokuzuncu senesinde Basra'da başgöst ermiş ti. Nitekim bunu önceki kısımlarda da anlatmıştık.
Bu senede Mühelleb b. Ebi Süfra nehri geçti. Keşte denilen yerde iki sene Türk düşmanlara karşı sabır göstererek ikamet etti. Anlatımı burada uzun sürecek vak'alar iki taraf arasında cereyan etti. O esnada îbn Eş'as'm Haccac'a başkaldırdığına dair mektubu Mühelleb'e geldi. Mühelleb de bu mektubu olduğu gibi Haccac'a gönderdi. Hac-cac, mektubu alıp okudu. Sonra -ileride anlatılacağı gibi- İbn Eş'as'la yapılan savaşlar meydana geldi.
Bu senede Haccac, Basra, Küfe ve diğer yerlerden topladığı askerleri Türk hükümdarı Rutbil'den intikam almak üzere harekete geçirdi. Bu ordu, Ubeydullah b. Ebi Bekre'nin askerlerini geçen sene öldüren Rutbil'den intikam alacaktı. Haccac, Basra ve Küfe şehirlerinden 20.000 olmak üzere 40.000 kişilik bir ordu teşkil etti. Bu ordunun başına Abdurrahman b. Muhammed el-Eş'as'ı -onu sevmemesine rağmen- komutan yaptı. Haccac, gerçekten ona öfke duyuyordu. Öyle ki: «Onu her gördüğümde mutlaka öldürmek istemişimdir.» demişti.
Günün birinde İbn Eş'as, Haccac'm yanına gitmişti. Haccac'ın yanında o esnada Amir eş-Şabil de bulunuyordu. Haccac, Amir'e: «Şunun yürüyüşüne bak hele! Vallahi ben bunun boynunu vurmak istiyorum.» demişti. Amir de Haccac'm bu sözlerini gizlice İbn Eş'as'a iletmiş, İbn Eş'as da şu karşılığı vermişti: «Vallahi eğer zaman bulursam ben de Haccac'ı iktidardan uzaklaştırmak için olanca gücümü harcayacağım.»
Kısaca diyeceğimiz şudur ki, Haccac, teşkil ettiği bu ordunun res-nıi geçit yaptığını görünce onlara bolca masraf yaptı. Sonra orduya kimi komutan yapacağını düşünmeye başladı. Neticede Abdurrahman b. Muhammed b. Eş'as'ı tercih ederek onu bu oruya komutan olarak tayin etti. Abdurrahman'ın amcası İsmail b. Eş'as, Haccac'a gelip şöyle dedi: «Korkarım ki sen, Abdurrahman'ı komutan yaparsın-da o Serat köprüsünü geçtikten sonra sana itaat etmez.» Haccac da ona şu karşılığı verdi: «O burada değildir. Onu severim ama emrime muhalefet etmesinden veya itaatim dışına çıkmasından korktuğum zaman gerekeni yaparım.»
Bu konuşmadan sonra Abdurrahman'ın komutanlık emrini verdi. Abdurrahman da askerleriyle birlikte Rutbil'in diyarına doğru gitti. Rutbil, Abdurrahman b. Eş'as'm ordusu ile üzerine gelmekte olduğunu duyunca geçen senede kendi ülkesinde Müslümanların başına gelen hezimetten ötürü özür dilediğini ve kendisinin bu durumdan hoşlanmadığını, Müslümanların kendisini savaşa mecbur ettiklerini bildiren bir mektup gönderdi. Abdurrahman'dan -Müslümanlara haraç verme karşılığındabarış istedi, ancak Abdurrahman, onun bu teklifine önem vermedi. Rutbil'in ülkesine girmeye kesin kararlıydı. Bunun üzerine Rutbil de askerlerini topladı. Onları, Abdurrahman ve ordusu ile savaşmaya hazırladı.
Abdurrahman b. Eş'as, her bir beldeye veya şehre girdiğinde veya Rutbil'in kalelerinden birini ele geçirdiğinde, o mıntıkayı kendisi için muhafaza etsin diye bir naib tayin ediyordu. Yaşlı ve tecrübeli kimseleri de tehlikeli mekanlara bırakıyordu. Rutbil'in ülkesinin birçok belde ve şehirlerini istila etti. Bol miktarda malı ganimet olarak elde etti. Çok sayıda insanı tutsak etti. Sonra elde ettikleri beldeleri İslah etmeleri ve o beldelerdeki gelir ve ürünlerle kuvvetlenmeleri maksadıyla askerlerini durdurdu. Gelecek sene daha güçlü bir şekilde düşmanla karşılaşabilmeleri için, Rutbil'in ülkesinin iç taraflarına doğru ilerlemelerine mani oldu. Böyle yaptılar. Nihayet ertesi sene adım adım ülkenin iç kısımlarına doğru ilerlediler. Bütün mıntıkaları ele geçirdiler. Nihayet Rutbil ve askerlerini başkentinde kuşatma altına aldılar ve orayı fethettiler. Bol miktarda malları, hazineleri ve zürriyetleri ganimet olarak elde ettiler. Sonra Rutbil'in savaşçılarını Öldürdüler. Sonra İbn Eş'as, gerçekleşen fethi ve Allah'ın kendilerine nasib ettiği zaferi bir mektupla Haccac'a bildirdi.
Bazılarının anlattıklarına göre Haccac, Himyan b. Adiy es-Sedü-sî'yi Kirma halkına silahlı bir takviye kuvveti olarak gönderdi ki, ihtiyaç duydukları takdirde Sicistan ve Sind valilerine de takviye olsun. Ancak Himyan ve beraberindeki askerler, Haccac'a asi oldular. Haccac da onun ve adamlarının üzerine Abdurrahman b. Eş'as'ı gönderdi. Abdurrahman, Himyan'ı ve adamlarını mağlub etti. Kendisi de beraberindeki askerlerle orada ikamet etti. Ubeydullah b. Ebi Bekre vefat etti. Haccac da bunun üzerine Abdurrahman b. Eş'as'ı Sicistan valiliğine tayin ettiğini bir mektupla kendisine bildirdi. Ayrıca bağışları dışında kendilerine 2.000.000 dinar sarfettiği büyük bir orduyu da Abdurrahman b. Eş'as'm emrine gönderdi. Bu orduya Tevavis ordusu deniyordu. Haccac, Abdurrahman'dan Rutbü'in üzerine yürümesini istedi ve önceki sayfalarda da anlattığımız gibi iki taraf arasında cereyan eden ve Abdurrahman'm zaferiyle sonuçlanan bir savaş meydana geldi.
Vakidî ve Ebu Ma'şer dediler ki: «Bu senede (hicretin sekseninci senesinde) Eban b. Osman, insanlara haccettirdi.» Başkalarının ifadelerine göre bu sene Süleyman b. Abdülmelik insanlara haccettir-miştir. Bu senede yaz mevsimi gazasına Velid b. Abdülmelik gitmişti. Medine valisi Eban b. Osman'dı. Doğu eyaleti tümüyle Haccac'm ida-resindeydi. Küfe kadısı Ebu Bürde b, Ebu Musa, Basra kadısı da Musa b. Enes b. Malik idi.

