Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 5, 2026

146. Hikmet: Övgüye Karşı, Kendini Yermek

insanlar, sende olduğunu düşündükleri iyi nitelikler sebebiyle seni methederler. Sen de nefsinin vasfi olduğunu bildiğin kötülenmeye müstehak hâllerden dolayı kendini yerici ve eleştirici ol. Nazmen Tercümesi Senden …

Hikem-i Ataiyye 146. hikmet Arapça metni

insanlar, sende olduğunu düşündükleri iyi nitelikler sebebiyle seni methederler. Sen de nefsinin vasfi olduğunu bildiğin kötülenmeye müstehak hâllerden dolayı kendini yerici ve eleştirici ol.

Nazmen Tercümesi

Senden zannettikleri evsâftan nâşi seni

Ey gönül halk-ı cihan etmektedir medh ve senâ

Sen de nefsinden teyakkun ettiğin âfât için

Zemm ve tahkir ile ol deyu leîmi daima

İzah

İnsan, hiçbir zaman kendisine yapılan övgülere bakıp gururlanmamalıdır. Zira alçak nefis, kötü hâlleri ve âfetleri yüzünden Rabb-i Rahîm’in dergâhında melûn oldukça, insanların yüceltmesinin ne faydası olabilir? Belki bilakis gurur ve kötülüklerinin artmasına ve ilâhi rıza kapısından uzaklaşmasına sebep olur. Binaenaleyh insan, zanna dayanan halkın yüceltmesini bertaraf ederek yakînen nefsinde bildiği âfet ve ayıplardan dolayı kendini yermeli ve kötü hâllerini değiştirip güzel vasıflara çevirmeye çalışmalıdır ki, insanlıkta kemâl derecesine sahip olabilsin! Nitekim ancak nefsini bilen Allah’ı (c.c.) bileceğinden, nefsâni hâllerini bilmeyenlerin Rabbâni vahdet hakikatlerinden ve marifetullahtan gâfil olacakları şüphesizdir. İnsanların meth ve senâsı ise; bu gafleti aruracağından Aleyhisselâtuvesselâm Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Meth ve senâ olunmaktan sakınınız. Zira meth ve senâ övülen kimseyi boğazlamak ve mahvetmektir!” Aynı şekilde Peygamber Efendimiz’in huzurlarında bir adamı meth ve senâya kalkışan bir sahabe-i kirâma hitaben Enbiyâların Sultanı Efendimiz (s.a.v.) “Arkadaşının boynunu vurdun!” buyurdu. Diğer bir hadîs-i şerifte de “Aşırı methedenlerin yüzlerine toprak saçın!” buyruldu.

Ariflerden biri: “Kendisinin meth ve senâsıyla gönlü ferahlayan insan, kalbine şeytanın girmesine meydan vermiştir!” dedi. Bir başka zarif kimse de: “Sana sen ne güzel adamsın denilmek, sen ne kadar fena adamsın denilmekten ziyade sevimli olursa, işte o vakit ne kadar fena adamsın!” dedi.

İmam-ı Gazali hazretleri “İhyâ-ı Ulûm” da: “Büyüklerin methi kınamaları, methin sevinç ve gurur vermesi korkusundan dolayıdır. Çünkü halkın methettiği kimseler H ak Teâla’m n indinde gazaba uğradıkları hâlde insanların methi ile beyhude yere sevinmiş ve kalplerini meşgul etmiş olurlar. Halbuki hakiki methedilmiş olan, Hakk’a yaklaşan kimsedir. Hakiki yerilmiş olan ise, Rabbâni dergâhtan kovulandır. Şu halde görünüşte methedilen bir kimse hakikatte cehennemlik olduğu hâlde gayrın riyakârca övgüsüyle mutlu olursa ne büyük cehalet ve gururdur. Eğer işin hakikatinde de methedilmiş ise; şu hâlde sevinç ve ferahlığının İlâhi lütuf ile olması, insanların meth ve zemmini dikkate almaması gerekmez mi?” buyurdu.

Kemâl erbâbı ârâyîşle asla iftihar etmez Değildir hürmeti mushafların cild-i

Kâmmil insanlar süle iftihar etmez / Kitapların değeri cildinin yaldızında değildir.