Bir kavle göre bu senede vefat etmiştir. Künyesi Ebu Hamza'dır.
Sahabeler cemaatından çok rivayetleri vardır. Kur'ân tefsiri hususunda âlimdi. Salih amel işleyen, kendini ibadete veren bir kimseydi.
Asmaî, Hişam b. Ziyad'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Muhammed b. Ka'b el-Kurazî'ye sordular:
- Allah'ın rahmetinden kopmanın alameti nedir?
- Kişinin güzel görülen şeyleri çirkin görmesi, çirkin görülen şeyleri de güzel görmesidir.»
Abdullah b. Mübarek, Muhammed b. Ka'b el-Kurazî'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Gece boyunca sabaha kadar Zilzâl ve Kâria sûrelerini okuyup üzerlerinde düşünmek, başka bir sûreyi okumamak, benim için Kur'-ân'ı baştan sonra okumaktan daha hoştur.»
Yine aynı zat şöyle demiştir: «Zikri terketme hususunda herhangi bir kimseye izin verilecek olsaydı, Zekeriya peygambere verilirdi. Yüce Allah buyurmuş ki:
«Alametin, üç gün, işaretle anlaşma dışında insanlarla konuşa-mamandır. Rabbini çok an, akşam sabah hamd et» (Âl i imrân, 4i.) Eğer zikri terketme hususunda herhangi bir kimseye izin verilecek olsaydı, Zekeriya peygambere ve Allah yolunda savaşan kimselere verilirdi. Zira yüce Allah buyurmuş ki:
«Ey inananlar! Bir toplulukla karşılaşırsanız dayanın. Başarıya ulaşabilmeniz için Allah'ı çok anın.» (ei-Enfâl, 45.)
Muhammed b. Ka'b, şu ayet-i kerimeden bahsederken şöyle demişti:
«Sabredin, düşmanlarınızdan daha sabırlı olun. Cihada hazır bulunun.» (Âi-i imrân, 200.) Dininizde sebat edin. Allah'ın size verdiği vaadi beklemekte sabırlı olun, gizli ve açık düşmanlarınıza karşı hazırlıklı olun. Allah ile olan ilişkinizde takvalı olun ki, huzuruna vardığınızda kurtuluşa eresiniz.» Şu ayet-i kerimeleri tefsir ederken de şöyle demişti:
«Rabbinden bir işaret görmeseydi...» (Yûsuf, 24.) Yani Kur'ân'ın helal kıldığı, haram kıldığı şeyleri birbirinden ayırd edip anladı.
«Onların bir kısmı hâlâ duruyor, bir kısmı ise silinip gitmiştir.» (Hûd, 100.) Yerinde duran, onların ayakta kalan binalarıdır. Gidenler ise yıkılıp harab olan binalarıdır.
«Doğrusu onun azabı sürekli ve acıdır.» (ei-Furkân, 65.) Dünyada lezzetlendikleri nimetlerin bedelim borçlandılar.
Başka bir rivayette anlatıldığına göre bu ayetin tefsirinden bahsederken Muhammed b. Ka'b elKurazî şöyle demiştir: «Cenâb-ı Allah, dünyada kendilerine bahşettiği nimetlerin bedelini insanlardan istediğinde bedelini ödeyemediler O da onları borçlandırdı ve Cehen-nem'e soktu.»
Kuteybe b. Said, Muhammed b. Ka'b el-Kurazî'nin şu ayeti tefsir ederken şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«İnsanların malları içinde artsın diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz.» (er-Rûm, 39.) Bir kimse mislini veya daha fazlasını alsın diye bir başkasına mal veya para verirse, bu mal veya para Allah katında artmaz ve malı ve parası artacak olanlar, herhangi bir kimsenin mükafatını beklemeksizin Allah rızası için verenlerdir.»
Muhammed b. Ka'b el-Kurazî, şu ayet-i kerimeleri tefsir ederken de şöyle demiştir:
«Rabbim, beni dahil edeceğin yere hoşnutluk ve esenlikle dahil et. Çıkaracağın yerden de hoşnutluk ve esenlikle çıkar.» (ei-isrâ, 80.) Ey Rabbim, benim gizli halimi de aşikar halimi de güzel kıl. Ey Rabbim, beni salih amele güzelce sevk et. İhlasa kavuştur ve beni salim ola-rakta işlerin içinden çıkar.»
