Medainî'nin, kendi üstadlarından naklen anlattığına göre Türk Hakan'ı, Esed b. Abdullah elKusarî'nin Horasan valiliği döneminde öldürülünce Türklerin düzeni bozuldu. Birbirlerine saldırmaya, birbirlerini öldürmeye başladılar. Ülkeleri harap olmakla yüzyüze geldi. Müslümanlarla uğraşamaz oldular, kendi başlarının çaresini aramaya başladılar. İşte o esnada Suğd halkı, Horasan valisi Nasr b. Sey-yar'dan, kendilerini ülkelerine göndermesini istediler ve ona -âlimlerin hoş karşılamadığı- bazı şartlar ileri sürdüler. Bu şartlardan bazıları şunlardı:
1- Kendileri arasında Müslüman olup tekrar İslâm'dan dönerek irtidad eden bir kimseyi cezalandırmayacak.
2- Ellerinde bulunan Müslüman esirler kendilerinden alınmayacak.
Buna benzer daha bazı şartlar da vardı. Bunların Müslümanlara fazlaca zorluk çıkardıklarım gözönüne alan Nasr, bu şartlarını kabul etmeye yanaştı, ama halk onun bu tutumunu protesto etti. Bunun üzerine Nasr, bu hususta Hişam'a mektup yazdı, kendisi biraz çekimser davrandı. Sonra Suğdlularm Müslümanlara karşı inatçılıklarını sürdürmeleri halinde zararlarının daha şiddetli olacağını düşünerek isteklerini kabul etti.
Irak valisi Yusuf b. Ömer, halifeye bir heyet göndererek Horasan valiliğini de kendisinin uhdesine vermesini istedi. Halifeye giden heyet, Nasr b. Seyyar'ın aleyhinde konuştular, her ne kadar atılgan ve cesaretli bir kimse ise de onun yaşlandığım, gözünün zayıfladığını, kişiyi ancak yanına yaklaştığında sesinden tanıyabildiğini söylediler. Daha birçok sözler de sarfettiler. Ancak halife Hişam, onların bu taleplerine ilgi göstermedi. Kendilerine de aldırış etmedi. Nasr, Horasan valiliğini sürdürdü.
İbn Cerir dedi ki: Bu sene de Yezid b. Hişam b. Abdülmelik, insanlara haccettirdi. Bu senedeki valiler, önceki senelerin valileri idiler.
Bu senede Şam halkından Rebia b. Yezid el-Kasir, Ebu Yunus Süleyman b. Cübeyr, Senımak b. Harb, Muhammed b. Vasi' b. Hay-yan vefat ettiler ki, bunların biyografilerini "Tekmil" adlı eserimizde anlatmısızdır. Hamd Allah'adır.
Muhammed b. Vasi' dedi ki: Kıyamet gününde hesaba ilk çağrılacak olanlar, kadılardır.
Beş şey kalbi öldürür:
1- Günah üstüne günah işlemek.
2- Ölülerle oturup kalkmak (kendisine ölülerin kim olduğunu sorduklarında israfa giden ve kendini beğenen zenginlerin, zalim sultanların ölüler olduklarını söylemişti).
3- Kadınlarla çokça ihtilaf edip onlara düşmanlık etmek.
4- Kadınlarla konuşmak.
5- Aile efradıyla fazlaca bir arada bulunmak.
Malik b. Dinar dedi ki: «Kendisine yetecek kadar geçimliği bulunan ve bununla kanaat eden adama imrenirim.»
Muhammed b. Vasi' dedi ki: «Kendisine yetecek geçimliği bulunup bununla kanaat eden kimseden daha çok imrendiğim bir kimse vardır ki, o da sabahleyin aç olarak güne başladığı halde Allah'tan razı ve hoşnut olan kimsedir.»
Muhammed b. Vasi' dedi ki: «Dünyadan ayrılışıma sadece şu üç şeyden mahrum kalacağım için üzülürüm:
1- Eğriliğe saptığımda beni doğrultacak bir arkadaş.
2- Cemaatla namaz kılmak ki, yanıldığımda bunun sorumluluğu imama yüklenir ve cemaatın faziletilini de kazanırım.
3- Dünyada kıt kanaat geçinmeme yetecek rızık. Ki bunda hiç kimsenin minneti bulunmasın ve bu hususta da Allah'ın bana yüklediği ağır bir sorumluluk bulunmasın.»
Davud b. er-Rebi dedi ki: Muhammed b. Vasi'i, Yezur çarşısında bir eşeğini satışa çıkarırken gördüm, adamın biri ona: «Şu eşeği bana uygun görüyormusun, almama razı olur musun?» diye sorunca şöyle cevap vermişti: «Eğer ben beğenseydim, satışa çıkarmazdım!»
Muhammed b. Vasi'in hastalığı ağırlaşınca insanlar onu çokça ziyaret ettiler. Arkadaşlarından biri dedi ki: Ben yanına gittiğimde insanların bir kısmının onun yanında oturmakta, bir kısmının ise oturacak yer bulamadıklarından ötürü- ayakta durmakta olduklarını gördüm. Muhammed b. Vasi', o esnada şöyle dedi: «Yarın perçemimden ve ayaklarımdan tutulup Cehennem ateşine atılacağım zaman, bu ziyaretçilerin bana ne yararı dokunacak? Bunlar beni kurtarabilirler mi?»
Halifelerden biri, yoksul halka dağıtılmak üzere Basra'ya bol miktarda para gönderdi. Bu paranın Muhammed b. Vasi'e teslim edilmesini istedi, ama o kabul etmedi ve gönderilen paradan kendine hiç pay da almadı. Malik b. Dinar ise, kendisine tahsis edilen payı kabul etti. O parayla birkaç köle satın alıp azad etti. Kendine hiç para ayırmadı. Muhammed b. Vasi', sultanın armağanını kabul ettiğinden ötürü onu kınamak için yanına gitti ve şöyle dedi:
- Ey Malik, sen sultanın armağanını kabul ettin mi?
- Ey Abdullah'ın babası, kabul ettim ama o parayı ne yaptığımı arkadaşlarıma sor.
Arkadaşları o parayla köleler satın alıp azad ettiğini kendisine söylediklerinde Muhammed b. Vasi', Malik'e dönüp şöyle dedi:
- Ey Malik, sana soruyorum, Allah aşkına doğru söyle: Sultana olan şu anki duyguların ile parayı göndermesinden önceki duyguların arasında bir fark yok mudur?
Bunun üzerine Malik, kalkıp kendi başına toprak saçtı ve pişmanlık getirip şöyle dedi: «Allah'ı ancak Muhammed b. Vasi' tanıyor, Malik eşektir. Malik, eşekten başka birşey değildir.»
Muhammed b. Vasi'nin gerçekten çok güzel sözleri vardır. Allah ona rahmet etsin.

