El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hz. Ali'nin Oğlu Muhammed

Ebu'1-Kasım ve Ebu Abdillah künyeleri ile çağrılırdı. İbn Hanefiy-ye adıyla tanınmıştır. Annesi Sindli siyahi bir kadın olup Beni Hanife kabilesindendi, ama asıl adı Havle idi. Muhammed, Hz. Ömer'in halifeliği zamanında …

Ebu'1-Kasım ve Ebu Abdillah künyeleri ile çağrılırdı. İbn Hanefiy-ye adıyla tanınmıştır. Annesi Sindli siyahi bir kadın olup Beni Hanife kabilesindendi, ama asıl adı Havle idi.

Muhammed, Hz. Ömer'in halifeliği zamanında doğdu. Muaviye'-nin ve Abdülmelik b. Mervan'ın ziyaretlerine gitti. Muhammed, Ce-mel savaşında Mervan'ı yere yıktı, göğsü üzerine çıkıp oturdu. Onu öldürmek istedi. Ancak Mervan, ona: «Allah aşkına beni öldürme.» dedi. Boyun eğip alçaldı. Muhammed de onu serbest bıraktı.

Abdülmelik, yanma gelen Muhammed'e Abdülmelik ona bu olayı hatırlatmış, o da: «Ey müminlerin emiri, beni affet.» deyince Abdülmelik, onu affetmiş ve ona bol miktarda armağan vermişti.

Muhammed, Kureyş'in önderlerinden ve meşhur bahadırların-dandı. Namlı ve güçlü bir kişiydi. İbn Zübeyr'e bey'at edildiğinde Muhammed, ona bey'at etmedi. Aralarında büyük kavgalar cereyan etti. Öyle ki, îbn Zübeyr, onu ve aile efradım öldürmeye kasdetti. Nitekim bu hususu önceki sayfalarda anlatmıştık. İbn Zübeyr öldürülüp Abdülmelik idareye hakim olduğunda ve İbn Ömer de ona bey'at ettiğinde, Muhammed ,b. Hanefiyye de Abdülmelik'e tabi oldu. Ona bey'at etti. Bu senede, (hicretin seksenbirinci senesinde) Medine'ye geldi ve orada vefat etti.

Başka bir rivayette anlatıldığına göre ise Muhammed, hicretin sekseninci ya da seksenbirinci senesinde Medine'de vefat etmiş, Baki mezarlığına defnedilmiş tir.

Rafiziler, onun Radva dağında bulunduğunu, hayatta olup rızık-landmhnakta olduğunu ve gelişini beklemekte olduklarını iddia ederler. Küseyyir Azze, bu konuda şöyle bir şiir söylemiştir:

«Bilesiniz ki imamlar Kureyş'tendir. Bunlar hak ehli yöneticilerdir ve sayılan dörttür.

Biri Ali, diğer üçü de onun oğullarıdır ki,

Bunlar, Rasûlullah'm torunlarıdır. Bu hususta gizlilik yoktur.

Bir torun, imanlı ve iyiliksever bir kimseydi.

Diğer torunu, Kerbela kaybetti.

Üçüncü toruna gelince, önlerinde sancak bulunan atlılar dönmedikçe gözler onu göremeyecektir.» ibn Zübeyr, İbn Hanefiyye'yi öldürmeye kasdettiğinde, kendisine yardıma gelmeleri için Ebu Tüfeyl Vasile b. Eska ile Küfe1 deki taraftarlarına bir mektup gönderdi. O zaman Kûfe'de vali olarak Muhtar b. Ubeydullah bulunuyordu. îbn Zübeyr, İbn Hanefiyye'nin ve aile efradının yakılmaları için kapılarının önüne odun yığmıştı. İbn Hanefiyye'nin mektubu, Kûfe'deki Muhtara ulaşınca -zaten Muhtar, onun halifeliğini kabul etmeleri için insanlara çağrıda bulunuyor ve onu Mehdi olarak adlandırıyordu- Ebu Abdillah el-Cedelî komutasında 4.000 kişilik bir takviye kuvvetini İbn Hanefîyye'ye gönderdi. Bu takviye birlik, Haşimileri, İbn Zübeyr'in elinden kurtardı. İbn Abbas da onlarla birlikte Mekke'den çıktı, gidip Taif te vefat etti. İbn Hanefiyye, kendi taraftarları arasında kaldı.

ibn Zübeyr, onun Mekke'den çıkmasını emretti. Bunun üzerine o da sayıları 7.000 kadar olan adamlarıyla birlikte Mekke'den çıkıp

Şam yoluna koyuldu. Eyle'ye ulaştığında Abdülmelik, ona şöyle bir mektup gönderdi: «Ya bana bey'at edersin, ya da toprağımdan çıkarsın.» İbn Hanefiyye de: «Adamlarıma eman vermen şartıyla sana bey'at ederim.» diye bir mektup gönderdi. Abdülmelik, bu şartı kabul etti. İbn Hanefiyye de kalkıp, Allah'a hamd ü senada bulunduktan sonra adamlarına şöyle bir hutbe irad etti:

«Kanlarınızın akmasını Önleyen ve dininizi muhafaza eden Allah'a hamdolsun. Sizden her kim kendi şehrine ve güven duyacağı yeri gitmek istiyorsa gidebilir.»

