Rivayet olunduğuna göre Katade, Tîn sûresini şöyle tefsir etmiştir: "Bu sûrenin başındaki "Tîn" kelimesinin Şam camii, "Zeytûn" kelimesinin Mescid-i Aksa, "Tûr-i Sinîn" kelimesinin yüce Allah'ın Musa peygamberle konuştuğu dağ, "Beled-i Emin'in" ise Mekke şehri olduğunu söylemiştir. Bunu İbn Asakir bu şekilde rivayet etmiştir."
Safvan b. Salih, Ka'bü'l-Ahbar'm şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Şam'da öyle bir mescid yapılacaktır ki, o mescit, dünyanın harab olmasından kırk sene sonrasına kadar varlığını devam ettirecektir."
Velid b. Müslim, Ebu Abdurrahman'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Yüce Allah, Kasyan dağına vahyederek: "Gölgeni ve bereketini Kudüs dağına hibe et." dedi. O da öyle yaptı. Cenâb-ı Allah, bu defa ona şöyle vahyetti: "Madem dediğimi yaptın, ben de senin üzerinde kendim için bir ev yapacağım ki, dünyanın harab olmasından kırk sene sonrasına kadar orada bana ibadet edilecektir. Günler ve geceler sona ermeden de gölgeni ve bereketini sana iade edeceğim."
Ebu Abdurrahman dedi ki: "Kasyan dağı, Cenâb-ı Allah katında yalvarıp yakaran zayıf bir adam mesabesindedir."
Duhaym dedi ki: Mescidin dört duvarı Hud peygamber taralından yapılmıştır. Üst tarafa kadar işlenen mozaiklere gelince, bunlarda Velid b. Abdülmelik tarafından yapılmıştır. Yani o, duvarı yükseltti. Mermerlerin ve üzüm motiflerinin üzerinden itibaren yukarıya doğru yükseltti.
Başkasının ifadesine göre Velid b. Abdülmelik, camiin sadece kıble duvarını yaptırmıştır.
Osman b. Ebi Atika'dan rivayet olunduğuna göre ilim ehli kimseler, Tîn sûresinin başındaki "Tîn" kelimesinin Şam camii olduğunu söylemişlerdir.
İbn Berami ed-Dımışkî adıyla tanınan Ebu Bekir Ahmed b. Abdullah b. Ferec, Abdurrahman b. Yahya b. İsmail b. Ubeydullah b. Ebi'l-Muhacir'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Saatler kapısı dışında bir kaya vardı. Kurbanlar onun üzerine konulurdu. Kabul edilen kurbanı bir ateş gelip yerdi. Kabul edilmeyen kurban ise orada olduğu gibi kalırdı."
Ben derim ki: Bu kaya parçası, saatler kapısı içine nakledilmiştir ve şu ana kadar orada mevcuttur. Halktan bazısının iddiasına göre o kaya parçasının üzerine Adem peygamberin iki oğlu, kurbanlarını bırakmışlardı. Onlardan birinin kurbanı kabul edilmiş, diğerininki ise kabul edilmemişti. Doğrusunu Allah bilir.
Hişam b. Ammar, Hasan b. Yahya el-Hasenî'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Rasûlullah (s.a.v.), miraca götürüldüğü gece Şam mescidinin arsasında namaz kıldı." İbn Asakir'in ifadesine göre bu, munkati ve cidden münker olan bir rivayettir. Başkalarından böyle bir söz nakledilmiş değildir.
Ebu Bekir el-Beramî'den rivayet edilmiştir: Bir gece Velid b. Ab-dülmelik, kayyuma gitti ve ona: "Bu gece mescitte namaz kılmak istiyorum. İçeride namaz kılan bir kimse kalmasın." dedi. Adamlarından biri: "Ey mü'minlerin emiri, işte Hızır peygamber her gece bu mescitte namaz kılıyor." dedi. Başka bir rivayette anlatıldığına göre Velid: "Bu gece kimseyi içeriye bırakmayın." dedi. Sonra saatler kapısına geldi. Kapının açılmasını istedi, kapı açıldı. Saatlerle maksure bitişiğindeki yeşil kapı arasında bir adamın namaz kılmakta olduğunu gördü. Kayyuma: "Bu gece namaz kılması için mescide kimseyi bırakmamanızı size emretmemiş miydim?" diyerek çıkıştı. Adamlarından biri: "Ey mü'minlerin emiri, bu Hızır'dır. Her gece bu mescitte namaz kılar." dedi. Ancak bu hikayenin senedinde ve şahinliğinde şüphe vardır. Başka rivayetlerde Hızır'ın orada mevcud olduğu veya o mekanda namaz kıldığı söylenmemektedir. Doğrusunu Allah bilir.
Emevi camiinin batı tarafındaki minaresinin yanında kıble zaviyesine, son asırlarda Hızır zaviyesi denilmiştir. Bunun sebebini bilemiyorum. Tevatüren sabit olduğuna göre sahabeler, Emevi camiinde namaz kılmışlardır. Bu da hem o cami için hem de sahabelerin namaz kıldıkları diğer camiler için şeref olarak yeter.
