Bu senede Yezid b. Mühelleb, Ömer b. Abdülaziz'in hastalandığını duyunca zindandan kaçtı, bir yerde (bir rivayete göre Babil'de) kendisiyle buluşmaları için köleleri ile sözleşti. Sonra hapisten kaçıp aralarında karısı Atike binti Fırat el-Amiriye'nin de bulunduğu bir cemaatla yola koyuldu. Kölelerinin yanına ulaştığında bineğine binip yola revan oldu. Ömer b. Abdülaziz'e de şöyle bir mektup yazıp gönderdi:
«Allah'a yemin ederim ki, senin hastalığını duymadan zindanından kaçmadım, eğer yaşayacağını ümit etseydim yine kaçmazdım, ama Yezid b. Abdülmelik'ten korktum. O, beni öldürmekle tehdit ediyordu.»
Yezid şöyle diyordu: «Eğer idarenin başına geçecek olursam, Yezid b. Mühelleb'in vücudundan bazı yerleri kesip koparacağım.» Bunun sebebi de şuydu: Yezid b. Mühelleb, Irak'a vali olarak gittiğinde Yezid b. Abdülmelik'in akrabaları olan Âl-i Ukayl'a işkence yaptırmıştı. Bunlar, Haccac b. Yusuf es-Sakafî'nin aşiretinden idiler. Yezid b. Abdülmelik, Muhammed b. Yusuf un kızıyla evliydi ve ileride de anlatılacağı gibi bu evlilikten Velid b. Yezid adında fasık bir oğlu doğmuştu ki, bu oğlu öldürülmüştü.
Ömer b. Abdülaziz, Yezid b. Mühelleb'in zindandan kaçtığını duyunca şöyle dedi: «Allah'ım, eğer o, bu ümmete kötülük yapmak istiyorsa, bu ümmeti onun kötülüğünden koru ve tuzağını da başına dola.» Sonra Ömer b. Abdülaziz'in hastalığı git gide fazlalaştı. Nihayet o, Hama ile Halep arasında Hanasıra kasabasında Deyri Sem'an'da iken cuma günü (başka bir rivayete göre ise çarşamba günü) receb ayının bitimine beş gün kala vefat etti. Vefat ederken otuzdokuz yaşındaydı. Kırk yaşım aştığı da söylenir. Doğrusunu Allah bilir.
Anlatıldığına göre Ömer b. Abdülaziz, iki yıl beş ay dört gün halifelik yapmıştır. Adil bir devlet başkanı, takvalı, dindar ve insaflı bir hükümdardı. Allah yolunda yaptığı işlerden ötürü hiç kimsenin kınamasına aldırış etmezdi. Allah, ona rahmet etsin.

