
Bazı kere bast gündüzünün aydınlığında istifade edemediğin ilim ve marifetleri sana kabz gecesinin karanlığında öğretir. Dolayısıyla kabz ve bastm hangisi menfaat yönünden daha ziyade size yalan olduğunu bilemezsiniz.
Nazmen Tercümesi
Müstefidi olmadın bir şey ki rûz-i bastta
Leyl-i kabz içre eder gâhi ifade Hak sana
Hâl-i kabz ve bastdan nef’an size ekrab olan
Hangisi bilmezsiniz artık eyâ ehlü’n-nehâ
İzah
Kabz ve bast, silikte bulunan iki zıt hali anlanr. Biri emin olunan şeyden korkmak, diğeri de korkulan şeyden feraha çıkmak ve ondan emin olmak anlamlarını ihtivâ eder.
İrfan erbâbı nefsin hoşlanmadığı kabz halini, edeplerini ifaya kudret ve çare bulunabilmek şarüyla bast haline tercih etmişlerdir. Burada harika bir teşbihle bast ve kabz, gündüz ve geceye benzetilmiştir. Sofilerden bazıları: “Allah cemâl sıfatı ile tecellî ettiğinde kulu bast, celâl ile tecellî buyurduğunda da kabz halindedir!” demişlerdir. Sûfilerin nazarında bast, beka hâlinin oluşumuna sebep olan şeylerin ilkidir. Kabz ise, fenânın ilk sebebidir. Kulun kabz’ı, bast’ı miktarıncadır.
Havf ve recâ ile kabz ve bast arasındaki fark şudur: Havf ve recâ (korku ve ümit), istikbalde vukûu düşünülen bir şeye aittir. Kabz ve bast ise geleceğe değil, içinde bulunduğumuz zamana (hâle) aittir.
Eder âyine-i kahrında gâhi lüfunu izhâr Bilinmez Halık-ı bî-çûnmun esrâr-ı tecellîsi
Bî-çûn: Sebep sorulmaz Allah.
