El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Yetmişyedinci Senesi

Bu senede Haccac, Kûfeli savaşçıları şehirden çıkardı. Bunlar 40.000 kişi kadardılar. Bunlara 10.000 kişi daha eklendi. Böylece sayıları 50.000 buldu. Başlarına tayin ettiği komutan Attab b. Verka'-ya, her nerede olursa …

Bu senede Haccac, Kûfeli savaşçıları şehirden çıkardı. Bunlar 40.000 kişi kadardılar. Bunlara 10.000 kişi daha eklendi. Böylece sayıları 50.000 buldu. Başlarına tayin ettiği komutan Attab b. Verka'-ya, her nerede olursa olsun Şebib'in üzerine gitmesini ve onunla şiddetlice savaşmasını istedi. Şebib'in etrafında 1.000 kişi toplanmıştı. Haccac, komutan Attab'a, daha önce yaptıkları gibi cepheden firar etmemelerini ve bozguna uğramamalarını tembihledi. Şebib, üzerine Haccac'm asker ve ordular gönderdiğini duyunca önemsemedi. Aksine kalkıp adamlarına bir nutuk irad etti. Onlara vaaz ve nasihatta bulundu. Düşmanı kırıp geçirmeye teşvik etti. Sonra Şebib, adamlarıyla birlikte Attab b. Verka'ya karşı yürüdü. Akşama doğru gün batımı esnasında iki taraf karşı karşıya geldi. Şebib, müezzini Sellam b. Yesar eş-Şeybanî'ye; ezan okumasını emretti. Müezzin, akşam ezanını okudu. Sonra Şebib, arkadaşlarına akşam namazım, rükû ve sücu-du tam olarak kıldırdı.

Attab da adamlarını saf durumuna soktu. Çevresine hendek kaz-dırmıştı. Bu işi gündüzden yaptırmıştı. Şebib, arkadaşlarına akşam namazını kıldırdıktan sonra ayın doğuşunu bekledi. Ay doğdu, etraf aydınlandı. Düşmanın sağ ve sol cenahlarına göz attı. Sonra Attab'ın sancaktarlarına saldırdı. Saldırırken de: «Ben Şebib'im, Ebu'1-Müd-lic'im, hüküm ancak Allah'ındır.» diyordu. Karşı tarafı bozguna uğrattı. Komutanları Kabise b. Vail ve beraberinde de diğer bazı komutanları öldürdü. Sonra sağ ve sol cenahlara saldırdı. İki cenahı da dağıttı. Bundan sonra ordunun merkezine yöneldi ve ilerledi. Nihayet komutan Attab b. Verka ile Zühre b. Cevne'yi de öldürdü. Düşman askerleri dönüp kaçmaya başladı. Attab ile Zühre, atların ayakları altında ezildiler. Bu savaşta Ammar b. Yezid el-Kelbî de öldürüldü. Sonra Şebib, kendi adamlarına: «Kaçanları kovalamayın.» dedi. Hac-cac'in baştan sona tüm askerleri hezimete uğrayıp Küfe'ye döndüler.

Şebib, Haccac askerlerinin ordugahındaki mallan ganimet olarak aldı. Geride kalan askerlerden de kendisinin emirliğine dair bey'at aldı ve onlara: «Ne zamana kadar kaçacaksınız?» dedi. Sonra ordugahtaki mal ve eşyaları ganimet edindi. Kardeşi Musad'ı Medain'den çağırdı. Sonra kendisi Kûfe'ye doğru yöneldi. Mezhiç kabilesinden 6.000 süvari ve ayrıca Şamlılarla birlikte Habib b. Abdurrahman el-Hakemî ve Süfyan b. Ebred el-Kelbî, Haccac'm yanma geldiler. Haccac, bunları görünce artık Kûfelilerin yardımına ihtiyaç hissetmedi ve kalkıp insanlara bir nutuk irad eti. Allah'a hamd-ü senada bulunduktan sonra şöyle dedi:

«Ey Kûfeliler, Allah, sizin vasıtanızla yükselmek isteyeni yükseltmesin. Sizin vasıtanızla muzaffer olmak isteyeni muzaffer kılmasın. Haydi, yanımızdan çıkıp gidin. Artık siz bizimle birlikte düşmanlarımıza karşı savaşmayın. Hire'ye gidin. Yahudi ve Hristiyanların yanına yaklaşın. Bizim adamlarımız ve Attab b. Verka'nm savaşında hazır bulunmayan kimseler dışında kimse bizim saflarımızda yer alıp savaşmasın.»

