Bu senenin yazında Mesleme b. Abdülmelik ile kardeşi oğlu Abbas b. Velid b. Abdülmelik gazaya gittiler. Beraberlerindeki Müslümanlarla bu senenin cemaziyelevvel ayında müstahkem bir kale olan Tuvana kalesini fethettiler. Bu fetih sırasında Müslümanlar, Hristi-yanlara hamle yapıp onları bozguna uğrattılar ve kiliseye sığınmak mecburiyetinde bıraktılar. Bir süre sonra da Hristiyanlar kiliseden çıkıp Müslümanlara hamle yaptılar ve onları bozguna uğrattılar. Savaş alanında sadece Abbas b. Velid ve beraberinde İbn Muhayriz el-Cumahî kalmıştı. Diğerleri kaçmışlardı. Abbas, İbn Muhayriz'e: «Aziz ve Celil olan Allah'ın rızasını talep eden Kur'ân okuyucuları nerede?» diye sorunca İbn Muhayriz: "Seslen, onlar sana gelirler." dedi. Bunun üzerine Abbas da: «Ey Kur'ân ehli!» diye seslendi. Müslüman askerler, akın akın geri döndüler ve hep birlikte Hristiyanlara hamle yaptılar. Onları kırıp geçirdiler. Hristiyanlar kaleye sığındılar. Müslümanlar, onları kuşatma altına aldılar ve nihayet kaleyi fethettiler.
İbn Cerir'in anlattığına göre bu senenin rebiyülevvel ayında Velid, Ömer b. Abdülaziz'e bir mektup göndererek Mescid-i Nebevî'yi yıkmasını ve peygamber zevcelerinin odalarını mescide katmasını, kıble cihetinden ve diğer taraflardan mescidi genişletmesini, mescidi 200x200 zira' ebadında inşa etmesini istedi ve şöyle dedi: «Mescidin çevresinde bulunan mülklerini sana satan olursa satın al. Satmaya yanaşmayan olursa kıymet takdir et. Sonra binasını yık,"onlara evlerinin bedelini öde. Çünkü bu hususta senin için Ömer ve Osman gerçek bir seleftirler. Onlar da böyle yapmışlardı.»
Ömer b. Abdülaziz, bu iş için Medine'nin önde gelenlerini, on fı-kıhçıyı ve halkın bir kısmını davet etti. Toplantıda onlara mü'minle-rin emin Velid'in mescidi genişletme hususundaki mektubunu okudu, bu mektup halkın çok ağrına gitti. Gelenler şöyle dediler: «Bu odaların tavanları alçaktır, tavanlarının üzerinde hurma sapları ve lifleri vardır. Duvarları kerpiçtendir, kapılarının üzerinde kıldan örülme perdeler vardır. Bunları bu halde bırakmak uygun olacaktır ki hacılar, ziyaretçiler ve misafirler gelip bu odalara, Peygamber (s.a.v.)'in evlerine baksınlar. Bundan yararlanıp ibret alsınlar. Bu, gelip görenlerin dünyada zühd sahibi olmaları için daha tesirli bir vasıta olur. Böylece insanlar kendilerini barındıracak, gözlerden gizleyecek ve sadece ihtiyaçlarını karşılayacak evler edinirler. Daha fazla binalar ve köşkler edinme arzusuna kapılmazlar. Şu yüksek binalarında Firavun ve Kisra ameli olduğunu anlarlar. Uzun emel sahibi olan herkes dünyaya rağbet eder; dünyada ebedi kalmaya imrenir.»
