El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Yezid B. Abdülmelik B. Mervan'ın Biyografisi

Yezid b. Abdülmelik b. Mervan Ebu Halid el-Kureşi el-Ümevî. Mü'minlerin emiriydi. Annesi, Atika binti Yezid b. Muaviye'dir. Anlatıldığına göre o, vefat edince Atika'nm mezarına defnedilmiş tir. Bu nedenle o mahalle …

Yezid b. Abdülmelik b. Mervan Ebu Halid el-Kureşi el-Ümevî. Mü'minlerin emiriydi. Annesi, Atika binti Yezid b. Muaviye'dir. Anlatıldığına göre o, vefat edince Atika'nm mezarına defnedilmiş tir. Bu nedenle o mahalle kendisine nisbet edilmişti. Doğrusunu Allah bilir.

Ömer b. Abdülaziz'den sonra hicretin 101. senesinin receb ayında, kardeşi Süleyman'ın veliahdı olduğundan ötürü kendisine halifelik bey'atı yapıldı. Kardeşi Süleyman, Ömer b. Abdülaziz'den sonra onun halife olmasını bir fermanla beyan etmişti. Halifelik için kendisine receb ayının bitimine beş gün kala bey'at edilmişti.

Muhanımed b. Yahya ez-Zühelî, Zührî'nin şöyle dediğini rivayet

etmiştir:

«Müslüman kişi kafire, kafir kişi de Müslümana Rasûlullah'm, Ebu Bekir'in, Ömer'in ve Ali'nin zamanlarında mirasçı olamazdı. Ama Muaviye halife olunca, Müslümanı kafire mirasçı kıldı, ama kafiri Müslümana mirasçı kılmadı. Kendisinden sonraki halifeler de onun bu hükmünü benimsediler. Ömer b. Abdülaziz, halife olunca ilk sünnete döndü. Bu hususta Yezid b. Abdülmelik de ona tabi oldu. Ancak Hişam halife olunca halifelerin sünnetine uydu. Yani Müslümanı kafire mirasçı kıldı.»

Velid b. Müslim, îbn Cabir'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Biz Mekhul'ün yanında iken Yezid b. Abdülmelik oraya geldi. Kendisine mecliste yer vermek istedik. Mekhul; «Bırakın. Neresini boş bulursa oraya otursun ve tevazuu öğrensin.» dedi.»

Yezid, halife olmadan önce âlimlerin meclisine sık sık katılırdı. Halife olduktan sonra Ömer b. Abdülaziz'in yolundan gitmeye karar verdi ama kötü arkadaşlar onu rahat bırakmadılar. Zalimliği ona hoş gösterdiler.

Harmele, Abdurrahman b. Zeyd b. Eslem'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

Yezid b. Abdülmelik, halifeliğe geçince: «Ömer'in yolundan gidin.» dedi, kırk gece böyle devam etti. Kırkıncı günde ihtiyar bir adam haline geldi. Onun bu hali nedeniyle insanlar ahirette halifelerin hesap ve azab görmeyeceklerine şahadet ettiler. Bazı kimseler, onun dini yönünün zayıf ve noksan olduğunu iddia etmişlerse de bu doğru değildir. Böyle olan, onun oğlu Velid b. Yezid'dir. Nitekim bu husus ileride de açıklanacaktır.

Ömer b. Abdülaziz, ona şöyle bir mektup göndermişti: «İmdi ben ölümden kurtulacağımı sanmıyorum ve halifelik mutlaka sana gelecektir. Halife olduğun zaman Muhammed ümmetine kötülük yapmaktan sakın. Allah'tan kork, Allah'tan! Çünkü sen de yakın zamanda ölecek ve dünyayı, mazeretini kabul etmeyecek birine bırakacaksın vesselam.»

Yezid b. Abdülmelik, kardeşi Hişam'a şöyle bir mektup göndermişti:

«İmdi mü'minlerin emiri duymuş ki, sen onun hayatının uzadığını söylemiş, onun vefatını temenni etmiş ve halifeliğe kasdetmişsin.»

Mektubunun sonuna da şu şiiri eklemişti:

«Bazı adamlar ölmemi istiyorlar, ben ölsem de bu yolda ölecek olan yegane kişi ben değilim.

Bildiler ki, eğer yanlarında fayda verecek olursa ben öldüğüm zaman asi ve taşkınlar bana karşı ebedi kalacak değiller.

Onlar da beklemedikleri bir günde ve zamanda ölümle karşılaşacaklar ve yüzüstü düşüp öleceklerdir.

Geçip gidenin peşi sıra makama geçecek ve mirasçı olacak kişiye deki:

Sen de onun gibi senden sonrakine mal ve makam bırakmak için hazırlığını yap. Ecelin bitmek üzeredir.»