Bu camide ilk olarak namaz kılan sahabe, Şam'daki emirü'1-üme-re Ebu Ubeyde b. Cerrah'tır. Bu zat Cennetle müjdelenen on sahabeden biri olup bu ümmetin emin îrişisidir. Muaz b. Cebel ve diğer bazı sahabeler de bu camide namaz kılmışlardır. Ama Velid'in mabedi bu şekle çevirmesinden önce. Velid'in bu şekle döndürmesinden sonra Enes b. Malik dışında başka bir sahabe bu camiiyi bu haliyle görmüş değildir. Enes, hicretin doksanikinci senesinde Şam'a gelmişti. O esnada Velid, bu camii yeni şekliyle inşa ediyordu. Enes, orada namaz kıldı. Velid'i gördü, namazı vaktin sonuna dek ertelemesini hoş karşılamadı. Nitekim bu hususu, Enes'in biyografisini anlatırken nakletmiştik.
Ahir zamanda yeryüzüne indiğinde İsa peygamber de bu mescitte namaz kılacaktır. O zamanda Deccal ortaya çıkacak ve bela umumile-şecek, insanlar onun önünden kaçıp Şam'a toplanacaklar, hidayet mesihi olan İsa peygamber, sapıklık mesihi olan Deccal'i öldürecektir. Isa peygamber, sabah namazı vaktinde Emevi camiinin doğu tarafındaki minaresine inecektir. İndikten sonra caminin içerisine girdiğinde namaz için kamet getirildiğini görecek. İmam da ona: "Ey Allah'ın ruhu, buyur imamlık yap." diyecek, böylece İsa peygamber, bu ümmetten Mehdi adında bir zatın arkasında namaza duracaktır. Doğrusunu Allah bilir.
Daha sonra İsa peygamber, halkla birlikte camiden çıkacak ve Efik boğazı yanında Deccal'i yakalıyacak (başka bir rivayete göre lud kapısı yanında onu yakalıyacak) ve onu orada Öldürecektir. Bunu, şu avet-i kerimeyi tefsir ederken detaylı olarak anlatmıştık: "Kitab ehlinden, ölmeden önce, İsa'ya inanmayacak yoktur." (en-Nisâ, 159.)
"Sahih"te rivayet olunduğuna göre Peygamber (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmuştur:
"Canım kudret elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki, Meryem'in oğlu (İsa), aranıza doğru bir hakem, adil bir imam olarak inecek' haçı kıracak, domuzu öldürecek ve cizyeyi tarh edecektr. İslâm'dan başkasını da kabul etmeyecektir."
Kısaca diyeceğimiz şudur ki: İsa peygamber, Şam'daki Emevi camiinin doğu minaresine inecektir. O zaman Şam şehri, Deccal'a karşı korunmuştur. Bu minare, Hristiyan parasıyla inşa edilmiştir. Sonra İsa peygamberin yeryüzüne inişi, onlar için bir ölüm ve helak olacaktır. O, iki meleğin arasında yeryüzüne inecek, elini omuzlarına daya-yacaktır. Üzerinde iki aba bulunacaktır. Başka bir rivayete göre kızıl toprakla boyanmış iki giysi giyecektir. Hamamdan çıkmış gibi başından sular damlayacaktır. İnişi de sabah namazı vaktinde olacak, kendisi namaza kamet getirildiği esnada minareye inecektir. Bu inişi de Şam'daki Emevi camiine olacaktır.
Nevvas b. Seman el-Kilabî tarafından "Sahih-i Müslim"de yapılan bir rivayette ifade edildiğine göre İsa peygamber, Şam'ın doğusundaki beyaz minareye inecektir. Bu minare beyaz renkli olup, Şam'da bundan daha güzel bir minarenin, daha yüksek ve göz alıcı bir eserin mevcudiyeti bilinmemektedir. Hamd ve minnet Allah'adır.
Ben derim ki: İsa peygamberin Emevi camiinin minaresine inmesi, garipsenecek bir olay değildir. Çünkü Deccal belası o zaman her tarafı saracak ve insanlar gelip Şam şehrinin içine toplanacaklar. Deccal da onları kuşatma altına alacaktır. O şehre giren herkesin Deccal'a tabi olması zorunlu hale gelecek. Ya da onun maiyetinde esir olacaktır. Ahir zamanda Şam şehri, Müslümanların toplanma yeri ve Deccal'a karşı korunakları olacaktır. Hal böyle olunca kim o şehrin dışında bir yerde namaz kılabilir? Çünkü Müslümanların hepsi Şam Şehrinin içinde olacaklardır. İsa peygamber, namaz için kamet getirildiği zamanda inecek ve Müslümanlarla birlikte namaz kılacak, sonra onları peşine takıp Deccal'i takibe çıkacak ve onu öldürmek isteyecektir. Avamdan bazılarının ifadelerine göre Şam'daki doğu mi-faresinden kasıt, Belaşo mescidinin minaresidir ki, bu mescit doğu aPisının dışındadır. Bazılarına göre ise bu mescidin minaresi, doğu
kapısının üzerindedir. Rasûlullah'm ne kastettiğini ancak Allah bilir. Allah ki, noksanlıklardan münezzeh olup herşeyi bilir. Herşeyi ilmiyle kuşatır, herşeye güç yetirir, herşeyin üzerinde olup kahredici güce sahiptir. Hiçbir şey, zerre ağırlığınca da olsa göklerde ve yerde onun ilmi dışında kalmaz.

