
Yarlıkların suretleriyle kirlenen kalp aynasında irfan güneşi nasıl parlayabilir? Arzu ve şehvetlerle zincirlenen kimse Allah’a doğru yol alabilir mi? Gaflet kirlerinden temizlenmemiş bir insan hangi yüzle Allah’ın huzuruna varmayı isteyebilir? Ye hatalarına tövbe etmeyen biri ilâhi sırların inceliklerini anlamayı nasıl umar?
Nazmen Tercümesi
Intibd-ı suver-i halk ile muzlim vicdan
Nûr-u Hak onda ne keyfiyetle olur berk-ı efşân
Yol alır mı acaba Hakk’a esîr-i şehvet
Olmayan pâk olur mu dâhil-i bezm-i Hazret
Fehm-i esrâr-ı ilahiyi nasıl eyler ümid
Târik-i tövbe olan abd-ı günahkâr-ı anîd
İzah
Hem masivaya meyledip hem de marifetullâhı arzulamak, aydınlık ile karanlığı bir araya getirmeyi temenni etmek gibi imkânsız bir şeydir. “Padişah konmaz saraya hâne mamur olmadan !” Eğer şeriann hükmü zahiri pisliğe bulanmış bir kimseyi mescide girmekten alıkoyuyorsa, elbette hakikatin hükmü de gerçek pislik olan gafletten temizlenmemiş olanları vahdet meclisine dahil olmaktan meneder!
Bir gün, ümmetin büyüklerinden Ahmet bin Hanbel ile Ahmed bin Ebu 1 Havâri karşılaşırlar. Ahmed bin Hanbel şöyle der: “Şanlı üstadın İbn Süleyman’dan işittiğin bir kıssa varsa lütfedip anlatsanız da biz de nasiplensek.” Bunun üzerine İbnü’l Havâri, hocasından dinlediği bir sözü şöyle nakleder: “Şanlı üstadım Ebu Süleyman Dârâni derdi ki: “İnsanlar eğlence ve günahlardan vazgeçer ve bu hâli devam ettirirlerse Melekût âleminde devr ve seyahat ederek bir muallimin talimi olmaksızın pek çok hikmetler elde ederler!.” Temiz soylu İmam bu hakikati işitince vecde geldi ve üç kere yerinden kalkıp oturarak, İslâm diyarında bundan daha hoş bir kelâm işitmediğini söyledi. Sonra da bu söze delil olarak Peygamber Efendimiz Aleyhisselam’ın şu hadîsi şerifini zikretti: “Bildiği ile amel edene Hak Teâla bilmediğini öğretir.”