Hişam da ona şu cevabi mektubu göndermişti: «Allah, benim ölümümü senden önce gerçekleştirsin. Çocuğumu da senin çocuğundan önce öldürsün. Senden sonra yaşamakta benim için hayır yoktur.» Yezid, cariyelerinden, Habbabe diye çağrılan ve asıl adı Aliye olan çok güzel bir kadına ileri derecede sevdalıydı. O cariyeyi kardeşinin zamanında 4.000 dinara Osman b. Sehl b. Hanife'den satın almıştı. Kardeşi Süleyman, ona: «Senin eline taşla vurmak istedim.» deyince Yezid cariyeyi sattı. Halifelik makamına geçtikten sonra karısı Su'de bir gün ona şöyle sordu: «Ey mü'minlerin emiri, gönlünde tatmin edilmemiş bir dünya arzusu kaldı mı?» Yezid; «Evet, Habbabe'-nin sevdası hiç gitmedi.» deyince karısı Su'de çarşıya bir adam gönderdi ve Habbabe'yi satın aldı. Su'de, eve getirilen Habbabe'ye güzel elbiseler giydirdi, süsledi ve perdenin arkasında oturttu. Yine kocasına: «Ey mü'minlerin emiri, dünya arzularından tatmin edilmeyen bir arzun kaldı mı?» diye sordu. Yezid de: «Sana daha önce söylememiş miydim?» diye karşılık verince karısı Su'de: «İşte Habbabe burada.» dedi ve Habbabe'yi perdenin arkasından çıkarıp kendisine takdim etti, ikisini başbaşa bıraktı. Cariye Habbabe, Yezid'in yanında kıymet gördü. Karısı Su'de de çok itibarlı oldu.

Bir gün Yezid, Habbabe'ye: «Köşkte uzun bir zaman seninle başbaşa kalmak istiyorum. Yanımızda hiç kimseler olmasın.» dedi ve onunla birlikte köşküne çekildi. Yanlarında kimse yoktu. Yezid için o köşke türlü sergiler ve kıymetli halılar serilmişti. Eksiksiz çok nimetler hazırlanmıştı. Onlar, çok mutlu ve rahat bir halde köşkte bulunmaktayken önlerindeki tabaktan üzüm yiyiyorlardı. Yezid, gülmekte olan Habbabe'nin ağzına bir üzüm tanesi attı. Fakat üzüm tanesi nefes borusuna kaçtı ve Habbabe öldü. Habbabe'nin cesedi günlerce köşkte Yezid'in yanında kaldı. Yezid, onu ölü iken de öpüyor, dudaklarını emiyordu. Nihayet Habbabe'nin cesedi koktu ve Yezid, defnedilmesini emretti. Defnedildikten sonra da günlerce mezarının başında kendinden geçmiş halde bekledi. Sonra evine döndü, tekrar mezar başına gitti, orada durdu ve şöyle dedi:

«Gönlüm seni unutsa veya sana olan sevdasını bıraksa, bil ki, dayanıklılığımdan ve sabrımdan ötürü değil, ümitsizliğimden ötürü seni unutmuştur.

Beni ziyarete gelen her dost, mutlaka şöyle dedi: Senden Ötürü bu gün veya yarın, bu da çöllere düşüp gidecektir.»

Sonra döndü, evine kapandı, ancak tabutuyla birlikte evinden çıktı, vereme yakalanmıştı. Hicretin 105. senesinin şaban ayının bitimine beş gün kala cuma günü Ürdün'ün sevadmda vefat etti.

Halifeliği, dört sene bir ay sürdü. Meşhur kavle göre de böyledir. Bundan daha az süreyle halifelik yaptığına dair zayıf bir rivayet de vardır. Vefat ederken otuzüç yaşındaydı. Otuzbeş, otuzaltı, otuzsekiz veya otuzdokuz yaşında olduğuna dair çeşitli rivayetler de vardır. Hatta kırk yaşına vardığına dair bir kavil de vardır. Doğrusunu Allah bilir.

Uzun boylu, iri cüsseli, beyaz tenli, yuvarlak yüzlü, geniş ağızlıydı. Saçı ağarmıştı. Colon'da vefat ettiği söylenir. Havran'da vefat ettiğine dair bir rivayet de vardır. Namazım onbeş yaşındaki oğlu Velid b. Yezid kıldırdı. Kardeşi Hişam b. Abdülmelik'in kıldırdığı da söylenir. Hişam, ondan sonra halife olmuştu. Yezid'in cenazesi insanların omuzunda taşındı, nihayet getirilip Şam'daki Babü'lCabiye ve Ba-büssağir mezarlığına defnedildi. Kendisinden sonra kardeşi Hişam'm halifeliğini ilan etmişti. Hişam'dan sonra da kendi oğlu Velid b. Yezid'in halifeliğini ilan etmişti. İnsanlar Yezid'in vefatından sonra kardeşi Hişam'a bey'at ettiler.