
Ey ârif-i agâh; sana bu dünyada Hazret-i Allah mevcudata ibretle bakmayı emretti. Ve yalanda senin için âlıiret yurdunda kemâl-i zâtmdan perdeyi keşf ve izale edeceği şüphesizdir.
Nazmen Tercümesi
Sana ekvâna bakmakla Hudâ emretti dünyada
Karîben de eder keşf kemâl-i zatın ukbâda
İzah
Cenâbı Hak, Kur’an-ı Kerîminde “De ki, göklerde ve yerde neler var, bir bakın!” (Yûnus, 101.) ve “Allah’ın rahmetinin eserlerine bir bak, yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor!” (Rûm, 50.) âyet-i celîleleri ve buna benzer aşikâr delilleriyle anlayış sahiplerine bu mevcut kâinattaki kudret eserlerine ibretle bakmayı emir ve ferman buyurmuştur. Ve âlemin göz nûru Peygamber Efendimiz tarafından da “Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ve gündüzün
Vahdet rengi bizzat zâtına mahsus olmasa / Yeryüzünde herkesin siması bir olurdu. birbiri ardınca gelmesinde kâmil akıl erbâbı için İlâhi vahdaniyeti ispat edici deliller pırıltıyla kendini gösterir” (Âl-i İmrân, 190.) âyet-i celilesinin tefsirinde “Elim azap, iş bu âyet-i kerimeyi ağzından düşürmeyip de ibret verici hakikatlerini ve hikmetli manasını tefekkür etmeyen insanadır!” buyruldu.
Bu bakmaktan maksat; şu gök kubbenin ve yeryüzünün her birindeki ibret verici eserlerin şüphesiz alîm ve kâdir, hakiki bir müessire delâlet edeceği tefekkür edilerek O’nun rabbâni tecellîlerine kalplerin cilvegâh olmasıdır.
Kulların Rablerini görüşleri Allah’ın kendilerine tecellîsine göredir. Cenâb-ı Hak bu dünyada görmeye perde olan mevcudâtın arkasından tecellî ettiği için, irfan ehline iş bu mükevvenâtta basiret nurlarıyla zâhir ve aşikâr oldu. İşte kâinata ibretli nazarlarla bakmanın emredilmesindeki hikmet de budur. Ahirette ise Hak Teâla basiretlerin nûru ile hicabsız aşikâr ve gözlere ayan olur. Bu da inkişaf ve zuhurdan kastedilen keyfiyettir. Gerçi zikredildiği üzere dünyada bu görme âriflere mahsus ise de âhiretle ilgili olarak şu hadîs-i şerif müminlerin gönlüne işleyen bir itikatnr: “Rabbinizi ayın on dördünü gördüğünüz gibi göreceksiniz!”
Atlâs-ı arş üzre rıakkaş-ı ezel nakşeylemiş Nurdan yüz bin çiçekle kul hüvallâhü ehad
Dest-i kudret sündüs-ü ferş üzre yer yer işlemiş Al, beyaz, mor, kırmızı güllerle Allahü’s
