El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Seksenüçüncü Senesi

Bu senenin başlangıcında Haccac ordusu Deyrikare'de, İbn Eş'as ordusu da Deyrü'l-Cemacim'de duruyor ve iki taraf arasında her gün göğüs göğüse çarpışmalar devam ediyordu. Çoğu günlerde Iraklılar, Şamlılara galip …

Bu senenin başlangıcında Haccac ordusu Deyrikare'de, İbn Eş'as ordusu da Deyrü'l-Cemacim'de duruyor ve iki taraf arasında her gün göğüs göğüse çarpışmalar devam ediyordu. Çoğu günlerde Iraklılar, Şamlılara galip oluyorlardı. Hatta İbn Eş'as'm adamları olan Iraklılar, Haccac'ın adanılan olan Şamlıları seksen küsur defa mağlub etmişlerdi. Bununla beraber Haccac, yerinde sebat ediyor, sabır gösteriyor ve bulunduğu yerden asla gerilemiyordu; aksine o, günlerden bir gün zafer kazandığında ordusuyla birlikte düşmanına doğru ilerliyordu, savaş taktiğini biliyor, savaşma tecrübesine sahip bulunuyordu. İki tarafta durumlarım böyle devam ettirdiler. Nihayet Haccac, İbn Eş'as ordusundaki âlimler grubuna saldırılmasını emretti. Çünkü diğer askerler âlimlere tabi idiler. Âlimler, onları savaşa teşvik ediyorlardı.

Alimler, Haccac ordusunun saldırısına karşı sabır gösterip sebat ettiler. Sonra Haccac ordusunun okçuları hep birlikte bu âlimler grubuna karşı saldırıya geçtiler, çok geçmeden âlimler grubundan epey adam öldürdüler. Sonra Haccac ordusu, İbn Eş'as'm ve beraberindeki askerlerin üzerine saldırdı. İbn Eş'as'm adamları bozguna uğrayıp her biri bir tarafa gittiler. İbn Eş'as'm kendisi de beraberinde bozguna uğramış az sayıda askeriyle birlikte Haccac ordusunun ö-nünden kaçtı. Haccac onu, Ammare b. Garem er-Rahmî komutasındaki kalabalık bir askeri birlikle takip ettirdi. Ammare'nin beraberinde Muhammed b. Haccac da vardı. Ancak komuta, Ammare'de idi. Bunlar, ölü ya da tutsak olarak ele geçirmek maksadıyla İbn Eş'as'ı takibe başladılar. Beldeleri, mıntıkaları, köyleri, kasabaları aştılar. Onu kovaladılar.

Nihayet o, Kirman'a kavuştu. Şamlılar, onu takip ettiler. Daha önce Iraklıların içinde oturmakta oldukları kasra vardılar. Kasrda İbn Eş'as'ın adamlarından Kûfeli birinin yazdığı şu yazıyı gördüler. İbn Eş'as'la birlikte kaçmış olan o Kûfeli adam, Ebu Halde el-îşkerî'nin şu şiirini kağıda yazmıştı:

«Ne esefler, ne ahlar ediyorum,

O karşılaştıklarımız, yaktı yüreği.

Dini de dünyalığı da bıraktık.

Hanımları, çocukları teslim ettik yad ellere,

Bizler dinine bağlı kimseler değildik ki,

Musibetlere karşı sabredebilelim.

Dünyalık peşinde kimseler de değildik ki,

Din için olmasa bile bari onları koruyalım.

Yurtlarımızı bıraktık aklı azgınlara,

Kara enbatına ve eşarilere.» /

Sonra îbn Eş'as, bozguna uğramış adamları ile birlikte Türk hükümdarı Rutbil'in ülkesine girdi. Rutbil, ona ikramda bulundu. Yanında konuk etti. Ona eman verdi. Saygı gösterdi.

