El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Şair Cerir

Cerir b. Hıtfî'ye İbn Atiyye b. Hıtfî de denilir. Hıtfî'nin asıl adı, Hüzeyfe b. Bedir b. Seleme b. Avf b. Küleyb b. Yerbu' b. Hanzele b. Malik b. Zeyd Menat b. Temim b. Mürr b. Tabiha b. İlyas b. Mudar-bin Nizar Ebu …

Cerir b. Hıtfî'ye İbn Atiyye b. Hıtfî de denilir. Hıtfî'nin asıl adı, Hüzeyfe b. Bedir b. Seleme b. Avf b. Küleyb b. Yerbu' b. Hanzele b. Malik b. Zeyd Menat b. Temim b. Mürr b. Tabiha b. İlyas b. Mudar-bin Nizar Ebu Harze'dir. Basralı bir şairdir. Şam'a defalarca gelmişti. Yezid b. Muaviye'yi ve ondan sonraki halifeleri methetrnişti. Ömer b. Abdülaziz'in ziyaretine gelmişti. Ferezdak ile Ahtal da çağdaşı ve akranı olan şairlerdendir. Cerir ise onlardan daha usta bir şair ve daha iyi bir insandı, birçoklarının ifadesine göre bu üç kişi arasında Cerir en usta şairdir.

İbn Düreyd, Osman el-Bünnî'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Cerir'i gördüm, tesbihatta bulunduğundan ötürü dudakları kapanmıyordu. Kendisine: «Bunun sana ne yararı var?» diye sorduğumda bana şu cevabı verdi: «Noksanlıklardan münezzeh olan yüce Allah'tır. Hamd O'nadır. O'ndan başka ilah yoktur. Allah, en büyüktür övgüler O'na mahsustur. Doğrusu, iyilikler, kötülükleri giderir. Bu, Allah'ın gerçek bir vaadidir.»

Hişam b. Muhammed el-Kelbî, babasının şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Beni Özre kabilesinden bir adam, Abdülmelik b. Mervan'm huzuruna giderek onu bir kaside ile övdü. Abdülmelik'in yanında da üç şair; Cerir, Ferezdak ve Ahtal bulunuyordu. Ancak Beni Özre kabilesinden olan bedevi adam, o şairleri tanıyamamıştı. Abdülmelik, ona dedi ki:

- İslâm tarihinde Arapların söyledikleri en yergili beyti biliyor-musun?

- Evet o, Cerir'in şu beyitidir: «Gözünü yum, sen Nümeyr kabile-sindensin. Ne Ka'b kabilesinin, ne de Kilab kabilesinin mertebesine ulaşamadın.»

- Güzel söyledin. Peki İslâm tarihinde söylenmiş en Övgülü beyti de biliyor musun?

- Evet o, Cerir'in şu beytidir: «Siz bineklere binenlerin en hayırlıları değil misiniz? Göbeği sarkmış olup âlemlerin en cömertleri değil misiniz?»

- İsabetli söyledin, güzel söyledin. Peki İslâm tarihinde söylenen en incelikli beyiti de biliyor musun?

- Evet o, Cerir'in şu beyitidir: «Ucunda hastalık bulunan gözler bizi öldürdüler. Sonra ölülerimizi bekletmediler.

Akıl sahibi kimseleri cansız yere düşürdüler, artık onlar, Allah'ın en zayıf vücutlu yaratıklarıdırlar.» - Güzel söyledin. Peki, sen Cerir'i tanıyor musun?

- Hayır vallahi, tanımıyorum ama onu görmeyi çok arzuluyorum.

- İşte bu Cerir, bu Ferezdak, diğeri de Ahtal'dır. Bunun üzerine bedevi, şöyle demeye başladı:

«Allah, Ebu Hizre'yi (Cerir'i) yaşatsın. Ey Ahtal, senin de burnunu yere sürsün. Ferezdak'ın gayreti de boşa gitsin, helak olsun. Burun ve genizi de cendere ile inceltilsin.»