«Veya hazır bulunup kulak verene ders vardır.» (ei-Kaf, 37.) Yani kalbi başka bir yerde iken Kur'ân dinleyen kimseye de ders vardır.
«Allah'ı anmaya koşun.» {ei-Cuma, 9.) Koşmak, bildiğimiz anlamdaki koşmak olmayıp salih amel işlemektir.
Büyük günahlar üçtür:
1- Allah'ın tuzağından emin olmak,
2- Allah'ın rahmetinden ümit kesmek,
3- Allah'ın rahmetinden ümitvar olmamak, ye'se kapılmak. Abdullah b. Mübarek, Muhammed b. Ka'b el-Kurazî'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
Cenâb-ı Allah, bir kula hayır murad ettiği zaman onda üç özellik meydana getirir:
1- Onu dinde fakih kılar.
2- Onu dünyaya karşı zahid yapar.
3- Onu, kendi ayıplarını görür hale getirir.
«Dünya bir istikrarsızlık diyarıdır, said kimseler, ondan yüz çevirdiler, ama o da şaki kimselerin ellerinden çekilip alındı. Ona en çok rağbet edenler, insanların en şakileridir. Dünyada en fazla zahit-lik yapanlar, insanların en said ve mutlularıdır. Dünya, kendisine itaat edeni çukura yuvarlar. Kendisine tabi olanı mahveder, kendisine teslim olana hıyanet eder. Onun ilmi, cehalettir. Zenginliği, yoksulluktur. Fazlalığı, noksanlıktır, devranına da aldanmamak gerekir. Bazen senin lehine döner, bazen başkasının lehine döner.»
İbn Mübarek, Muhammed b. Ka'b el-Kurazî'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Yeryüzü bir adamın kahrından ağlar, bir adam için de ağlar. Kendi üzerinde yaşayıp Allah'a taat ederek iyi amel işleyen kimse için ağlar. Kendi üzerinde yaşayıp Allah'a isyan ederek kötü amel işleyen kimsenin de kahrından ağlar, çünkü böyle biri ona çok ağır gelir. «Gök ve yer, onlar için gözyaşı dökmedi.» (ed-Duhân, 29.)
Muhammed b. Ka'b, şu ayet-i kerimeleri tefsir ederken de şöyle demiştir:
«Kim zerre kadar iyilik yapmışsa onu görür. Kim de zerre kadar kötülük yapmışsa onu görür.» (ezZilzâl, 78.)
Kafirlerden herhangi bir kimse zerre ağırlığınca hayırlı bir iş yaparsa, onun mükafatını kendi şahsında, aile efradında ve malında görür. Öyle ki, bu kazancı dünyada gördüğü için ahirete sevapsız gider mü'minlerden bir kimse de zerre ağırlığınca kötülük yaparsa, bunun cezasını kendi şahsında, aile efradında ve malında görür. Öyle ki, cezasını dünyada çektiği için ahirete günahsız gider. Korkarım ki, Cenâb-ı Allah, benim bazı kötülüklerime vakıf olmuş ve bana gazab-lanmış, sonra da: «Haydi git, seni bağışlamayacağım.» demiştir. „
Şunu da söyleyeyim ki, Kur'ân'm bazı hayret verici ayetleri beni o kadar düşündürür ki, beni bazı işleri yapmaya sevkeder, sonra da o işimi tamamlamadan gece sona erip sabah olur.»
Ömer b. Abdülaziz, Muhammed b. Ka'b el-Kurazî'ye bir mektup yazarak kölesi Salim'i kendisine satmasını istedi. Salim; ibadet eden, zahid ve hayırlı bir kimseydi. Muhammed b. Ka'b: «Ben onu müdeb-ber yaptım {Azatlığım kendi vefatıma bağladım.).» dedi. Ömer b. Abdülaziz: «Bunu artır.» dedi. Nihayet Salim, Ömer b. Abdülaziz'in yanına gitti. Ömer, ona şöyle dedi:
-
Gördüğün
gibi
ben
halifelikle
imtihan
edildim.