Haccac, Şebib'le savaşmak üzere bizzat kendisi harekete geçti. Şebib'te yoluna devam etti. Nihayet Serat'a ulaştı. Haccac, beraberindeki Şamlılar ve diğer askerleriyle ona karşı çıktı. İki taraf karşı karşıya geldiklerinde Haccac, Şebib'e baktı. Şebib'in yanında sadece 600 asker vardı. Haccac, Şamlılara hitaben şöyle dedi:

«Ey Şamlılar! Siz emir dinleyen ve itaat eden kimselersiniz. Sabır ve yakin sahiplerisiniz. Şu pisliklerin batıl davası, sizin hak davanıza galip olmasın. Gözlerinizi yumun. Dizüstü çömelin ve düşmanınıza mızraklarınızın ucuyla yönelin.» Şamlılar da böyle yaptılar. Haccac da bunların üzerine hamle yaptı.

Şebib ise adamlarını üç gruba ayırmıştı. Bir grubun başında kendisi, bir grubun başında Süveyd b. Süleyman, bir grubun başında da Mücellel b. Vail komutan olarak bulunuyordu. Şebib, hamle yapması için Süveyd'e emir verdi. O da Haccac'm askerlerinin üzerine hamle yaptı. Haccac'm askerleri sabrettiler. Süveyd ve askerleri onlara yaklaştıklarında hep birlikte Şamlılar saldırıya geçtiler. Süveyd, onlar karşısında hezimete uğradı. Haccac da kendi askerlerine şöyle seslendi: «Ey emir dinleyen ve itaat eden askerler! İşte böyle yapın.» Bundan sonra Haccac emir verdi. Kürsüsünü getirdiler. Kürsüsü öne çıkarıldı. Kendisi üzerine oturdu. Sonra Şebib, hamle yapması için Mücellel'e emir verdi. Mücellel hamle yaptı. Şamlılar, onun karşısında direnip sebat ettiler. Haccac, kürsüsünü öne getirdi. Sonra Şebib, kendi askeri birliği ile Şamlıların üzerine hücum etti. Şamlılar, ona karşı direnip sebat ettiler. Hatta Şamlılar, Şebib'in ve askerlerinin üzerine atıldılar. Onlarla uzun süre çarpıştılar ve Şebib'i de mızrakladılar. Nihayet onu, kendi adamlarının yanına kadar gerilettiler. Şe-bib, Haccac'm askerlerinin metanet ve sabırlarını görünce komutanlarından birine şöyle seslendi: «Ey Süveyd! Atlılarınla şu müfrezenin üzerine saldır, belki bunları geriye doğru püskürtürsün. Arkadan da Haccac'm üstüne yürü. Biz de önden ona hamle yapacağız.»

Şebib, hamle yaptı ama bu hamlenin yararı olmadı. Çünkü Haccac, Muğire b. Şube'nin oğlu Urve'yi 300 süvarinin başına geçirerek arka tarafta tabiye ettirmişti ki, Şebib'in askerleri arkadan gelip kendilerine hücum etmesinler. Haccac da savaş taktiklerini biliyordu. O esnada Şebib, hamle yapmaları için adamlarını teşvik etti ve onlara bu hususta emir verdi. Haccac, bunu anladı ve kendi askerlerine şöyle seslendi:

«Ey emir dinleyen ve itaat eden askerler! Şu şiddetli ve tek saldırıya karşı dayananikhhk gösterin. Sonra gök ve yerlerin Rabbine yemin ederim ki, sizinle fetih arasında hiçbir engel kalmamıştır.» Haccac'm askerleri diz üstü çomeldüer. Şebib de tüm adamlarıyla onların üzerine hamle yaptı. Bunun üzerine Haccac'm askerleri de hep birden harekete geçerek Şebib'in askerlerinin üzerine saldırdılar. İki taraf birbirlerine mızraklarla vurmaya başladı. Ancak Haccac'm askerleri, Şebib'i ve adamlarını üstün kuvvetle mağlub ederek geriye doğru püskürttüler. Şebib kendi adamlarına: «Ey Allah'ın dostları, yere inin, yere inin!» diye seslendi. Sonra kendisi bineğinden indi. Ardından askerleri de bineklerinden indiler. Bu sırada Haccac da kendi adamlarına şöyle seslendi:

