
Cenâb-ı Hak bilcümle mükevvenâta (mevcudâta) bakmayı sana enir ve mübah kıldı. Yalnız mevcudâtm kendileriyle durup kalmana izin vermedi. “Göklerde neler var, bir balon!” (Yûnus, 101.) âyet-i kerimesiyle, Cenâb-ı Hak senin için anlayış kapışım açık ve aşikâr etti. Ayrıca yalnız göklerdeki yıldızların vücûduna delâlet etmiş olmamak için, göklere balon demekle yetinmeyip “Göklerde ve yerde neler var, bir balon!” buyurdu.
Nazmen Tercümesi
Sana ekvandaki şeye nazar eyle dedi bî-çûn
Seni ekvanı görmekle vukûfa etmedi me’zûn
Teemmül eyleyin gönüllerdeki sunu deyip Allah
Der ifhâm ve irfâm sana feth etti ey âgâh
Semavâta nazar etmekle ferman etmedi mutlak
Ki ecrâmın vücûdu olmasın mantûk-u emr-i Hak
İzah
Her akıllı insan, yukarıdaki âyet-i kerimede kastedilenin bizzat gökler olmadığını; bilâkis o bakışın, göklerde tecellîsi hükümran olan Cenâb-ı Hakkı bildirecek delilleri görmesi için emredildiğini anlar.
Şu hâlde Allah’ın mükevenâta bakmayı emretmesi yalnız bunlara bakmak için değildir. Çünkü böyle bir bakış, marifetullaha erdirmek bir yana Allah’ın gayriyle meşguliyet ve Hak’tan uzaklaşma neticesini doğurur.
Letâiful-minen sahibi, kitabında: “Cenâbı Yezdan; bu kâinatı onun cismanî örtüsünü görmen için değil, belki onda kâinatın yaranasım müşâhede etmen için kurdu! Şu hâlde Hak Teâla’nın senden istediği kâinatı kâinaü görmeyenin gözüyle görmendir. Yoksa kâinatın mevcudiyeti yönüyle görülmesinde ne fayda hasıl olur?” dedi.