Ferezdak da ona karşı şu şiiri okudu:

«Senin taşıdığın burnu Allah yere sürsün ey fesat, yalan ve rezalet sahibi adam.

Sen hükmüne razı olunan bir hakem olmadığın gibi asalet, güzel görüş ve mücadele sahibi de değilsin.»

Ferezdak'tan sonra Ahtal da şu şiiri okudu:

«Ayak üzerinde bacakların taşıdığı ey en şerli adam.

Senin söylediğin sözler gibisi, kavimler arasında tahammül edilemez.

Hükümet ve iktidar senin babanda değildir ve senin aşiretinde de değildir, çünkü senin aşiretin alçaktır.»

Cerir, öfkelenerek ayağa kalktı ve şöyle dedi:

«Sizden daha hayırlı ve sizden daha asil bir adamı beyinsizliğinizden ötürü yerip kendisine söver misiniz?

Allah'a yemin ederim ki, yalan ve fesad sizdedir. Beni yüceltip sizi alçalttığı için kendisine sövdünüz. Sürekli sefalette olun, ey alçaklar.»

Bundan sonra Cerir, A'rabinin üzerine atılarak başını öptü ve Ab-dülmelik'e: «Ey müminlerin emiri, bana verdiğin ödül bunun olsun.» dedi. Ödül 5.000 dirhem tutarında bir para idi. Bunun üzerine Abdülmelik: «Hayır, senin ödülün sana olsun, bir o kadarını da şu A'rabiye vereceğim.» dedi. A'rabi de Ödüllerin ikisini alıp oradan çıkıp gitti.»

Yakub b. es-Sekit'in anlattığına göre Cerir, Abdülmelik'in yanma Irak heyetiyle birlikte gitmişti. Bu heyet, Haccac tarafından ona gönderilmişti. Cerir, halife Abdülmelik'i överek şöyle dedi: «Siz bineklere binenlerin en hayırlıları değil misiniz?

Alemlerin en cömerdi ve rahat karınlıları değil misiniz?»

Bu övgüsü üzerine Abdülmelik ona yüz deve; Suğd tarafından getirilen dördü nobeli, dördü de esir olmak üzere sekiz çoban verdi.

Cerir dedi ki: «Abdülmelik'in makamında iki gümüş kase vardı. Bunlar kendisine hediye edilmişti, fakat onun bunlara pek aldırış ettiği yoktu. Elindeki kırbaçla o kaselere vuruyordu. Ben de kendisine: "Ey mü'minlerin emiri, develeri sağacağım vakit sütü nereye koyacağını?" diye sordum. O da bana o kaselerden birini verdi.»

Cerir, Haccac'm yanına döndüğünde Halife Abdülmelik'in kendisine yaptığı ikram, Haccac'ın hayretini mucip oldu. Haccac'ın kendisi de ona elli deve verdi. Bununla kendi ailesine erzak taşıyordu.

Naftaveyhî'nin anlattığına göre Cerir, bir gün Bişr b. Mervan'm yanma gittmiş, Bişr'in yanında Ahtal da oturuyormuş. Bişr, Cerir'e sormuş:

- Şunu tanıyor musun?

- Hayır ey emir, bu kimdir? -BuAhtal'dır.

Ahtal da söze karışarak şöyle dedi:

- Ben senin ırzına iftira eden, geceleri uykunu kaçıran, kavmine eziyet eden adamım.

Cerir de ona şöyle karşılık verdi:

- «Irzına iftira ettim» demene gelince, içine düşüp boğulmakta olan kimsenin, denize sövmesinin denize bir zararı olmaz. «Geceleri uykunu kaçırdım» demene gelince, eğer bıraksaydın da uyusaydım, bu senin için daha hayırlı olurdu. «Kavmine eziyet ettim» demene gelince sen, kendilerine cizye ödemekte olduğun bir kavme nasıl eziyet edebilirsin?

