El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Urve B. Zübeyr B. Avvam

Kureyşlidir, Esed oğullan kabilesindendir. Künyesi Ebu Abdullah'tır. Medinelidir, kadri yüce bir tabiidir. Babasından, Abadile'den, Muaviye'den, Muğire ve Ebu Hüreyre'den hadis rivayet etmiştir. Annesinin adı Esma'dır. …

Kureyşlidir, Esed oğullan kabilesindendir. Künyesi Ebu Abdullah'tır. Medinelidir, kadri yüce bir tabiidir. Babasından, Abadile'den, Muaviye'den, Muğire ve Ebu Hüreyre'den hadis rivayet etmiştir. Annesinin adı Esma'dır. Teyzeleri Hz. Aişe ve Ümmü Seleme idi. Tabiilerden bir cemaat, ondan hadis rivayet etmiştir. Başkaları da ondan hadis rivayet etmişlerdir.

Muhammed b. Sa'd dedi ki: Urve, sika bir ravi idi, çok hadis rivayet etmişti. Âlim, güvenilir ve sebatkar bir kimse idi.

İclî dedi ki: Urve, Medinelidir, tabiidir, salih bir adamdır, fitnelere karışmamıştır.

Vakidî dedi ki: Urve fakihti, âlimdi, hafızdı, sebatkardı, hüccetti, siyeri bilirdi, meğazi kitablarım tasnif eden ilk zat kendisiydi. Medine'nin sayılı fıkıhçılarındandı. Rasûlullah (s.a.v.)'m ashabı ona bazı şeyleri sorarlardı, insanlar arasında şiiri en çok rivayet edendi.

Oğlu Hişam, dedi ki:

"İlim, şu üç kişiden birinindir:

1- Ya asaletli kimsenindir ki, o kişinin asaleti ilimle süslenir.

2- Ya da dindar bir kimsenindir ki, dini ilimle doğru yöne koyulur.

3- Ya da sultanla beraber bulunan, sultanın nimet ve armağanlarına mazhar olan kimsenindir ki, o kişi ilmi ile sultanın gazabından kurtulur ve tehlikeli durumlara düşmez. Urve b. Zübeyr ile Ömer b. Abdülaziz'den başka bir kimsenin bu üç vasfa sahip olduğunu bilmiyorum." .

Urve, her gün Kur'ân'ın dörtte birini okur ve Kur'ân okuyup-geceleyin namaz kılardı. Taze hurmalar olgunlaştığında bahçesini insanlara açar, herkes gidip bahçesinde hurma yerdi. Taze hurma mevsimi sona erince bahçesini tekrar kapatırdı.

Zührî dedi ki: Urve, bir denizdi, kovalarla su çekerek onun denizi bulandırılmaz ve suyu azaltılamazdı.

Ömer b. Abdülaziz dedi ki: "Urve'den daha âlim bir kimse yoktur. Onun herhangi birşeyi bilmediğini bildiğimi sanmıyorum."

Birçok kimse, onun, Medine'de sözlerine kesinlikle uyulan yedi fı-kıhçıdan biri olduğunu söylemişlerdir. Valiliği zamanında Ömer b. Abdülaziz'in, kendilerine dini konularda müracaat ettiği on fıkıhçı-

dan biri idi.

Birden fazla kişinin anlattığına göre Urve, Şam'da bulunan Ve-

lid'in ziyaretine gitmişti. Dönüşünde ayağı kurtlandı, ayağını kesmek istediler. Kendisini uyuşturacak bir ilaç içirerek ayağını kesmelerini teklif ettiklerinde şöyle cevap vermişti: "Allah'a iman eden bir kimsenin, Rabbini tanımayacak derecede aklını giderecek bir ilaç içeceğini sanmıyorum ama bana ilaç içirmeksizin ve aklımı gidermeksizin ayağımı kesin."

O şekilde ayağını dizinden kestiler. Kestikleri esnada hiç sesini

çıkarmadı ve inlemedi de.