Vakidî dedi ki: «İbn Eş'as, Rutbil'in ülkesine giderken daha önce Irak dönüşünde görevlendirdiği bir valisinin beldesine uğradı. Vali, ona ikramda bulundu. Hediyeler takdim etti ve onu konuk etti. Fakat vali bunu ona bir tuzak olsun diye yapmış ve ona şöyle demişti: "Şehrimize korunmak üzere gir ki, düşmanlarına karşı kendini koruyabi-îesin. Ama beraberindeki adamlardan herhangi birinin şehire girmesine izin verme." İbn Eş'as, valinin bu teklifini kabul etti, ancak vali böyle yapmakla ona tuzak kurmuştu. Adamları kendisini şehire girmekten alıkoymak istedilerse de İbn Eş'as bunu kabul etmedi. Bunun üzerine adamları dağılıp gittiler. İbn Eş'as, şehire girince vali, onu yakalatıp demire vurdu. Böyle yapmakla Haccac'ın yanında itibar kazanmak istemişti.

Türk hükümdarı Rutbil ise, İbn Eş'as'ın gelişine sevinmiş ve memnun olmuştu. Ancak Best şehri valisinin kendisine böyle yaptığını duyunca harekete geçti ve gelip orasını kaşattı. Valiye de şu mesajı iletti: "Allah'a yemin ederim ki, eğer ibn Eş'as'a eziyet edersen buradan ayrılıp gitmem. Sonunda seni tahtından indirir ve şehrindeki bütün adamlarını öldürürüm." Vali, Rutbil'in bu sözlerinden korktu, ibn Eş'as'ı ona gönderdi. Rutbil de İbn Eş'as'a ikramda bulundu. İbn Eş'as, Rutbil'e şöyle dedi:

- O vali, benim tayin ettiğim bir vali idi. Bana ihanet etti ve gördüğün şeyleri yaptı. İzin ver de onu öldüreyim.

7 Ben ona eman verdim.»

ibn Eş'as'ın maiyetinde Abdurrahman b. Ayyaş b. Ebi Rebia b. Haris b. Abdülmuttalib de vardı. Rutbil'in ülkesinde bu zat, insanlara

namaz kıldırırdı. Sonra Haccac ordusundan kaçan ve bozguna uğramış olanlardan bazıları bir araya geldiler ve saflarına katılmak için İbn Eş'as'm yanına gitmek üzere yola çıktılar. Bunlar, 60.000'e yakın kişi idiler. Sicistan'a vardıklarında İbn Eş'as'ın Türk hükümdarı Rut-bil'in yanına gittiğini gördüler. Sicistan'ı istila ettiler. Vali Abdullah b. Amir en-Naar ile kardeşlerine ve akrabalarına işkence ettiler, Sicistan'ı ve mallarını ele geçirerek İbn Eş'as'a şu mektubu gönderdiler:

«Yanımıza gel ki, seninle beraber olalım ve muhaliflerine karşı sana yardım edelim. Horasan beldelerini alalım. Çünkü Horasan'da bizden çok sayıda asker ve güç vardır. Allah, Haccac'ı veya Abdülme-lik'i helak edinceye kadar Horasan'da kalırız. Ondan sonra ne yapmamız gerektiğini düşünürüz.»

İbn Eş'as, kalkıp onlara gitmek üzere yola çıktı. Horasan'a doğru az bir yol gittikten sonra Ubeydullah b. Semure ile birlikte Iraklılardan küçük bir grup ondan ayrıldı. İbn Eş'as, kalkıp onlara bir nutuk irad etti. İhanetlerini, savaştan kaçışlarını onlara hatırlattı ve: «Size ihtiyacım yoktur. Arkadaşım Rutbil'in yanına gidecek ve onun yanında kalacağım.» dedi. Sonra onlardan ayrılıp gitti. Bir grup ona uydu, ordunun büyük bir çoğunluğu ise geride kaldı. îbn Eş'as, onlardan ayrılıp gittikten sonra Abdurrahman b. Ayyaş b. Ebi Rebia el-Haşimî'-ye bey'at ettiler. Onunla birlikte Horasan'a gittiler. Horasan valisi Yezid b. Mühelleb b. Ebi Süfra, onlara karşı çıktı ve ülkesine girmelerini engelledi. Abdurrahman b. Ayyaş'a şu mealde bir mektup gönderdi: «Yer geniştir, hükümdarı olmayan bir yere git. Ben seninle savaşmak istemiyorum. Eğer mal istiyorsan sana göndereyim.»

