Bu senede Mesleme b. Abdülmelik ile Yezid b. Mühelleb, karşı karşıya geldiler. Şöyle ki: Yezid b. Mühelleb, Vasıt'ta oğlu Muaviye'yi
vekil bırakarak askerleriyle birlikte yola çıktı. Önü sıra kardeşi Ab-dülmelik b. Mühelleb vardı. Nihayet Akr denen yere vardılar.-Mesle-me b. Abdülmelik de Yezid'in karşı koyamayacağı büyük bir orduyla oraya geldi. İki ordunun öncüleri orada karşı karşıya gelip şiddetlice savaştılar. Basrahlar, Şamlıları yendiler, sonra Şamlılar, kendi aralarında gayrete gelerek Basrahlar üzerine hamle yaptılar, onları bozguna uğrattılar. Basralılarm bahadırlarından bir topluluğu öldürdüler. Bunlar arasında Mentuf adında ünlü bir yiğit de vardı. Bu, Bekir b. Vail kabilesinin azatlılanndandı. Bu hususta şair Ferezdak şöyle demiştir:
«Bekir b. Vail kabilesi, Mentuf üzerine ağlıyor. Mesma'm oğullarına ağlayanları ise ağlamaktan menediyor.»
Sevrilerin Hemedanlı kölesi Ca'd b. Dirhem -ki bu adam, Cehmi, lerin ilk adamıdır- ona cevap verdi. Evet, Halid b. Abdullah el-Kusa-rî, kurban bayramı gününde Ca'd'ı öldürmüştü. Ca'd, Ferezdak'a verdiği cevabında şöyle demişti:
«Kavmine yardım ettiğinden ötürü Mentuf a ağlıyoruz.
Keşke ebeveyni şanlı olan o ikisine de ağlasak.
Bekir b. Vail, kabilenin çevresini korumak istediler.
Eğer Temim kabilesi, Bekir b. Vail kabilesine darbe vursaydı yükselirdi.
Onlar, bir an dahi Allah'ın rahmeti ile karşılaşmasınlar.
Onlara ağlayan gözler asla rahatlamasın.
Bunların üzerine ağlarsak, boşuna ve aldanmış yere mi ağlayaca^ ğız?
Oysa biz dirhemlerde aldatıldık.» (Dirhemler sözüyle Ca'd b. Dirhem ve adamlarım kastediyor.)
Mesleme ile kardeşi oğlu Abbas b. Velid, Yezid b. Mühelleb'in ordusuna yaklaştıklarında Yezid b. Mühelleb, kendi askerlerine hutbe irad etti ve onları savaşa teşvik etti. Beraberinde 120.000 asker vardı ki, hepsi de onun emrini dinlemek ve kendisine itaat etmek üzere Allah'ın kitabı ve Rasûiünun sünneti
üzerine
bey'at
etmişlerdi.
Yabancı
askerleri,
kendi
ülkelerinin
topraklarına bastırmayacaklarına, fasık Haccac'ın devrinin geri gelmesine müsaade etmeyeceklerine söz vermişlerdi. Bu hususta kendileriyle anlaşanların anlaşmalarına riayet edeceklerini, muhalif olanlarla ise savaşacaklarını ifade etmişlerdi.
İbn Eş'as'ın zamanında uzun savaşlar cereyan ettiği ve bu nedenle çok sayıda insan öldüğü için o günlerde Hasan-ı Basrî, insanları
innım
fitneye dahil olmamaya teşvik ediyor ve bu hususu şiddetle yasaklıyordu. Hasan, insanlara hutbeler veriyor ve nasihatlarda bulunuyordu. Fitneden uzak durmalarını tavsiye ediyordu. Basra naibi Abdül-melik b. Mühelleb, bunu duyunca kalkıp insanlara bir hutbe irad etti. Onları ciddiyete, gayrete ve cihada teşvik etti. Savaşmak üzere alarmda bulunmalarını istedi. Sonra da şöyle dedi:
«Duyduğuma göre -Hasan-ı Basrî'nin adını zikretmeksizin- şu sapık ve riyakar ihtiyar, insanları gayretten ve cihaddan geri durmaya çağırıyormuş. Allah'a yemin ederim ki, ya o bu davranışından vazgeçer, ya da ben ona yapacağımı bilirim.»
Böyle diyerek Hasan-ı Basrî'yi, isim vermeksizin tehdit etti. Hasan-ı Basrî, onun böyle dediğini duyunca: «Allah'a yemin ederim ki, onun bana hakaret etmesi ile Allah'ın bana ikramda bulunmasını ünıid ederim.» dedi. Cenâb-ı Allah da onların devletleri sona erinceye kadar Hasan-ı Basrî'yi onlardan korudu.