Bu toplantı sonrasında Medine valisi Ömer b. Abdülaziz, on fıkıh-çının icma ettiği görüşü Velid'e bir mektupla bildirdi. Ama yine de Velid, Mescid-i Nebevî'nin yıkılarak genişletilmiş şekilde yeniden inşasını ısrarla emretti, tavanın yüksek tutulmasını istedi. Ömer b. Abdülaziz, bu durumda yapılacak başka bir iş olmadığını anladı ve mes-
cidi yıkmanın zorunlu olduğunu gördü. Yıkmaya başladıklarında eşraf ve Haşimilerle diğerlerinin önde gelen adamları bağırıp çağırdılar, tıpkı Peygamber Efendimiz yeni ölmüşçesine ağlaşmaya başladılar. Mescide komşu olan kimseler, evlerini satma buyruğuna icabet ettiler. Ömer b. Abdülaziz de evlerini onlardan satın aldı. Mescidi genişletilmiş haliyle inşa etmeye başladı. Bu hususta çok çaba harcadı. Velid de ona bu iş için çok sayıda işçi gönderdi. Ömer b. Abdülaziz, peygamber hücresini (Hz. Aişe'nin odasını) mescide dahil etti. Peygamber Efendimiz'in mezarı da mescide dahil oldu ve mezar-ı şerif, mescidin doğu tarafındaki sınırı oldu. Müminlerin anneleri olan diğer peygamber zevcelerinin odaları da Velid'in emrettiği gibi mescide dahil edildi. Önceki kısımlarda da rivayet ettiğimiz gibi işçiler, Hz. Aişe'nin odasının doğu duvarının dibini kazdıklarında bir ayak gördüler. Bu ayağın Peygamber Efendimiz'e ait olmasından korktular. Sonra Hz. Ömer'in ayağı olduğunu anladılar ve üzerini örttüler.
Anlatıldığına göre Said b. Müseyyeb, Hz. Aişe'nin odasının mescide dahil edilmesini reddetmişti. O, peygamber mezarının böylece mescit edileceğinden korkmuştu. Doğrusunu Allah bilir.
İbn Cerir'in anlattığına göre Velid, Bizans hükümdarına mektup yazarak bina yapma hususunda kendisine sanatkarlar göndermesini istemişti. O da Velid'e yüz sanatçı ve bol miktarda değerli taş ve yüzük taşı göndermişti. Bütün bunlar Peygamber Mescidi için kullanılacaktı. Meşhur rivayete göre ise bu gönderilen işçiler ve malzemeler Şam Camii'nde kullanılacaktı. Doğrusunu Allah bilir.
Velid, Ömer b. Abdülaziz'e mektup göndererek Medine'deki su kaynağını kazdırmasını, suyunu kanallara aktararak akıtmasını ve kuyular kazmasını, yolları ve tepeleri düzgün hale getirip kolay geçilir şekle sokmasını emretmişti. Ömer b. Abdülaziz de bu emri yerine getirmişti. Medine dışından kanallara suyu sevketmişti. Su menbaı, mescidin dışında bir yerde görülmüş ve bu da Ömer b. Abdülaziz'i hayrette bırakmıştı.
Hicretin seksensekizinci senesinde Kuteybe b. Müslim, Türk hü-Kumdan Körboğa'nın üzerine gazaya gitti. Körboğa, Çin hükümdarının kız kardeşinin oğluydu. Körboğa'nın maiyetinde 200.000 savaşçı vardı. Bunlar, Suğd'dan, Fergana'dan ve diğer yerlerden toplanmışlardı, iki taraf şiddetlice savaştılar. Kuteybe'nin beraberinde Türk hükümdarı Neyzek esir olarak bulunuyordu. Kuteybe b. Müslim, Kör-ooga nın ordusunu kırıp geçirdi. Onlardan bol miktarda ganimet elde etti. Bir kısmını öldürdü. Bir kısmını da esir aldı.
Bu senede Ömer b. Abdülaziz, beraberinde Kureyş eşrafından bir
cemaatla birlikte insanlara haccettirdi. Tenim'e vardığında Mekkeli-
erden bir grup onu karşıladılar ve yağmurun azlığı nedeniyle Mekke'deki su kıtlığını ona haber verdiler. O da arkadaşlarına: «Yağmur duasına çıkalım mı?» diye sordu. Dua etti, beraberindekiler de dua ettiler. Duaları sürerken yağmur yağdı. Yağmurla birlikte Mekke'ye girdiler. Büyük bir sel geldi. Öyle ki, Mekkeliler yağmurun şiddetinden korktular. Arefe, Müzdelife ve Mina'ya da yağmur yağmıştı. O senede, Mekke ve çevresinde büyük bir bolluk görüldü. Bu, Ömer b. Ab-dülaziz'in ve beraberindeki salih kimselerin duaları bereketiyle olmuştu.
Bu senede beldelerin başında bulunan valiler, Önceki senelerin valileri idiler.