Abdurrahman b. Ayyaş da ona şu cevabı gönderdi: «Biz herhangi bir kimseyle savaşmaya gelmedik, aksine biz istirahat etmek ve atlarımızı dinlendirmek için geldik. Sonra çekip gideceğiz. Teklif ettiğin şeylerden hiçbirine ihtiyacımız yoktur.»

Sonra Abdurrahman, Horasan'a bağlı çevre kentlerinden haraç almaya yöneldi. Yezid b. Mühelleb, kardeşi Mufaddal refakatında büyük bir ordu ile üzerine geldi. İki taraf karşı karşıya geldiklerinde kısa bir savaştan sanra Abdurrahman b. Ayyaş'ın askerleri bozguna uğradı. Yezid, onlardan çok sayıda adam öldürdü. Ordugahlarmdaki malları ele geçirdi. Aralarında Muhammed b. Sa'd b. Ebi Vakkas'ın da bulunduğu esirleri Haccac'a gönderdi. Anlatıldığına göre Muhammed b. Sa'd, Yezid b. Mühelleb'e: «Babamın senin babana yaptığı dua hatırına beni serbest bırakmanı istiyorum.» deyince Yezid, onu serbest bırakmıştır.

ibn Cerir dedi ki: Haccac, huzuruna getirilen esirlerin çoğunu öldürdü, pek azını affetti. Haccac, İbn Eş'as'a galip olduğu günde, insanlara şu duyuruyu yaptı: «Geri dönen güvendedir. Rey şehrinde Müslim b. Kuteybe'nin yanma giden de güvendedir.» Bunun üzerine İbn Eş'as'ın maiyetindeki adamların büyük bir çoğunluğu Müslim b. Kuteybe'nin yanına gitti. Haccac da onlara eman verdi. Müslim b. Kuteybe'nin yanına gitmeyenlere gelince Haccac, onların araştırılmasını ve takib edilmesini emretti. Yakalattırdıklarından çoğunu öldürttü Öyle ki, öldürttüğü adamların sonuncusu da Said b. Cübeyr idi. Nitekim bununla ilgil açıklama ileride gelecektir.

Müslim b. Kuteybe'nin yanma gidip askerleri arasına katılanlardan biri de Şa'bî idi. Haccac, bir gün onu hatırlayıp sorunca, Müslim b Kuteybe'nin yanına gitmiş olduğunu söylediler. O da Müslim b. Ku-teybe'ye: «Şa'bî'yi bana gönder.» diye mektup yazdı.

Şa'bî, bu olayı şöyle anlatır: «Haccac'm huzuruna vardığımda ona emirlik selamı vererek şöyle dedim:

"Ey emir! Herkes bana Allah'ın doğru olarak bildiği şeyden başka türlü konuşarak özür beyan etmemi istedi. Fakat Allah'a yemin ederek söylüyorum ki, ben burada gerçekten başkasını söyleyecek değilim. Allah'a yemin ederim, bizler sana geldik. Sana karşı savaşıhnası-nı teşvik ettik ve bu konuda elimizden geleni yaptık. Bizler güçlü olduğumuz zaman bozgunculuk yapanlardan olmadığımız gibi en ufak bir kötülükten kaçman iyi kimseler de olmadık. Şimdi Allah, sana yardım etmiş, bize karşı zafer ihsan etmiş ve sana bizi ele geçirmek fırsatı vermiş bulunuyor. Eğer sen gücünü kullanırsan bu, günahlarımız sebebiyle olacaktır ve bizim ellerimizle yaptıklarımızın bir neticesidir. Affedecek olursan bu, senin hoşgörülü oluşundandır. Artık bundan sonra delil senin lehine ve bizim aleyhimizedir."