İki tarafın askerleri karşı karşıya geldiklerinde göğüs göğüse savaştılar. Savaş şiddetlenince Iraklılar, hızla firar ettiler, geldikleri köprünün yakıldığım duydukları için bozguna uğradılar. Yezid b. Mühelleb, daha önce böyle bir firar olayını görmediği için: «Şu insanlara ne oluyor?» diye sorunca kendisine şöyle dediler: «Bunlar, bu tarafa gelirken üzerinden geçtikleri köprünün yakıldığı haberini duydular, onun için kaçıyorlar.» Yezid de: «Allah onları kahretsin.» dedi. Bundan sonra kaçanları geri getirmek istediyse de bunu başaramadı. Kendi adamlarından bir cemaatla orada sebat etti, ama onlardan da bazıları birer birer kaçmaya başladılar. Nihayet yanında az sayıda bir topluluk kaldı. Bununla beraber Yezid, yürüyor, ilerliyor ve karşılaştığı bütün süvarileri bozguna uğratıyordu. Onu gören Şamlılar, sağa sola kaçışıyorlardı.
Kardeşi Habib b. Mühelleb öldürülmüştü. Bunun üzerine Yezid, daha da öfkelendi ve kızdı, doru atı üzerindeydi. Sonra Mesleme b. Abdülmelik'e doğru ilerledi, sırf onu öldürmek istiyordu. Onunla karşı ka-rşıya geldiğinde Şamlı süvariler, Yezid'e saldırdılar ve onu öldürdüler. Onunla birlikte kardeşi Muhammed'i ve bahadırlardan Sümeyda'yı da öldürdüler. Yezid b. Mühelleb'i, Kahl b. Ayyaş adında biri öldürmüştü. Kendisi de Yezid'in yanında vurulup öldürüldü. Yezid'in kesik başını alıp Mesleme b. Abdülmelik'e götürdüler. Mesleme, o başı, Halid b. Velid b. Abdülmelik'e gönderdi. Mesleme, Yezid b. Mühelleb'in ordugahmdaki şeyleri ele geçirdi. Sonra kardeşine haber göndererek o esirlere nasıl bir muamele tatbik edeceğini sordu. Kardeşinden gelen cevabi mektupta esirleri öldürmesi emrediliyordu. Mesleme, yoluna devam etti ve Hire'ye gitti.
Yezid'in hezimet haberi Vasıfta bulunan oğlu Muaviye'ye ulaştığında o, elindeki otuz kadar esiri öldürdü. Öldürülen esirler arasında
halife Ömer b. Abdülaziz'in naibi Adiy b. Ertat ile oğlu, Mesnıa'nın oğullan Malik ile Abdülmelik ve eşraftan bir cemaat da bulunuyordu Sonra Muaviye, yoluna devam etti. Basra'ya gitti. Yanında bol miktarda mal ve hazine vardı. Onunla beraber amcası Mufaddal b. Mü-helleb de Basra'ya gelmişti.
Mühelleb ailesi, Basra'da toplandılar, gemiler hazırladılar, kaçmak için tam teşkilatlı bir hazırlığa başladılar. Sonra çoluk çocuklarını, mallarını ve yüklerini yanlarına alarak Kirman dağına gittiler ve oraya yerleştiler. Yezid b. Mühelleb'le beraber savaşan kılıç artığı askerlerden bir grup da gelip orada Mühelleb ailesine katıldılar. Başlarına Mufaddal b. Mühelleb'i emir yaptılar. Mesleme de, Mühelleb ailesini yakalatmak için Hilal b. Macur el-Muharibî komutasında bir askeri birliği harekete geçirdi. Başka bir rivayette anlatıldığına göre Mühelleb ailesi, başlarına Müdrik b. Dabb el-Kelbî adında birini emir yapmışlardı. Hilal b. Macur el-Muharibî komutasındaki askeri birlik Kirman dağına gelerek Mühelleb ailesi ile şiddetlice savaştı. Mufad-dal'ın adamlarından bir grup öldürüldü ve eşraftan bir topluluk esir alındı.
Geri kalanlar hezimete uğradılar. Sonra Hilal'in askerleri, Mufaddal'ı yakalayıp öldürdüler. Başını kesip Mesleme b. Abdülme-lik'e yolladılar. Aralarında Malik b. İbrahim b. Ester en-Nehaî'nin de bulunduğu Yezid b. Mühelleb taraftarlarından bir grup gidip Şam emirinden kendileri için eman aldılar. Sonra yükleri, mallan, kadınları, çoluk çocuğu gönderdiler. Bunlar Mesleme b. Abdülmelik'in yanına geldiler, beraberlerinde Mufaddal'ın ve Abdülmelik b. Mühel-leb'in başları vardı. Mesleme, bu başları ve dokuz güzel çocuğu, kardeşi Yezid'e gönderdi. O da o çocukların boyunlarının vurulmasını emretti. Boyunları vurulduktan sonra kesik başları Şam'da bazı yerlere dikildi. Sonra Yezid, bunları Haleb'e gönderdi ve orada belli başlı yerlere diktirdi.
Mesleme b. Abdülmelik, Mühelleb ailesinin zürriyetini satmaya yemin etmişti. Komutanlardan biri de onun yeminini yerine getirmiş olmak için bu çocukları 100.000 dirheme ondan satm aldı ve çocukları azad edip serbest bıraktı, ancak Mesleme o komutandan herhangi bir para almadı.
Şairler, Yezid b. Mühelleb'in ölümü dolayısıyla ağıtlar yakmışlardı. Bu ağıtları, İbn Cerir nakletmiştir.

