El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Türklerle Müslümanlar Arasında Cereyan Eden Bir Savaş

Bu savaşın meydana geliş sebebi şu idi: Türk hükümdarı Büyük Hakan, Müslümanlarla savaşmak için Körsal komutasındaki bir askeri birliği Suğd'a gönderdi. O da Bahili Kasrı'na gidip karargah kurdu. İçindeki Müslümanlarla …

Bu savaşın meydana geliş sebebi şu idi: Türk hükümdarı Büyük Hakan, Müslümanlarla savaşmak için Körsal komutasındaki bir askeri birliği Suğd'a gönderdi. O da Bahili Kasrı'na gidip karargah kurdu. İçindeki Müslümanlarla birlikte Bahili Kasrı'nı kuşatma altına aldı. Semerkand naibi Osman b. Abdullah b. Mutarrif, 40.000 dirhem vermek şartıyla onlarla barış yaptı ve ayrıca yanında rehine bulunan onyedi Dihkanı da onlara verdi. Ama bundan sonra Müslümanları imdada çağırdı. Müseyyeb b. Bişr er-Riyahî adındaki bir Müslüman komutan, 4.000 askeriyle onun imdadına geldi. Yolda iken Müseyyeb, askerlerine hutbe irad ederek onları savaşa teşvik etti. Şehadet elde etmek maksadıyla düşman üzerine gitmekte olduğu haberini verdi. Bunun üzerine 1.000'den fazla askeri geri döndü. Sonra her konak yerinde askerlerine böyle bir nutuk irad ediyordu. Askerlerinden bazıları geri dönüyorlardı. Nihayet yanında 700 savaşçı kaldı. Onlarla birlikte yoluna devam etti ve Türk askerleriyle karşı karşıya geldi.

Türk askerleri, Bahiîi Kasrı'nı kuşatma altında tutmaktaydılar. Kaledeki Müslümanlar, kadınlarını ve çocuklarını kendi önlerinden ölüme sürmeye, sonra da kendileri kaleden inip baştan sona öldürülünceye kadar düşmanla savaşmaya karar vermişlerdi. Müseyyeb, onlara haber göndererek o gün sabır ve sebat göstermelerini istedi. Onlar da sebat ettiler.

Müseyyeb, seher vaktine kadar bekledi. Seher vakti olunca tekbir aldı. Onu duyan arkadaşları da hep birlikte tekbir almaya başladılar. Parolaları, «Ya Muhammed» olarak belirlendi. Sonra can-ü gönülden Türklere saldırdılar. Onlardan çoğunu öldürdüler, çoklarının bineklerini kestiler. Türkler de onlara karşı hücuma geçtiler ve iki taraf şiddetlice savaştılar. Öyle ki, Müslümanların çoğu kaçmak mecburiyetinde kaldı. Müseyyeb, bineğine bir darbe vurulunca inmek mecburiyetinde kaldı. Diğer bahadırlar da onunla birlikte bineklerinden indiler. Yerde büyük bir savaş verdiler. Müseyyeb'in etrafını sardılar ve Cenâb-ı Allah, kendilerine fethi nasib edinceye kadar sabrettiler. Fetih müyesser olunca müşrikler onların önlerinden kaçmaya başladı-

lar. Öyle gidiyorlardı ki, arkalarına hiç bakmıyorlardı.

Türklerin sayısı gerçekten çoktu. Müseyyeb'in münadisi: «Kaçan hiçbir kimseyi kovalamayın. Siz, Bahile Kasrı'na ve kasırdakilere bakın.» dedi. Gidip kasrdaki mahsur kalmış Müslümanları kurtarıp getirdiler. Türklerin garnizonundaki malları ve kıymetli eşyaları da ganimet edindiler. Salimen geri döndüler. Kuşatma altındaki Müslümanları da beraberlerinde götürdüler.

Ertesi gün Türkler, oraya geldiklerinde ses seda işitmediler. Hiç-birşey bulamadılar ve kendi kendilerine: «Dün burada bizimle karşılaşanlar insan değil, cin idi.» dediler.

Hicretin Yüzikinci Senesinde Vefat Eden Meşhur Şahsiyetler