Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 5, 2026

105. Hikmet: Duâ Edebilmek

Ne zaman Cenâb-ı Hak seni duaya muvaffak kılarsa, bil ki sana ihsan etmeyi dilemiştir! Nazmen Tercümesi Duâya her ne dem tevfîk ederse Hak seni ey cân Bunu bil ki murâd etmiştir elbette sana ihsân İzah İstemek için …

Hikem-i Ataiyye 105. hikmet Arapça metni

Ne zaman Cenâb-ı Hak seni duaya muvaffak kılarsa, bil ki sana ihsan etmeyi dilemiştir!

Nazmen Tercümesi

Duâya her ne dem tevfîk ederse Hak seni ey cân

Bunu bil ki murâd etmiştir elbette sana ihsân

İzah

İstemek için dilin duâya açılması; Allah’tan gayrıya güvenip muhtaçlığım unutmayla meydana gelen düğümün çözülmesidir. Bir mürid yokluk ve muhtaçlığını idrak edip dili çözülerek duâ ve talepte bulunursa, kuşkusuz Hakk’ın vaadi gerçek olduğundan tevazu ile edilen duâya karşılık verilir. “Şüphesiz ki Allah verdiği sözden caymaz!”98

Peygamber efendimiz (as.) buyurdular ki: “Kendisine duâ etme imkânı verilen kimse, duâsına karşılık görmekten yoksun bırakılmaz!” Bütün münâcat erbâbının tahkikine göre; eğer ki bilhassa duâ edilmişse âhirette ve dünyada, ya istenen şey aynen ihsan edilir ya da başka şeyle karşılık verilir. Ve eğer duâ husûsi olarak yapılmamışsa talep edilen şeyin aynısı verilir.

Âl-i İmrân, 9. Herhalde duanın lüzumunu ve Allah Teâla’nın duâya karşılık vereceğini Peygamber Efendimiz’in (a.s.) şu hadrs-i şerifi de ispat eder: “Sizden her kime duâ için izin verilirse yani duâya muvaffak olursa ona rahmet kapıları açılır. Ve Allah’tan isteyeceği şeylerden ona dünya ve âhirette af ve âfîyet istemekten daha güzel bir şey olamaz!” Şeyh Ebubekir Hufaf hazretleri şöyle buyurdu: “Cenâb-ı Mevlâ duâ edenin sesini şüphesiz sever. Şu halde artık duâya nasıl karşılık vermez. Eğer duâ edenin feryadını sevmemiş olsaydı duâ kapısını ona açmazdı!”

Peygamber Efendimiz’in (a.s.) şu hadisi de bir başka delildir buna: “Allah bir kulunu sevdiğinde onu belâya mübtelâ eder. O kul duâ ettiği zaman melekler: ‘Bu ne hoş bir ses!’ derler. Hazreti Cebrâil de: ‘Yarabbi, bu yalvaran kulun duâsı kabule lâyıktır!” der. Bunun üzerine Cenâb-ı Hak da onlara: ‘Ey meleklerim, kulumu kendi hâline terk edin! İstediği gibi duâ etsin, ben onun sesini işitmeyi severim’ der. Duâ eden kul münâcat makamında ‘Ya Rabbî!’ dedikçe Allah ona: ‘Buyur kulum, her ne yolda duâ edersen inâyet eder, ve her ne istersen veririm. Şu kadar ki ya istediğini hemen yerine getirir, yahut ondan daha üstününü hâzinemde senin için saklar, veyahut istediğinden daha büyük bir belâyı bu duâ sebebiyle senden defederim!’ buyurur.”