Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 5, 2026

106. Hikmet: Allah'tan Gayrı İle Olamayış

Arif-i billâlı, sürekli Hakka ihtiyaç halindedir. Ye o, Allah’tan gayrisi ile karar kılmaz. Nazmen Tercümesi Ne zâildir arifin ıztırârı Ne gayrullâh ile vardır kararı İzah Ârif-i billâh olan insanın Hakk’a muhtaçlıktan …

Hikem-i Ataiyye 106. hikmet Arapça metni

Arif-i billâlı, sürekli Hakka ihtiyaç halindedir. Ye o, Allah’tan gayrisi ile karar kılmaz.

Nazmen Tercümesi

Ne zâildir arifin ıztırârı

Ne gayrullâh ile vardır kararı

İzah

Ârif-i billâh olan insanın Hakk’a muhtaçlıktan hiçbir vakit kurtulamaması; bütün kâinatı kuşatan kudret kabzasının kapsamını ve nefsini bilmek sebebiyle idrak ettiği zatî fakrım ve her nefesinde Cenâb-ı Hakk’a aşikâr olan sürekli ihtiyaçlarını hakikatiyle müşâhede ederek kalp ve vicdanıyla artık Allah’tan gayrıya meyil ve istinat edemediğindendir.

İnsanların avam kesimi ise; gözle görüp hisle algıladıkları şeylerin tutkunu, zâhiri vesilelerden çıkardıkları tabii hükümlerin mağlubu oldukları için müessir sebeplerin meydana gelmesi zamanında derhal müteessir ve sebeplerin ortadan kalkmasıyla da sevince rehin olup gideceklerinden onların duâ ve mecburiyederi asla devamlı olamaz. Çünkü Hakk’a ve H Hakkın hükmüne marifet; insâni nefse ve nefsâni hükümlere marifetin derecesine göre olduğundan “Nefsini bilen Rabbini bilir!” buyrulmuş; dolayısıyla bir kimse eşyâyı kuşatan kudret kabzasının kapsamını idrak ettiğinde derhal Cenâb-ı Hakk’a ihtiyacın sürekli ve kesintisiz olduğunu anlayarak naçar mecburiyete rehin olacağı aşikâr bulunmuştur. Bu sebepten Ebu’l Abbas-ı Mürsî hazretleri “Bunalmışa, kendisine duâ ettiği zaman icâbet eden kim!”99 âyet-i kerimesinin tefsirinde “Allah’ın veli kulu daima Hakk’a ihtiyaç hâlinde olur!” buyurdu.

Nasıl olmazdım vuslatında âşık-ı âteşin meşreb Firâk-ı eyyamının fıkr-i harid sûziyle yandıkça