Haccac, bana şöyle dedi: "Allah'a yemin ederim ki, senin bu söylediğin sözler, elindeki kılıcından bizim kanlarımız damlayıp da yanımıza girdiğinde: "Ben yapmadım, ben görmedim, ben hazır bulunmadım." diyen kimselerin sözlerinden daha çok hoşumuza gider ey Şa'bî! Sen artık güven içindesin."

Böyle demesi üzerine ben dönüp çıktım. Azıcık yürüdükten sonra tekrar: "Buraya gel ey Şa'bî!" diye seslendi. Korkmaya başladım. Sonra bana güven vermiş olduğuna dair sözlerini hatırladım ve rahatladım. Bana şöyle sordu:

"Ey Şa'bî, bizden sonra insanları nasıl gördün?"

Kendisine karşı isyan etmeden önce Haccac, benim yanımda kıymetli bir kimseydi. Ona şöyle cevap verdim:

"Allah emiri ıslah etsin, senden sonra uykusuzluğu sürme diye gözlerimize çektik. Yataklarımız sertleşti. Böğürlerimiz iltihaplandı. Korku bizden ayrılmaz oldu. Gam ve keder bize tatlılaştı. İyi kardeşleri kaybettim. Enıirin yerine geçecek bir halef de bulamadım."

Bu cevabım üzerine Haccac: "Gidebilirsin ey Şa'bî." dedi. Ben de oradan ayrılıp gittim.»

Beyhakî'nin rivayetine göre Haccac, Ölen bir kimsenin ardısıra hayatta kalan annesi, kocası ve kız kardeşinin mirastaki paylarını ve Hz. Ebu Bekir'in,*Hz. Ömer'in, Hz. Osman'ın, Hz. Ali'nin ve İbn Me-sud'un bu mesele hakkındaki ayrı ayrı kavillerini sormuş; Şa'bî de aynı anda onların bütün kavillerini nakletmiş, bu kaviller arasında Hz. Ali'nin kavlini güzel bulmuş, ancak Hz. Osman'ın kavli ile hü küm vermiş, bu sebeple de Haccac, onu serbest bırakmıştır.

Anlatıldığına göre Haccac, Yezid b. Mühelleb tarafından kendisine gönderilen 5.000 esiri öldürtmüştür. Nitekim bunu daha önce de anlatmıştık.

Daha sonra Haccac Küfe'ye gitti. Şehre girdi. Her kiminle karşı-laştıysa mutlaka ona: «Kendi nefsin aleyhinde, kafir olduğuna şahadet getir.» dedi. Her kim böyle dediyse onunla bey'atlaştı. Eğer bunu demezse onu öldürttü. Bu şekilde nefsinin kafirliğine şahadet getirmeye yanaşmayan çok sayıda adamı öldürttü. Huzuruna bir adam getirildi. Haccac, ona: «Bu adamın salihliği ve dindarlığı nedeniyle kendi nefsi aleyhinde kafirliğine şahitlik edeceğini sanmıyorum.» dedi ve kendisine hile yapmak istedi. Ancak adam ona şöyle dedi: «Nefsime karşı sen mi bana hile yapacaksın? Oysa ben yeryüzünün en kafiriyim. Firavun'dan da, Haman'dan da, Nemrut'tan da daha kafirim.» Adamın bu cevabı üzerine Haccac güldü ve onu serbest bıraktı.