Korkarım
ki,
bu
işi
başarıyla sonuçlandıramıyacağım.
- Eğer bu söylediğinde samimi isen bu işten yüz akıyla çıkarsın, aksi takdirde korktuğun başına gelir.
- Ey Salim, bana öğüt ver.
- Adem peygamber bir günah işlediği için Cennet'ten çıkarıldı. Sizler ise birçok günah işlediğiniz halde Cennet'e girmeyi ümid ediyorsunuz.» Böyle dedikten sonra bir süre sustu.
Ben derim ki: Bu durum, bazı kitaplarda anlatılan şu duruma benzemektedir:
"Günahları ekiyorsunuz, sevapları umuyorsunuz, hiç dikenden üzüm elde edilebilir mi?
Günahlar peşpeşe geliyor, siz gönül huzuru ve abidin güzel yaşantısını umuyorsunuz.
Cenâb-ı Allah'ın, Adem peygamberi, işlediği bir günah nedeniyle Cennet'ten çıkarıp dünyaya gönderdiğini unutuyor musunuz?»
Muhammed b. Ka'b, şöyle demişti: «Kur'ân okuyan bir kimse -yaşı 200'e varsa da- kendi aklından yararlanır.»
Adamın birisi, ona şöyle bir soru sormuştu:
- Tevbe hakkında ne dersin?
- Tevbeyi iyi bulmuyorum.
- Ne demek yani? Allah'a söz veriyorsun ki, artık ebediyyen ona karşı gelmeyecek ve isyan etmeyeceksin, bu niye iyi olmasın?
- Bu durumda senden daha büyük bir suçlu var mı? Emrini sana tatbik etmemesi için Allah'a yemin verdiriyorsun?
Hafız Ebu'l-Kasım Süleyman b. Ahmed et-Taberanî, Muhammed b. Ka'b el-Kurazî tariki ile İbn Abbas'tan rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.v.), şöyle buyurmuştur:
«İnsanların en zengini olmak isteyen kimse, kendi elinde bulunan şeyden ziyade Allah'ın elinde bulunan şeye bel bağlasın, size en şerlilerinizi bildireyim mi?
- Evet ya Rasûlallah.
- Yalnız başına oturan, ziyaretçisini geri çeviren, kölesini kırbaçlayan kimsedir. Size bundan daha şerli bir kimseyi bildireyim mi?
- Evet ya Rasûlallah.
- Hatayı affetmeyen, özrü kabul etmeyen ve günahı da bağışlamayan kimsedir. Size bundan daha şerli bir kimseyi bildireyim mi?
- Evet ya Rasûlallah.
- Hayrı umulmayan, şerrinden emin olunmayan kimsedir.» Meryem oğlu İsa, İsrailoğulları arasında ayağa kalkıp bir hutbe
irad etti ve şöyle dedi:
- Ey İsrailoğulları, cahillerin yanında hikmeti anlatmayın. Aksi takdirde hikmete haksızlık etmiş olursunuz. Ehli olan kimselerden de hikmeti alıkoymayın. Bu durumda da hikmete haksızlık etmiş olursunuz. Zalime zulmetmeyin, onunla boy ölçüşmeyin. Aksi takdirde Rabbinizin katında sizin fazilet ve üstünlüğünüz boşa gider. Ey İsrailoğulları, işler üç türlüdür: Bir iş ki, hükmü açıktır, doğru olduğu bellidir, o işe tabi olun. Bir iş ki, sapıklık yolu olduğu bellidir, ondan da uzak durun. Bir iş de vardır ki, onun hükmü hakkında ihtilaf edilmiştir, siz onun hükmünü Allah'a havale edin.» Hicretin 108. senesinde vefat eden meşhur şahsiyetlerden biri de Ebu Nadre Münzir b. Malik b. Kıt'a el-Adî'dir. Biz bu zatların biyografilerini "Tekmil" adlı kitabımızda anlatmışızdır.