Rivayet olunduğuna göre namaz kılarken onun ayağını kesmişlerdi. Namazla meşgul olduğundan ötürü ayağının acısını hissetmemiştik Doğrusunu Allah bilir. Ayağını kestikleri gecede çocukları arasında en çok sevdiği Muhammed, damdan düşüp ölmüştü. Dostları yanma gelerek taziyetlerini sunduklarında şöyle demişti: "Allah'ım, hamd sanadır. Yedi çocuğum vardı, birini aldın, altısını bıraktın. İki elim ve iki ayağım vardı, bu dördünden birini aldın, üçünü bıraktın. Şimdi aldıysan, daha önce bana vermiştin. Beni hastalıkla müptela kıldıysan, daha önce bana afiyet vermiştin."

Ben derim ki: Birden fazla ravinin anlattıklarına göre Urve b. Zübeyr, Velid'le görüşmek için Şam'a gitmek üzere Medine'den yola çıktığında Medine yakınındaki bir vadide ayağı kurtlandı. Hastalığı orada başladı, ama işin vahim şekilde sonuçlanacağını sanmadı, yoluna devam etti. Şam'a ulaştığında kurtçuklar bacağının yarısını yemişlerdi. Velid'in yanma gitti. Velid, ayağım tedavi etmeleri için mütehassıs hekimleri topladı. Hekimler, ayağının kesilmesini kararlaştırdılar. Kesilmediği takdirde uyluk kemiğine kadar kurtçukların ayağını yiyeceğini söylediler. Belki de gövdesine sirayet edeceğini söylediler. Bunun üzerine Urve, ayağının kesilmesine razı oldu. Hekimler ona Şöyle dediler:

- Kesme acısını duymaman için aklını giderecek uyuşturucu bir ilaç sana içirelim mi?

- Hayır, Allah'a yemin ederim ki, hiçbir kimsenin aklım gidere-c Ve kendisini uyuşturacak birşey içeceğimi sanmıyorum. Ama, aka ayağımı kesecekseniz, bari ben namaz kılarken kesin. O za-an ayağımın acısını duymam ve farkında olmam. Ayağını kurtçukların yediği yerin üst kısmındaki sağlam yerden kestiler ki, ihtiyatlı olsun ve vücudunda hastalık kalmasın. Namaz kılarken kestiklerinden hiç farkında olmadı ve sızlanmadı. Namazını tamamladıktan sonra ayağı kesilmiş olduğu için Velid, onu teselli etti. O da şöyle dedi:

"Allah'ım, hamd sanadır. Benim iki elim, iki de ayağım vardı. Bunlardan birini aldıysan üçünü geride bıraktın. Eğer beni hastalıkla şimdi müptela kıldıysan, daha Önce uzun süre bana afiyet vermiştin. Aldığından ve verdiğin afiyetten ötürü sana hamdolsun."

Son seferinde beraberinde oğlu Muhammed'in de bulunduğu birkaç çocuğu vardı. Çocukları arasında en çok Muhammed'i severdi. Muhammed, ahıra girdi, atlardan biri onu çifteledi. Bu nedenle Mu-hammed öldü. Dostları yanına gelip Urve'ye taziyetlerini sundular. O da şöyle dedi:

"Allah'a hamd olsun, yedi çocuğum vardı. Ey Rabbim, onlardan birini aldın, altısını bıraktın. Eğer beni şimdi hastalığa müptela kıldıysan da daha önce uzun süre afiyet vermiştin. Eğer şimdi benden bir çocuğumu aldıysan, daha önce uzun süre bana çocuk ihsan etmiştin."

Şam'da işini tamamladıktan sonra Medine'ye döndü. Onun, ayağından ve ölen oğlundan bahsettiğini duymadık ve bu hususta hiçbir kimseye de şikayette bulunmadı. Nihayet Vâdi'l-Kurâ'da kurtçukların ayağına musallat olduğu mekana vardığında şu ayeti okudu: "An-dolsun, bu yolculuğumuzda yorgun düştük." (ei-Kefh, 62.)