Ahtal, Hristiyan Araplardandı. Allah onu kahretsin. Onu lanetlesin ve Cehennem'in derinliklerine atsın. O, Bişr b. Mervan'a hitaben okuduğu kasidesinde şöyle demişti: «Bişr, kılıç kullanmaksızm ve kan akıtmaksızın Irak üzerinde istiva etti.»

Cehmiye mezhebi, bu beyti delil olarak ileri sürüp Arş üzerinde istiva sözünün Arş'ı istila manasına geldiğini söylemişlerdir. Bu ise, sözü asli manasında kullanmamak ve tahrif etmektir. Böyle bir Hris-tiyanm beytinde bu konuda bir hüccet ve delil yoktur. Cenâb-ı Allah da kendi Arş'ı üzerinde istiva edişini, Arş'ı istila etme manasında kullanmamıştır. Cenâb-ı Allah, Cehmiye mezhebinin ortaya atığı iddialardan uzak ve üstündür. İstiladan önce, asi olan birşeye hakim olunduğu zaman o şeye istiva etti denilir. Bişr'in Irak'ı, Abdülmelik'in de Medine'yi isyandan sonra istila edişi gibi. Ama Arş-ı A'lâ, bir an dahi Cenâb-ı Allah'a isyan etmemiş, onun emrine karşı gelmemişti ki, "Allah, onu istiva etti" derken istila etmiş olduğu manası kastedilsin. Bu hususta Cehmiye'nin ileri sürdüğü hüccetlerden daha zayıf bir hüccet bulunamaz. Nihayet hüccetsizlikleri ve hüccetten yana iflas etmiş olmaları, onları şu rezil ve lanetli Hristiyan Ahtal'm beytini delil olarak ileri sürmeye sürüklemiştir ki, bu beyitte de herhangi bir hüccet mevcut değildir. Doğrusunu Allah bilir.

Heysem b. Adiy, Avane b. Hakem'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Ömer b. Abdülaziz, halifeliğe geçince şairler onun ziyaretine geldiler. Kapısında günlerce bekledikleri halde içeri girmelerine izin verilmedi ve Ömer de onlara iltifat etmedi. Bu, onların hoşuna gitmedi. Memleketlerine dönmeye niyetlendiler. O esnada Reca b. Hayve yanlarına geldi. Cerir, ona dedi ki:

«Ey sarığım sarkıtan adam,

Dem senin demindir. Huzuruna görmemiz için Ömer'den bize izin

al.»

Reca, Ömer b. Abdülaziz'in huzuruna girdi. Kapıda beklemekte olan şairlerden ona bahsetmedi. O esnada Adiy b. Ertat, kapıda beklemekte olan şairlerin yanma geldi. Cerir, ona da şöyle dedi:

«Ey bineğini salıveren adam, ey süvari, \ Dem senin demindir, benim zamanım geçmiştir. Eğer kendisiyle görüşürsen halifemize bildir ki, Ben kapı önünde zincire vurulmuş gibiyim. Allah seni bağışlasın, bizim ihtiyacımızı unutma. Çoluk çocuğumdan ve memleketimden uzun süre ayrı kalıp gurbete düştüm, burada çok bekledim.»

Adiy, Ömer b. Abdülaziz'in huzuruna girdi ve ona şöyle dedi:

- Ey mü'minlerin emiri, şairler kapında beklemektedirler, onların okları zehirli, sözleri de delicidir. - Yazıklar olsun sana ey Adiy! Benim şairlerle ne işim var?

- Ey mü'minlerin emiri, Rasûlullah (s.a.v.), şiir dinler ve şaire Ödül verirdi. Abbas b. Mirdas, onu övmüş, bu nedenle ona bir elbise armağan etmişti.

-Abbas b. Mirdas'ın şiirden bir kısmını bana nakledebilir misin?

- Evet.

Böyle dedikten sonra Adiy, ona Abbas'm şu şiirini okumaya başladı:

«Ey yaratıkların tümünün en hayırlısı!

