Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 5, 2026

127. Hikmet: Allah Ameli Kula İsnat Eder

Allah Teâla senin üzerinde fazl ve ihsanını aşikâre ettirmek dilerse, güzel amelleri yaratarak sana nispet eder. Nazmen Tercümesi Hudâ sende eğer izhâr-ı fazl etmek murâd etse Edüp îcâd ve halk amâlini eyler sana nisbet …

Hikem-i Ataiyye 127. hikmet Arapça metni

Allah Teâla senin üzerinde fazl ve ihsanını aşikâre ettirmek dilerse, güzel amelleri yaratarak sana nispet eder.

Nazmen Tercümesi

Hudâ sende eğer izhâr-ı fazl etmek murâd etse

Edüp îcâd ve halk amâlini eyler sana nisbet

İzah

Gerek taat, gerek mâsiyet; bilcümle kulların Mlerinin yaratıcısı Canâb-ı Hak olduğu hâlde fazl ve ihsânına mazhar etmek murat ettiği müridi, istediği salih amel ve ibadetlere muvaffak kılar. Ve bu amelleri yaratıp ondan göstererek onu muttaki, mücâhid ve âbidlerden sayar. Ve zikredilen ibadetleri ona nispet ederek karşılığında büyük ecir ve sevap ihsan edeceğini vaat ederek lütufta bulunur. Müride lazım olan edep lisânı ise; güzel amelleri Cenâb-ı Hakk’a, kötü fiilleri nefsine nispet ederek cürüm ve kusurunu itiraf etmektir. Nasıl ki Hazret-i Âdem hikmet gereği vaki olan zelleyi (hatayı) “Rabbimiz! Biz kendimize yazık ettik...” (Araf, 23.) nazm-ı celili manasınca nefsine nispet etti. İblis ise “Beni azdırdığın için...” (Araf, 16.) âyet-i kerimesince kendisini müdafaa edip büyüklendi; dahası isyanını Cenâb-ı Hakk’ın irade ve yaratışına atfederek büyük bir isyana daha cesaret etti.

Bu konuyu tasvir eden Sehl-i Tüsterî hazretleri: “Amel eden bir kul bir iyilik işleyip de -Yarabbi! Bunu ben senin yardımın ve kolaylaştırman sayesinde işledim derse, Cenâb-ı Hak onun ibadetini kabul ederek -Ey kulum sen de bana itaat ve yakınlık vesilelerini tamam ettin, buyurur. Ve eğer o amel eden kul bu güzel amellerde hakiki fail olan Cenâb-ı Hakk’ı unutup nefsine nazar ederek bu ameli ben işledim. Ve ibadete devamla Hak Teâla’ya yakın oldum. Yolunda kendine varlık verirse Cenâb-ı Hak ondan yüz çevirerek -Ey kulum seni o güzel amele muvaffak kılan ve sana yardım eden ancak bendim, senin ne dahlin var deyip, onu reddeder. Aynı şekilde bir insan bir kötülüğü işleyip de onu Hak’tan bilerek -Yarabbi! Sen takdir ve kazâ ettin, senin ezelî hükmün olmasaydı ben bu kötülüğü işlemezdim derse, Cenâb-ı Hak ona celâl ve gadap eserleri göstererek —Ey âdemoğlu! Sen de kötü tavır takınıp isyan ve cehalet sergiledin diyerek karşılık verir, azarlar. Ve eğer insan o kötülüğü de nefsine atfederek —Yarabbi! Nefsime zulmettim ve çok kötü davranıp cahillik eyledim, tarzında özür dileyip mağfiret talebinde bulunursa Hak Teâla da lütufla ona teveccüh ederek —Ey kulum! O günahı ben hüküm ve takdir eylemiştim; şimdi de af ve mağfiret eyledim, buyurur!” dedi.