El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Kuteybe B. Müslim'in Öldürülmesi

Bu olayın gelişmesi şöyle oldu: Kuteybe, Süleyman b. Abdülnıe-lik'i halifelikten hal etmek ve onun itaatından çıkmak amacıyla askerler topladı. Buna karar verdi. Askerlerine kendisinin himmetli bir kimse olup fetihler …

Bu olayın gelişmesi şöyle oldu: Kuteybe, Süleyman b. Abdülnıe-lik'i halifelikten hal etmek ve onun itaatından çıkmak amacıyla askerler topladı. Buna karar verdi. Askerlerine kendisinin himmetli bir kimse olup fetihler yaptığını, kendilerine adaletli davrandığını anlattı. Onlara bol miktarda paralar verdi. Sözünü tamamladıktan sonra hiç kimse, onun bu çağrısına icabet etmedi. Bunun üzerine o da askerleri kabile kabile, grup grup kınayıp azarlamaya başladı. Askerler de öfkelendiler, yanından dağılıp gittiler. Ona karşı muhalefete başladılar, onu öldürmeye çalıştılar. Bu muhalefetin elebaşılığını da Ve-ki b. Sud adında biri yapmaktaydı. Çok sayıda adam topladı. Sonra Kuteybe'yle karşı karşıya gelip vuruşmaya başladı. Nihayet onu bu senenin zilhicce ayında öldürdü. Onunla beraber kardeşlerinden ve yeğenlerinden onbir adanı öldürdü. Aralarında Dırar b. Müslim'den başka kimse hayatta kalmadı. Annesi Darra binti Dırar b. Ka'ka' b. Mabed b. Sa'd b. Zürare'yi dayıları himaye ettiler.

Amr b. Müslim, Cüzcan valisi idi. Kuteybe, Abdurrahman, Abdullah, Ubeydullah, Salih ve Yesar öldürüldüler. Bu çocuklar, Müslim'in oğullarıydılar. Bunların da dört çocuğu öldürüldü. Bütün bunları Ve-ki b. Sud öldürmüştü.

Kuteybe b. Müslim b. Amr b. Husayn b. Rebia Ebu Hafs el-Bahilî, komutanların Önderlerinden ve seçkinlerindendi. Büyük ve eşine az rastlanır liderlerdendi. İyi savaşan, mutlu fetihler gerçekleştiren, övgüye layık görüşlere sahip olan bahadırlardandı. Allah, onun vasıtasıyla yine sayılarını ancak Allah'ın bileceği çok sayıda insanları doğru yola iletti. Bu insanlar, onun vasıtasıyla Müslüman oldular. Aziz ve Celil olan Allah'a boyun eğdiler.

Kuteybe, çok sayıda belde, şehir ve mıntıkayı fethetti. Nitekim bunu daha önceleri detaylıca açıklamıştık. Noksanlıklardan münezzeh olan yüce Allah, onun gayretini heba etmeyecek, çabasını ve cihadını boşa çıkarmayacaktır.

Ama ölümüne neden olan bir hata yaptı, hayatına mal olan bir işe girişti. Halifeyi hal' etti. Bu nedenle ölüm, çabucak kendisine geldi Cemaattan ayrıldı ve cahiliye ölümüyle öldü. Lakin daha önceleri salih amelleri işlemişti ki, bu amelleri onun günahlarına inşaallah keffaret olurlar. Bu salih amelleri sayesinde yüce Allah, onun hasene-lerini kat kat artırır. Allah onu affedip bağışlar. Onun düşmanla yaptığı savaşlar ve bu savaşlarda çektiği sıkıntılar, Allah tarafından kabule şayan olacaktır inşaallah.

Kuteybe, bu senenin zilhicce ayında kırksekiz yaşında Horasan'ın uç noktasında Fergana'da vefat etti. Babası Ebu Salih Müslim, Mus'-ab b. Zübeyr'le birlikte öldürülenlerdendi. Kuteybe, Horasan'da on sene müddetle valilik yaptı. Oraya çok iyiliği dokundu, yararlı faaliyetlerde bulundu. Öldürülmesi nedeniyle Abdurrahman b. Cumane el-Bahilî, şöyle bir ağıt yakmıştı:

"Ebu Hafs Kuteybe, sanki bir orduyla başka bir ordu üzerine yürümemiş,

O, sanki minbere hiç çıkmamış,

Sanki etrafında sancaklar dalgalanmamış,

Sanki insanlar, onun nasıl bir asker olduğuna şahid olmamışlar,

Ölümler onu davet etti ve o da Rabbinin davetine icabet etti.

O, iffetli ve temiz olarak Cennet'e gitti.

İslâmiyet, Hz. Muhammed'den sonra,

Ebu Hafs gibi başka birisi ile destek ve hayır görmemiş,

Artık ağla ey Ahber."

Şair, bu son beytinde biraz mübalağa yapmıştır. Abher, Kuteybe'nin oğullarından birinin adıdır.

"Ey Mezhic'in kızı! Mezhic ve Ezd kabilesinin süvarileri olmasaydı ve bunlar atlarını şiddetle sürmeyip ordugahtaki ganimetleri ele geçirmeselerdi,

Ülkeler, bunlarla parçalanmasaydı ve bunlardan Iraklılara haber gelmeseydi,

Ben cemaat akdini içime sindirdim. Halifenin emrini tahkir ettim ve nıünkeratı helal saydım.

Onlar öyle bir kavimdirler ki, Kuteybe'yi zorla ve şiddet kullanarak öldürdüler. Atları serkeştir, üzerlerinde toz toprak vardır.

Merc-i Sinde Irak'ın Mudarlılarım, aziz ve ulu kimselerini ayırd ettim.