Hakkı getiren ve öğreten bir kitabı yaydığını gördüm. Haktan sapmamızdan ve hakkın karanlığa düşmesinden sonra bize hidayet dinini getirdin.

Karışan ve hilelerle alt üst edilen bir işi, delil ile bize aydınlattın.

Alevlenmekte olan bir ateşi Kur'ân ile söndürdün.

Benden peygamber Muhammed'e selam götürün.

Herkes yaptığı işin karşılığını görür.

Ey rasûl, sen eğilmesinden sonra hakk yolunu doğrulttun.

Bu yol, daha önce temeli yıkılmış bir yoldu.

Rabbimiz, Arş'ın üzerinde yüceldi.

Allah'ın mekanı, daha yüksek ve daha uludur.»

Ömer b. Abdülaziz, Adiyy'e sordu:

- Şairlerden kapıda kimler var?

- Ömer b. Ebi Rebia var.

- O, şu şiirin sahibi değil midir?

«Sonra onu uyandırdım. Tomurcuk memeli kadın uyandı, bir çocuk gibiydi, sorulan şeye iyi cevap veremiyordu. Bir süre bekledi sonra şöyle dedi:

Vay halimize, ey şereflinin oğlu, bize çabuk geldin, ansızın geldin. Randevulaşmadan akıp geldin, Uyuyanların başlarının ucuna geldin, Niye yoruldun, ne istiyorsun? Yıldız gibi hasmının karşısında parlayıp durdun.»

Ömer b. Abdülaziz, Adiyy'e şöyle dedi:

- Şu Allah'ın düşmanı günah işlemesine işledi, bari günahını giz-leseydi. Vallahi o, huzuruma asla giremiyecektir. Kapıda ondan başka hangi şair var?

- Hemmam b. Galip (Ferezdak) var.

- O, şu şiirin sahibi değil midir?

«O ikisi beni seksen boydan aşağıya uçuruma sarkıttılar, Doğan kuşu gibi ki, boz renklidir. Tüyleri onu kırdılar. Ayaklarım yere değince dediler ki:

Bu diri midir yoksa ölü müdür ki, kendisinden kaçalım ve sakınalım?»

Hayır vallahi o yalancıdır ve benim makamımdaki sergilerin üzerine ayak bas anlayacaktır. Kapıda ondan başka hangi şair var?

- Ahtal var.

- O, şöyle diyen adam değil midir?

«Ben ramazanda gönüllü olarak oruç tutacak değilim.

Kurban eti de yiyecek değilim.

Mekke vadisine kurtuluş (hac) amacıyla,

Alaca develeri de sürecek değilim ki, onları kurban edeyim. Mekke'ye, uzakta bulunan Beyt'i de salih bir kişi olmak amacıyla, ziyaret edecek değilim.

Sabahtan az önce şafak vakti eşek sürüleri gibi kalkıp,

Hayye alel felah diyecek de değilim.

Ama ben içkiyi sürekli içerim.

Sabah aydınlandığında da secdeye kapanırım.»

Vallahi o benim huzuruma giremiyecektir. O kafirdir, kapıda bu anlattıklarımdan başka kimse var mıdır?

- Evet, Ahvez vardır.

- O, şöyle diyen adam değil midir?

«Benimle onun efendisinin arasında Allah vardır.

O, bu nedenle benden kaçıyor, ben de peşine düşüyorum.»

Bu da anlattıklarından geri kalan biri değildir. Kapıda başka kim var?

- Cemil b. Muammer var.

- Hani şöyle diyen adam mı?

«Keşke hep birlikte dirilseydik, şayet ölsek de sonrası diriliş esnasında benimle onun dirilişi aynı anda ve bir arada olsa, Ben uzun süre yaşamaya rağbet eden biri değilim. Hani beni gömmdükleri zaman toprağı üzerine örtün derler.»