İbn Cerir'in anlattığına göre Hemedan A'şa'sı, Haccac'ın huzuruna getirildi. A'şa, Haccac ile Abdülmelik b. Mervan'ı yeren ve İbn Eş'as ile adamlarım öven bir kaside yazmıştı. Haccac, ondan bu kasideyi okumasını istedi. O da uzun bir kaside okudu. Ancak bu kasidesinde Abdülmelik hanedanını övüyordu. Şamlılar: «Ey emir, bu güzel yaptı.» dedilerse de Haccac: «Hayır, güzel yapmadı, o dalkavukluk olsun diye böyle bir kaside okudu.» dedi. Sonra ısrar edip diğer bir kasidesini daha okumasını istedi. Diğer kasideyi okuyunca Haccac, ona gazablandı ve emir verdi. Emri üzerine onun huzurunda eli kolu bağlı olarak boynu vuruldu.

Bu Aşanın asıl adı, Abdurrahman b. Abdullah b. Haris Ebu'l-İs-bah el-Hemedani el-Kûfî'dir. Şair bir zat olup meşhur fasih ve beliğlerden biridir. Önceleri fazilet sahibi, abid bir kimseyken daha sonraları fazilet ve ibadeti bıraktı. Şiire yöneldi. Şairliğiyle tanındı. Humus valisi Numan b. Beşir'in ziyaretine gitmiş, onu övmüştü. Bu ziyareti neticesinde Numan'dan ve askerlerinden 40.000 dinar ödül kazanmıştı.

Şa'bî'nin eniştesi idi. Şa'bî de onun eniştesi idi. İbn Eş'as'la birlikte ayaklananlardandı. Önceki sayfada da anlattığımız gibi Haccac, onu öldürdü. Allah ona rahmet etsin.

Haccac, İbn Eş'as'ı takip ediyordu. Ona bir tuzak kurdu. İbn Eş'as'ı arkadan çevirecek bir askeri birlik şevketti. Sonra Haccac ile İbn Eş'as karşı karşıya geldiler. Haccac, beraberindeki askerleriyle birlikte ordugahını bırakıp kaçtı. İbn Eş'as da gelip onun ordugahın-daki eşyaları ele geçirdi ve geceyi orada geçirdi. Arkadaki müfreze geceleyin gelip silahlarım bırakmış olan İbn Eş'as ve adamlarının üzerine aniden saldırdılar. Haccac da adamlarıyla dönerek bunları kuşatma altına aldı ve iki taraf şiddetlice savaştı. İbn Eş'as'ın adamlarından çok sayıda asker öldürüldü, çok sayıda asker de Dicle ve Düceyl nehirlerinde boğuldu. Haccac, bunların ordugahına geldi, orada bulduğu askeri öldürdü. Onlardan 4.000 kadar asker öldürdü, öldürdükleri arasında reis ve ayandan da bir grup vardı. İbn Eş'as ordusunun tümünü eşyalarıyla birlikte ele geçirdi.

İbn Eş'as, 300 kadar adamıyla kaçtı ve gemiye binerek Düceyl ırmağına açıldı, bineklerini kesti. Basra'ya vardı, oradan da Türk beldelerine doğru yola çıktı. Önceki sayfalarda da anlattığımız gibi Türk hükümdarı Rutbil'in ülkesine girdi.

Sonra Haccac, İbn Eş'as'ın adamlarını araştırdı. Yakaladıklarını birer ikişer öldürdü. Öyle ki, İbn Eş'as'ın adamlarından eli kolu bağlı 130.000 askeri öldürdüğü söylenir. Nadr b. Şümeyl, Hişam b. Hassan tarikiyle böyle demiştir.

Haccac'ın, İbn Eş'as adamlarından öldürdükleri arasında Mu-hamnıed b. Sa'd b. Ebi Vakkas ve seçkin liderlerden, salih âlimlerden de bir grup vardı. Onun Öldürdükleri askerlerin sonuncusu Said b. Cübeyr'di. Allah, onlara rahmet etsin ve onlardan razı olsun.