Rebia kabilesinin tümü, korkularından antlaşma yaptılar. Mu-hl parçalandılar. Artık Mudarlı olacak kim vardır?

Irak'ın Ezd kabilesi ile Mezhic kabilesi tümüyle ölüme doğru ileriler. Büyük babaları da ilerledi ki, onlar Kahtanlılardır.

Bütün Mezhiclilerin başlarını vururlar, gözlerine mil sürerler ki görmesin.

Ezd kabilesi de bilir ki, sancağının altında donmuş bir mülk ve kızıl bir ölüm vardır.

Bizim izzetimizle Muhammed muzaffer oldu.

Yine bizim sayemizde Şam'da minber yerinde durmuştur."

İbn Cerir, bu kasideyi mufassal bir şekilde açıklamış ve bu konuda cidden çok şiirler nakletmiştir.

İbn Hallikan dedi ki: Cerir, Kuteybe b. Müslim için ağıt yaktı. Allah, ona rahmet etsin, onu bağışlasın, makamım yüce kılsın.

"Emir Kuteybe b. Müslim'i öldürdüğünüze pişman oldunuz. Yann Allah'ın huzuruna vardığınızda daha da pişman olacaksınız.

Siz onun gazalarıyla ganimet elde ettiniz.

Bu gün ise karşılaştığınız kimselere ganimet olacaksınız.

O, Cennet'in hurilerine gitti.

Ama Cehennem belası üzerinizi kaplayacaktır."

Kuteybe'nin oğullarından ve torunlarından bir grup, çeşitli beldelerde emirlik yaptılar. Onlardan birisi, Ömer b. Said b. Kuteybe b. Müslim idi. Bu zat, cömert ve övgüye layık bir kimseydi. Vefat ettiği zaman Basra'da bulunan Ebu Amr Eşca' b. Amr es-Sülemî el-Mirrî, ona şu ağıdı yakmıştı:

"Amr b. Said, göçüp gitti. Doğuda ve batıda herkes onu övüyor.

Enli taşlar altına defnedilmeden önce onun ellerinin insanlara ne bağışlarda bulunduğunu bilmiyordum.

Yerde dar bir mezara girdi. Daha Önce diri iken, dar bir yere sıkışıp kaldı.

Gözlerimden yaşlar aktıkça sana ağlayacağım, eğer gözlerim kapanırsa,

Kanatların sürükleyip getirdiği şey, senden bana hatıra olarak yeter.

Sabırsızlık çoğalsa bile ben musibete uğramış sayılmam. Ama senin ölümünden sonra da sevinip ferahlamam.

Sanki senden başka bir canlı ölmedi ve senden başka kimseye de ağıtçılar ağıt yakmadı.

Ölümünden sonra ağıtlar ve anılar senin için hoş iselerde daha önce hayatta iken de senin için övgüler hoştu."

İbn Hallikan dedi ki: "Bu, hamasetle ilgili ağıtların en güzellerindendir." Böyle dedikten sonra İbn Hallikan, Bahile kabilesinden bahsetti ve bu kabilenin Araplar nazarında en düşük ve en rezil kabile olduğunu söyledi. Yine o, Eş'as b. Kays'm Rasûlullah (s.a.v.)'a şöyle dediğini nakletmiştir: 'ta Rasûlallah! Bizlerin kanları birbirine denk midir?" Rasûlullah (s.a.v.) da ona şu cevabı vermişti: "Evet! Bahile kabilesinin bir ferdi olarak Cennet'e girmekten hoşlanır mısın?" O da su cevabı vermiş: "Yalnız cennetliklerin benim o kabileden olduğumu bilmemeleri şartıyla Cennet'e girmek isterim."

Bedevilerden biri, adamın birine: "Sen kimlerdensin?" diye sorduğunda adam: "Bahile kabilesindenim." diye cevap vermiş. Bu defa bedevi, o adam için ağıt yakmaya başlamış. Adam da şöyle demişti: "Sana şunu da söyliyeyim, ben. Bahile kabilesinin asli fertlerinden değilim. Ben onların müttefiklerindenim." Adam böyle deyince bedevi, onun ellerini ve ayaklarım öpmeye başlamış, adam da: "Niçin böyle yapıyorsun?" diye sorunca bedevi şöyle cevap vermişti: "Çünkü yüce Allah, seni dünyada bu musibete maruz bırakmamıştır. Buna karşılık mutlaka ahirette sana Cennet'i verecektir."

İbn Cerir dedi ki: Bu senede, yani hicretin doksanaltmcı senesinde Kurra b. Şerik el-Absî vefat etti. Bu zat, Mısır'ın valisi ve hakimi idi.

Ben derim ki: İbn Cerir'in sözünü ettiği Kurra; Kurra b. Serik'tir ve Velid tarafından Mısır valiliğine tayin edilmiştir. Bu Kurra, Se-yum camimin banisidir.

Yine bu senede Ebu Bekir Muhammed b. Amr b. Hazm, insanlara haccettirdi. Ebu Bekir, Medine valisi idi. Mekke valisi ise, Abdülaziz b. Abdullah b. Halid b. Üseyd idi. Irak ordusunun komutanı ve imamı ise, Yezid b. Mühelleb'ti. Irak'ın haraç işlerinden sorumlu yetkilisi, Salih b. Abdurrahman'dı.

Basra valisi ise, Yezid b. Mühelleb Süfyan b. Abdullah el-Kindî idi. Basra'nın kadısı da Abdurrahman b. Ezine idi. Küfe kadısı, Ebu Bekir b. Ebu Musa idi. Horasan ordusunun komutanı Veki b. Sa'd idi. Doğrusunu, noksanlıklardan münezzeh olan yüce Allah daha iyi bilir.