Allah'ın düşmanı olan bu adam, eğer dünyada iken Allah'ın huzuruna gitmeyi arzulayan biri olsaydı, salih amel işleyip tevbç ederdi, ama bunu yapmadı. O asla benim yanıma giremiyecektir. Kapıda ondan başka kim var?

- Cerir var.

- Hani şöyle diyen adam mı?

«Gönül avcısı sana baktı. Bu, ziyaret esnasında olamaz. Haydi selametle geri dön.»

illa da yanıma bir şairin girmesi gerekiyorsa Cerir'e izin ver de gelsin.

İzin verildi. Cerir, Ömer b. Abdülaziz'in huzuruna girerken şöyle bir şiir okudu:

«Muhammed'i peygamber olarak gönderen Allah,

Halifeliği adil imama verdi.

Onun adalet ve vefası, bütün halkı kapsadı.

Nihayet halkına göz kulak oldu. Eğilenin eğriliğini düzeltti.

Ben senden acil bir iyilik ve hayır bekliyorum.

Gönül, acilen verilen şeye aşırı şekilde tutkundur.»

- Ey Cerir, yazıklar olsun sana! Söylediğin sözler hususunda Allah'tan kork ve takvalı ol.

Sonra Cerir, tekrar şiir okumak için Ömer'den izin istedi ama Ömer bu hususta ona ne izin verdi ne de yasakladı. Cerir de uzun bir kaside okuyarak Ömer'i övdü. Ömer, ona şöyle dedi:

- Yazıklar olsun sana ey Cerir, burada sana verilmesini haketti-ğin birşeyi göremiyorum.

- Ben düşkünüm, yolcuyum, yolda kalmışım.

- Bizim halifeliğe geçerken sadece 300 dirhem paramız vardı. Ümmü Abdullah ile oğlu 100'er dirhem aldılar. Geride 100 dirhem kaldı, o da senin olsun.

Cerir, huzurdan ayrılıp şairlerin yanma gitti. Şairler ona sordular:

- içeride durumlar nasıl ey Cerir?

- Durum hoşunuza gidecek gibi değildir. Ben halifenin yanından çıkarken yoksullara yardım ediyordu, ama şairlere birşey vermiyordu. Ben yine de ondan memnunum. Şeytanın tılsımlarının onu rahatsız ettiğini görmedim. Benim şeytanım, cinlerden tılsımlı idi.»

Muafa b. Zekeriyya el-Cerirî'nin anlattığına göre cariyenin biri, Haccac b. Yusuf a şöyle demiş:

- Şu adamı (Cerir'i) yanıma göndersene.

- Onun iffetli biri olduğunu bilmiyor musun?

- Sen onu benimle başbaşa bırakırsan ne yapacağını görürsün.

Öunun üzerine Haccac, cariyenin Cerir'le birlikte kimsenin bulunmadığı bir yerde, ama kendisinin onları görebileceği bir yerde başbaşa bırakılmalarını emretti. Böyle bir yer ayarlandı. Cariye ile Cerir başbaşa bırakıldı. Haccac, onları görüyordu ama onlar Haccac'ı göre-miyorlardı. Cerir'in komplodan haberi yoktu. Cariye, ona şöyle dedi:

- Ey Cerir!

Cerir başım eğerek cevap verdi:

- Buradayım.

- Bana falan şiirini oku (Bu şiirinde aşktan bahsediliyordu.).

- Ezberimde değildir, ama sana falan şiirimi okuyayım (Böyle diyerek Cerir konuyu değiştirmek istedi ve Haccac'ı öven şiirini okudu.).

- Ben bu şiiri istemedim, falan şiirini okumanı istemiştim. , ,

Cerir konuyu değiştirdi. Aşk konusunu, işleyen şiirini okumadı.

