
Seni belâya duçar edenin Cenâb-ı Hak olduğunu bilmek, üzerindeki belâ kederlerinin ağırlığım hafifletmelidir. Çünkü başma gelen her bir şeyi takdir eden yüce zat, senin için hayırlısını seçmeyi âdet edinmiş olan Hak Teâla’dır.
Nazmen Tercümesi
Eylesin tahfif bâr-ı ibtilâ
Imtihân-ı Hakk’a ilmin ey nigâr
Çün sana tevcîh-i akdâr eyleyen
Etiyâdı oldu hüsn-ü ihtiyar
İzah
Muvakkaten: Az bir zaman için. Geçici olarak. Zavâhir: Zahirler; Görünüş. Dış görünüş. Letâif: Latif duygular. Cisimle alâkası olmayan, derin, gizli hisler. En’âm, 76.
İnsan Cenâb-ı Yezdan'ın rahim ve rahmân olduğunu bildikten sonra bir hikmet gereği uğradığı musibetlere ehemmiyet vermeyerek “Belki de hoşlanmadığınız şey iyiliğinize olabilir!”106 âyet-i kerimesi uyarınca işlerin neticesine bakması ve kahr vesilesiyle zuhûr edecek ihsanları ümitle beklemesi lazım gelir. Çünkü kaderler silsilesi kudret elinin tasarrufunda olan Cenâb’ı Hak, kulların menfaatleri için daima iyi olanı istemeyi âdet edinmiştir. Gerçi her zaman işlerin en iyi ve en uygun olanını yapmak Hak Teâla hazretlerine vâcib değildir. Ama vâcib olmaması vuku bulmamasını gerektirmez. Dahası ilâhi takdir binlerce hikmet ve faydaları içerip rabbâni hüküm zulüm ve çirkinliklerden beridir. Bundan dolayı mal ve evlât noksanlığı, dert ve hastalıklar gibi H Hakkın takdir ettiği işler dünya ve âhirette yine kulları hakkında yararlılıktan uzak değildir.
Nitekim bir insan daima iyilik gördüğü sadık dostundan bir fenalık görürse, bunu maksadının doğruluğuna yorup sabır ve tahammül göstererek iyi karşılaması lâzımdır. Artık kullarına ana babadan daha şefkatli olan Cenâb-ı Hakkın zâhirde şer görülen bir takdirine rıza gösterilmeyerek keder ve korku gibi kulluk âdâbına aykırı bir hâle cesaret edilmesi nasıl câiz olur!
Ebu Talib-i Mekkî hazretleri: “İnsan fakr u zaruret içinde, zayıf ve tanınmamış biri olmayı arzu etmez. Halbuki yeniden dirilmesi münasebetiyle bu hâlin neticesi bol hayır olur. Ne var ki insan zenginlik, âfıyet ve şöhreti ister. Bu ise bilâkis hicâbı (Hak’tan perdelenmeyi) ve mahrumiyeti doğurur!” buyurdu. İşte Peygamber Efendimiz’in (a.s.) “Cennet sıkıntı veren zorluklarla, cehennem de nefse hoş gelen arzularla çev
Bakara, 216. rilmiştir!” hadis-i şerifi bu hikmeti daha açık ve net olarak ispat eder. Çünkü nefse ağır gelen şeylerle çevrilmiş olan cennet, ilâhi rızayı kazanıp o sıkıntılı zorluklara sabır ve tahammül etmekle elde edilir. Cehenneme girmeyi icap eden hâl ise, nefsâni arzuları ele geçirmekle ebediyet yurdu âhiretten yüz çevirip gurur diyârı olan fâni dünyaya meyletmektir. Sabredenleri müjdele!
