Ruh b. Zinba b. Selame el-Cüzamî Ebu Zür'a Ebu Zinba ed-Dı-mışkî de denilir. Evi, Şam'da Bizuriyyin (çekirdekçiler) tarafında ünlü kahraman İbn Akab'ın evi yanındadır. Ruh, kadri yüce tabiilerdendi. Sahabe olan babasından, Temim ed-Darî'den, Ubade b. Samit'ten, Muaviye'den, Ka'bü'l-Ahbar'dan ve diğerlerinden hadis rivayet etmiştir. Aralarında Ubade b. Nesiy'in de bulunduğu bir cemaat da ondan hadis rivayet etmişlerdir.
Ruh, Abdülmelik'in veziri gibiydi. Ondan hemen hemen hiç ayrılmazdı. Mercürahit savaşında da Abdülmelik'in babası Mervan'la birlikteydi. Yezid b. Muaviye, onu Filistin ordusuna komutan olarak tayin etti. Müslim b. Haccac'm iddiasına göre Ruh b. Zinba sahabedir. Ancak Müslim, bu kavlini teyid etmemiştir. Sahih kavle göre Ruh, sahabe değil, tabiidir. Rivayete göre o hamamdan her çıkışında bir köle azat edermiş.
İbn Zeyd'in ifadesine göre bu zat, hicretin seksendördüncü senesinde Ürdün'de vefat etmiştir. Bazılarının iddialarına göre Hişam b. Abdülmelik'in zamanına kadar yaşamıştır. Bir defa haccetmiş tir. Mekke ve Medine arasında bir su başında mola vermiş, kendisine türlü yemekler hazırlanmış ve önüne konulmuştu, yemeği yerken su arayan bir çoban oraya gelmişti. Ruh, onu yemeğe davet etmiş, çoban gelip sofradaki yemeklerine bakınca: «Ben oruçluyum.» demiş; Ruh-da ona: «Böylesine uzun ve çok sıcak bir günde oruç mu tutuyorsun ey çoban?» diye sormuş; çoban da şu cevabı vermişti: «Senin yemeğin uğruna günlerimi boşa mı harcayacağım ve günlerimi boşa harcayarak aldanacak mıyım?»
Daha sonra çoban kendine başka bir yer aramaya başlamış, Ruh'u bırakıp oraya gidip oturmuştu. Bunun üzerine Ruh b. Zinba da şöyle demişti:
«Ey çoban, günlerini boşa harcamayıp cimrilik ettin, Oysa Ruh b. Zinba, bu günlerini boşa harcıyor.»
Böyle dedikten sonra uzun süre ağladı ve sofradaki yemeklerin kaldırılmasını istedi. Yemekleri kaldırıp götürdüler, kendisi de şöyle dedi: «Bakın bakalım hele, şu bedevilerden veya çobanlardan bu yemekleri yiyecek bir kimse yok mudur?» Böyle dedikten sonra mola yerinden kalkıp yola çıktı. Çoban, onun kalbini pençesine almış ve nefsini tahkir etmişti. Doğrusunu, noksanlıklardan münezzeh olan yüce Allah, daha iyi bilir.