Haccac'ı öven şiirini okuyarak oturuma son verdi. Haccac, kalkıp ona

söyle dedi: «Allah hayrını versin ey Cerir. Sen kötülüğe yanaşinadın,

iffetli ve âlicenâb oldun.» -bmle mm aba «o saatsı

İkrime dedi ki: Bir bedeviye Cerir'in şu btji^^

«Gece değişsin, yıldızları akıp gitmesin, Ya da uzasın. O kadar ki, yıldızların

Usayım.

vmrai lo^ra Bedevi dedi ki: Bu şiir mana bakımından güzeldir, ama şiiri söylemekten Allah'a sığmın sana okuyayım:

an .sana-e bir«Bir gece ki, uyuyanlar onu kısaltmadılar.üfMi rşıaj[ 91İBŞ n983fea Sevgili ile olan vuslatımız onu bize kısaltt^ i^hsa-^î 9Ü ıhaO Güzel taneler o geçe de yaprak açtılar. ;i ,.î;.:j nilfno j7{ -üşroite Öyle ki, o bitkilerin meyveleri yakınımıza geldi yş 4f$şjr4feo Bir lezzet meclisinde olduk, benzerini göremedik.^-ıslglma!) ,sr O mecliste şikayet ye günah kusuru göremedik, Bir sözle,o lezzet meclisini şpna; erdirmekten

Gözler, gönüliıerdeki duyguların

İkrime diyor ki: Ben o bedeviye: «Biraz daha oku» cevabı verdi: Bu kadarı sana yetmiyor mu? Ama istersen,şanathaşka bir şiir okuyayım:

«Bir kavimle akid yapar:anlaşırsan Onlara arkadaş olurum, onlardan

huyumdur, iyileri iyiUK yaptığında ben dejyilik y

Onlar kötülük yaptıklarında ben kötülük nım.

Onların isteklerinden başka isteklerde bulunurum

Ama yeri gelince de onların isteklerine uyar ve kendi isteklerimden yazgeçerim.^bfîyi: 4 .&*% A dK&O ,<i mnmmoH ,ıbü freA

Ibn Hallikn ta ir şairdi, Öer

«Beni Teinim kabilesi sana kızacak olursa, Bütün insanların sana kızdıklarını sanırsın.»

Adamın biri Cerir'e, insanların en şair olanının kim olduğunu sorunca o, adamın elinden tutarak oğlunun bulunduğu yere götürdü Oğlu keçinin memesini ağzına koymuş, sütünü emiyordu. Seslenince oğlu ayağa kalktı, süt çenesinin üzerine akmaktaydı. Cerir, insanların en şairini soran adama şöyle dedi:

- Şunu görüyor musun?

- Evet.

- Tanıyor musun?

- Hayır.

- Bu benim babamdır. Keçinin memesini ağzına koyup sütünü içiyor ki, sağmasın ve sağarken komşuları sağma sesini duyup kendisinden süt istemesinler. İnsanların en usta şairi, bunu ileri sürerek seksen şaire karşı iftihar eden ve onları yenendir.

Cerir ile Ferezdak arasında çok atışmalar, karşılıklı hicivler cere-yar etmişti ki, onları burada anlatmak uzun sürecektir.

Cerir, hicri 110. senede vefat eti. Halife b. Hayyat ile birkaç ravi böyle demişlerdir. Halife'nin ifadesine göre Ferezdak'm ölümünden birkaç ay sonra Cerir'de vefat etmiştir. Sali'nin ifadesine göre Cerir ile Ferezdak, hicri 111. senede vefat etmişlerdir. Ferezdak, Cerir'den kırk gün önce vefat etmiştir.

Kerimî, Asmaî'nin babasının şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Adamın biri, Cerir'i ölümünden sonra rüyada görmüş ve ona şöyle sormuştu:

- Allah sana ne yaptı?

- Beni affetti.

- Hangi sebepten ötürü affetti?

- Çölde aldığım bir tekbirden ötürü affetti.

- Ya Ferezdak'a ne yaptı?

- iffetli kadınlara iftirada bulunması nedeniyle onu helak etti. Asmaî dedi ki: «Cerir, Ferezdak'ı hayatında da ölümünden sonra

da rahat bırakmadı»