«Ey Şamlılar, ey emir dinleyen ve itaat eden askerler! İşte bu, zaferin ilkidir. Nefsim kudret elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki, bu size ulaşan ilk yardımdır.» Orada bulunan bir mescide gitti. Sonra iki tarafı seyretmeye başladı. Şebib'in beraberinde ellerinde okları bulunan yirmi kadar adam vardı. İki taraf gün boyu şiddetlice savaştılar. Bu savaş yeryüzünde görülen en şiddetli savaştı. Nihayet iki taraf birbirlerini yerlerinde bıraktılar. Ne ileri gidebildiler, ne de gerilediler. Haccac da bulunduğu yerden iki tarafı seyrediyordu. Sonra Halid b. Attab, bir grup askerle bineklerine binerek arka taraftan Haricilerin üzerine hamle yapmak için Haccac'dan izin istedi. Haccac da kendisine bu hususta izin verdi. Halid b. Attab, 4.000 kadar askerle hemen harekete geçti ve arka taraftan Haricilerin ordugahına girerek Şebib'in kardeşi Musad'ı öldürdü. Ferve b. Dakkak el-Kelbî de Şebib'in karısı Gazale'yi öldürdü. Böylece Şebib'in ordusunda gedikler meydana geldi.

Haccac ve adamları buna sevinerek tekbir aldılar. Şebib ve adamları da atlan üzerinde geri döndüler. Haccac, bunların kovalanmasını emretti. Askerleri onları hızla takib edip yakaladılar ve bozguna uğrattılar. Şebib, koruyucularla birlikte geride kaldı. Sonra hızla harekete geçti. Kovalayıcılar onu takip ettiler. Atı üzerinde uyuklamaya başladı. Öyle ki, başı göğsüne değiyordu. Kovalayıcılar ona yaklaştılar. Bazı arkadaşları onu bu anda uyuklamaktan menettilerse de onlara aldırış etmedi. Tekrar uyuklamaya başladı. Başı yine göğsüne değdi. Bu uyuklama uzun süre devam edince Haccac, adamlarına haber göndererek: «Onu ateş yangını içinde bırakın!» dedi. Bunun üzerine Haccac'm askerleri Şebib'i bırakıp geri döndüler.

Haccac, daha sonra Kûfe'ye girdi. Kûfelilere bir nutuk irad ederek şöyle dedi: «Şebib, daha önce hezimete uğramamıştı.» Sonra Şebib, Kûfe'ye yöneldi. Haccac'm askerlerinden bir müfreze onun karşısına çıktı. İki taraf çarşamba gününde karşılaştılar. Cumaya kadar sürekli savaştılar. Haccac'm 1.000 kişilik süvari müfrezesinin başında komutan olarak Haris b. Muaviye es-Sakafî bulunuyordu. Şebib, Haris b. Muaviye'ye saldırdı, onu ve beraberindekileri bozguna uğrattı. Bir kısmını da öldürdü. Haris b. Muaviye'nin müfrezesindeki askerler kaçarak Kûfe'ye girdiler. Kûfeliler, yollara barikatlar kurdular. Şebib'in karşısına Haccac'm azatlısı Ebu'1-Verd, bir grup askerle çıktı, savaştı, nihayet öldürüldü. Sonra adamları kaçarak Kûfe'ye girdiler. Şebib'in karşısma bu defa da başka bir komutan çıktı. O da bozguna uğradı. Bundan sonra Şebib, adamlarıyla birlikte Sevad'a doğru ilerledi. O beldelerdeki Haccac'ın valilerine hücum ederek hepsini öldürdüler. Sonra Şebib, kendi adamlarına bir nutuk irad ederek: «Sizler dünya ile meşgul olup ahir eti unuttunuz.» dedi ve elde edilen ganimetleri Fırat nehrine attırdı. Yoluna devam etti. Birçok beldeleri fethetti. Karşısına çıkan herkesi Öldürdü. Sonra o beldelerdeki komutanlardan biri karşısına çıkarak ona şöyle dedi:

- Ey Şebib! Haydi gel de seninle göğüs göğüse savaşalım.

- Ben seni öldürmek istemiyorum.

- Ama ben seni öldürmek istiyorum. Şimdiye kadar kazanmış olduğun savaşlar ve nefsin seni mağrur edip aldatmasın!..

Bundan sonra komutan, Şebib'e hamle yaptı. Şebib, onun başına bir darbe vurup başını ezdi, sonra onu kefenleyip defnetti.

Sonra Haccac, Şebib'i yakalatmak için çok paralar sarfederek ordular tertipledi. Ama bu ordular, Şebib'i ele geçiremediler. Bu orduların tesiri olmaksızın Cenâb-ı Allah, ona bu senede ölümü bir kader olarak musallat kıldı.