El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Yüzonikinci Senesi

Bu senede Muaviye b. Hişam, Anadolu'ya gazaya gitti. Malatya taraflarında birkaç kaleyi fethetti. Bu senede Lan tarafındaki Türkler harekete geçtiler. Beraberindeki Şamlı ve Azerbaycanlı askerlerle birlikte Cerrah b. …

Bu senede Muaviye b. Hişam, Anadolu'ya gazaya gitti. Malatya taraflarında birkaç kaleyi fethetti. Bu senede Lan tarafındaki Türkler harekete geçtiler. Beraberindeki Şamlı ve Azerbaycanlı

askerlerle birlikte Cerrah b. Abdullah el-Hakemî onların karşısına çıktı, takviye kuvvetleri Cerrah'a

ulaşmadan iki taraf savaştılar. Cerrah ve beraberindeki bir cemaat, Mercier-debil'de şehid edildiler,

düşman, Erdebil'i ele geçirdi. Bu haberi alan Hişam b. Abdülmelik, Said b. Amr el-Cüreşî'yi askeri

bir birliğin başında komutan olarak harekete geçirdi ve Türklere çabucak yetişmesini emretti.

Müslüman esirleri hakanlarına götürmekte olan Türkleri yakaladılar. Esirleri ve beraberlerindeki

Müslüman kadınları ve zimmileri onların elinden kurtardılar, Türklerden çok sayıda adam

öldürdüler, çoğunu da esir aldılar ve onları elleri kolları bağlı olarak öldürdüler. Ancak halife

bununla da yetinmedi. Nihayet kardeşi Mes-leme b. Abdülmelik'i de Türklerin peşine gönderdi. Mesleme şiddetli soğukların hüküm sürdüğü bir kış mevsiminde Türklere doğru harekete geçti. Babülebvab'a ulaştı, orada kendi adına bir komutanı vekil olarak bıraktı, beraberindeki diğer askerlerle birlikte Türklerin ve hakanlarının peşine düştü ve ileride anlatacağımız savaşlar iki taraf arasında cereyan etti.

Horasan valisi de büyük bir ordu ile Türklerin takibine başladı. Belh nehrine ulaştı. 18.000 askerden oluşan bir müfrezeyi üzerlerine gönderdi, ayrıca sağlı sollu 10.000'er kişilik gruplardan oluşan müfrezeleri de üzerlerine yöneltti. Türkler de asker toplayarak Semer-kand'a geldiler. Semerkand valisi, Mesleme'ye mektup yazarak Türklerin geldiğini ve Senıerkand'ı, onlara karşı koruyamayacağını, ayrıca beraberlerinde büyük hakanlarının da bulunduğunu bildirdi. "İmdat imdat" dedi. Bunun üzerine Cüneyd, büyük bir ordu ile hızla Se-merkand'a yöneldi. Semerkand boğazına ulaştı. Onunla Semerkand arasında dört fersahlık mesafe kalmıştı. Hakan büyük bir kalabalıkla sabahleyin ona karşı hücuma geçti. Hakan, Cüneyd'in ordusunun öncü birliklerine hamle yaptı. Onlar da ordugaha doğru gerilediler. Türkler her taraftan onları kovaladılar.

Nihayet İslâm ordusuyla Türk ordusuna karşı karşıya geldi. Müslümanlar, sabah kahvaltısı yapmaktaydılar. Öncü birliklerinin bozguna uğrayıp kendilerine doğru gerilemekte olduklarından habersizdiler. Nihayet silahlarını alıp menzillerinde saf tuttular. Savaş alanı gerçekten geniş ve görünen bir yerdeydi. İki tarafta karşı karşıya gelince Türk ordusu, Müslümanların sağ cenahına hücum ettiler, o cenahta Beni Temim ve Ezd kabileleri vardı. Bunlardan ve karşı taraftan çok sayıda asker öldürüldü. Allah'ın şehitlik mertebesine yükselterek ikramına mazhar kılmak istediği Müslümanlardan çok sayıda asker öldürüldü. İslâm ordusunun bahadırları, Türk ordusundan karşılarına asker çıkmasını ve göğüs göğüse savaşmalarını istediler. Hakan'ın münadisi Mesleme'ye şöyle seslendi: «Eğer yanımıza gelirsen seni, en büyük putu oynatan kişi yaparız ve sana ibadet ederiz.»

Mesleme de ona şöyle cevap verdi: «Yazıklar olsun size! Ben sadece Allah'a ibadet edesiniz diye sizinle savaşıyorum ki, onun ortağı yoktur.» Daha sonra şehid edilinceye kadar onlarla savaştı. Sonra Müslümanlar hamle yaptılar. Kahramanlar ve bahadırlar, her taraftan hücuma geçtiler, sabredip dayanıklılık gösterdiler. Türklere hep birlikte saldırdılar. Aziz ve Celil olan Allah da Türkleri bozguna uğrattı ve onlardan çok sayıda adam öldürüldü. Bundan sonra Türklerde Müslümanlara hamle yaptılar ve onlardan çok sayıda adam öldürdüler. Geride sadece 2000 asker kaldı. İnnâ lillah ve innâ ileyhi râci-un. O gün Şevde b. Ebcer de öldürüldü. Türkler, Müslümanlardan büyük bir çoğunluğu esir aldılar ve onları Hakan'a götürdüler. Hakan da Müslüman esirlerin baştan sona öldürülmelerini emretti, İnnâ lillah ve innâ ileyhi râciun. Bu savaşa "geçit" (Akabe) savaşı denir. İbn Cerir, bunu gerçekten detaylı bir şekilde anlatmıştır.

Hicretin Yüzonikinci Senesinde Vefat Eden Meşhur Şahsiyetler