Medine'ye vardığında bazı kimseler gelip ona selam verdiler, ayağının kesilmiş olmasından ve oğlunun vefatından ötürü onu teselli edip taziyetlerini sundular. Bazı kimselerin; "İşlediği büyük bir günah sebebiyle Urve, bu musibete maruz kaldı." dediklerini duyunca o, bu hususta Maan Evs'in şu beyitlerini okudu:

"Hayatına yemin olsun ki, ben heva ve hevese yönelmedim, bu kadar şüpheniz yeter artık.

Ayaklarım beni kötülüğe götürmedi,

Gözüm ve kulağımda beni kötülüğe sevketmedi.

Görüşüm ve aklımda beni kötü yola sevketmedi,

Ben yaşadığım müddetçe kötülüklere doğru yürümeyeceğim.

Benim gibi birisi, böylesine kötü işlere doğru gidip kötülük yapmaz.

Ben kendimi akrabalarıma tercih etmedim, bencillik yapmadım. Yanımda bulunduğu sürece misafirimi de elbetteki aile efradıma tercih ederim.

Bilirim ki, benim gibilerinin başına gelen musibetler, Ancak benim de başıma gelmiştir."

Başka bir rivayette anlatıldığına göre Urve, şöyle demiştir: "Benim dört çocuğum vardı. Bunlardan birini aldın, üçünü bıraktın."

Mesleme b. Muharib dedi ki: "Urve'nin ayağına kurtçuklar düştü, ayağı kesildi. Kimse onu tutamadı ve ayağının kesildiği gecede dahi virdini bırakmadı."

Evzaî dedi ki: Urve'nin ayağı kesildiğinde kendisi şöyle dedi: "Allah'ım, biliyorsun ki ben şu kesilen ayağımla kötülüklere asla gitmedim". Böyle dedikten sonra yukarıdaki beyitleri okudu.

Urve, namazım acele ile kılan bir adamı görünce onu yanma çağırdı ve: "Ey kardeşim, senin namaz kılarken Rabbine ihtiyacın yok mudur? Doğrusu ben namaz kılarken Rabbimden herşeyi isterim, öyle ki, tuzu dahi ondan isterim."

Urve dedi ki: "Birçok zillet kelimesine tahammül ettim. Böylece o kelimeler bende uzun süren bir onur ve üstünlük meydana getirdi."

Oğullarına da şöyle demişti: "Kişinin iyi bir amel işlediğini gördüğünüzde bilin ki, onun yanında daha güzel ameller vardır. Bir kişi kötü amel işlediğinde bilin ki, onun başka kötü amelleri de vardır. Çünkü iyi ameller, başka iyi amellerin mevcudiyetini gösterir. Kötü amellerde başka kötü amellerin mevcudiyetini gösterir."

Urve, bahçesine girdiğinde şu ayeti tekrarladı: «Bahçene girdiğin zaman: "Maşaallah! Kuvvet ancak Allah'a mahsustur!" demen gerekmez mi?» (el-Kehf, 39.)

Bahçeden çıkıncaya kadar bu ayeti tekrarlayarak okurdu. Doğrusunu, noksanlıklardan münezzeh olan yüce Allah daha iyi bilir.

Zayıf bir rivayette anlatıldığına göre Urve, Hz. Ömer daha hayatta iken dünyaya gelmiştir. Sahih rivayete göre ise o, Hz. Ömer'in vefatından sonra hicretin yirmiüçüncü senesinde doğmuştur. Kendisi de meşhur rivayete göre hicretin doksandördüncü senesinde vefat etmiştir. Hicretin doksanıncı, doksanbirinci, doksanbeşinci, doksandoku-zuncu, 100., 101., 102., 103. ve 104. senesinde vefat ettiğine dair bazı rivayetler de vardır. Doğrusunu Allah bilir.

4.Bölüm