Adamları, onu bırakıp kendi beldelerine döndüler. Öyle ki, yanında sadece 700 kişi kaldı. O da umre ihramına girdi. Kurbanlıklarını işaretledi ve Mekke'ye doğru yöneldi. Harem'e girmek istediğinde İbn Zübeyr, ona atlılarını gönderdi. Harem'e girmesini menettirdi. İbn Hanefiyye de: «Biz savaşmak için gelmedik, bırak da umremizi ta-mamlıyahm. Sonra memleketinden çıkıp gidelim.» diye haber gönderdi, ama İbn Zübeyr, onun bu isteğini kabul etmedi. Yanında işaretlediği kurbanlık develer vardı. Umreyi yapamadan Medine'ye döndü. Haccac'm Mekke'ye gelip İbn Zübeyr'i Öldürmesine kadar Medine'de ihramlı kaldı. O süre zarfında İbn Hanefiyye ihramını üzerinden çıkarmadı. Haccac, İbn Zübeyr'i öldürüp Mekke'den Irak'a gittiğinde İbn Hanefiyye de kalkıp Mekke'ye gitti ve birkaç sene sonra umresini tamamlamış oldu. Medine'de ihramlı kaldığı uzun seneler zarfinda ihramını çıkarmadığı için üzerinden bitler dökülüyordu. Umresini tamamladıktan sonra tekrar Medine'ye döndü ve vefat edinceye kadar orada kaldı.

Bir rivayete göre Haccac, İbn Zübeyr'i öldürdükten sonra İbn Hanefiyye'ye: «Allah'ın düşmanı İbn Zübeyr öldürüldü. Artık bey'at et.» diye haber gönderdi. İbn Hanefiyye de: «Herkes bey'at ettikten sonra ben bey'at ederim.» dedi. Haccac da: «Eğer bey'at etmezsen vallahi seni öldürürüm.» diye tehditte bulununca İbn Hanefiyye şu cevabı verdi:

«Cenâb-ı Allah, her gün Levh-i Mahfuz'a 360 kez bakar. Her bakışında 360 hüküm verir. Umarım ki, o hükümlerden birini de benim lehimde verir ve beni senden kurtarır.»

Haccac, ibn Hanefiyye'nin bu cevabını bir mektupla Abdülmelik'e gönderdi. Abdülmelik de İbn Hanefiyye'nin bu cevabını beğenip takdir etti. Haccac'a: «Muhammed İbn Hanefiyye'nin muhalefet adamı olmadığını biliyoruz. Ona yumuşak davran. O bilahare sana gelecek ve bey'at edecektir.» diye mektup yazdı. Ayrıca Abdülmelik, kendisine karşı koyamayacağı büyük ordularla gelip savaşacağı tehdidinde bulunan Bizans hükümdarına da Muhammed b. Hanefiyye'nin Haccac'a gönderdiği ve yukarıda naklettiğimiz cevabını taklid ederek cevabî

bir mektup gönderdi. Bizans hükümdarı, bu cevabî mektubu okuyunca: «Bu, Abdülmelik'in sözü değildir. Bu söz, ancak peygamber ailesinden çıkmıştır.» dedi.

Halk, Abdülmelik'e hep birlikte bey'at edince ibn Ömer, ibn Ha-nefiyve'ye: «Artık yapacak birşey kalmadı. Sen de bey'at et.» dedi. O da bey'at ettiğini bir mektupla Abdülmelik'e bildirdi. Daha sonra da

ziyaretine gitti.

İbn Hanefiyye, hicretin seksenbırmcı senesinde altmışbeş yaşında iken Medine'de muharrem ayında vefat etti. Her biri ayrı bir karısından doğan şu çocukları vardı: Abdullah, Hamza, Ali, Cafer el-Ekber Hasan, İbrahim, Kasım, Abdurrahman, Cafer el-Asgar, Avn ve

Rukiyye.

Zübeyr b. Bekkar dedi ki: Onun taraftarları, vefat etmediğini iddia ederler. Şair Seyyid, onun hakkında şöyle bir şiir söylemiştir:

«Baka... Vasiye de ki: Canım sana feda olsun,

Şu Radva dağında ikametini uzattın.

Seni veli bilen, sana halife ve imam adım veren toplumumuza artık zarar verdin.

Aralarında altmış sene yaşadığın yeryüzü halkı artık sana döndüler.

İbn Havle (Muhammed b. Hanefiyye) ölüm şerbetini tatmadı.

Toprak onun kemiklerini örtmedi.

Radva boğazında ağaçlıklı bir yerde kaldı.

Melekler onunla sohbet ederler.

Onun doğru sözleri vardır.

Meclisinde değerli ve şerefli kimselerle konuşur.

Allah, bizi hidayete erdirdi, siz onun tamamlamasını bekleyendir işi sakladınız.

Onun nuru tamamdır. Onun hidayet rehberi Mehdi'dir.

Nihayet onun sancaklarının düzenli bir şekilde peşpeşe gelmekte olduklarını göreceksiniz.»

Aralarında Hasan b. Muhammed el-Askerî'nin de bulunduğu başka bir grup gibi, Rafızilerden bir grup da onun imamlığını iddia etmekte olup ahir zamanda ortaya çıkmasını beklemektedirler. Bunların iddiasına göre Muhammed b. Hanefiyye, Samarra'daki yeraltı mağarasından yeryüzüne çıkacaktır. Bu, onların hurafelerinden, saçmalıklarından, cahilliklerinden, sapıklık ve b atıllıkların dan bir örnektir. Yeri gelince bunu inşaallah daha teferruatlı bir şekilde anlatacağız.