
Allah Teâla’yı tenzih ederim ki, evliyâ kullarına mutlak zât-ı pâkine delil olanı delil kıldı ve onlara ancak kendine vusulünü dilediği kimseyi vasıl eyledi.
Nazmen Tercümesi
Şol Hudâ’yı bî-misâli eylerim takdis kim
Evliyâya eyledi kendi delilinden delil
Onlara hiç etmedi bir kimseyi vâsıl meğer
Kendine vaslın murad etmiş ola ol bî-adîl
İzah
Evliyâullah üç kısımdır; bir kısmı avam ve havâss için, ikinci kısmı ancak havâss için zahir ve aşikârdır. Üçüncü kısmı, cümle mahlukattan hatta hafaza meleklerinden bile gizli olandır. Evliyâullah içerisinden aşikâr olan ilk iki kısım, ya başlangıçta aşikâr sonunda gizli veyahut başlangıçta gizli sonunda aşikârdır. Üçüncü kısım ise, başlangıçta da sonunda da aşikâr olmayarak bikr-i velâyet (gizli veli) oldukları halde Cenâb-ı Hakka mülâki ve mübarek kabirlerinde ebedî bekâ ile bâki olurlar. Bunlar melekût âleminin şâhideri olduklarından temiz bedenleri toprakların tasallutundan korunmuş; ve bizzat Allah’ın dosduğuyla kabzolunmuş mukaddes ruhları her daim tahkîk şarabıyla neşelidir. “İyi bilin ki, Allah’ın dosdarına korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.” (Yûnus, 62.). Hak Teâla mahlukatından kâinat ve eserler ile gizlenmiş olduğu gibi, bu Rabbâni zümre de sıradan işler ve İnsanî haller gibi dış görünüşlerle avamın nazarlarından örtülü ve perdelidir.
Hakkı bulup vasıl olmak nasıl zor bir iş ve ele geçmesi büyük lütûf ise, bir Allah dostuna tesadüf ve kudsî nazarlarına mazhariyet de öylece müşkül bir iş ve gerçekleşmesi yalnız kerîm olan Rabb’in tevfîkidir. Bâyezid-i Bistâmî hazretlerine atfedilen “Allah’ı Allah ile bildim!” cümlesinin ifade ettiği veçhile Allah Teâla’ya İlâhi vücûdundan başka delil olmaz. Ve O’na vasıl olmak masivaullah ile meydana gelmez. Bunun gibi, evliyâullaha delil de Cenâb-ı H Hakkın delili ve onlara vuslat da Hakk’a marifetin yüce şubesidir. Madem ki İlâhi vuslat talep ve sebeple hasıl olmayan hususi bir inayet-i sübhânidir. Evliyâullaha vuslat da aynı şekilde talep ve sebeple husûle gelmeyecek samedâni bir esirgeme ve şefkattir. İmdi evliyâullaha vâsıl olanlar “vâsıl-ı ilâllah” olan erlerdir. Belki evliyâullaha vusûl ve marifet; Allah’a vusûl ve marifetten daha güç bir iş ve yokluğu gerektiren bir keyfiyettir. Çünkü celâl sahibi Hak Teâla kemâl ve cemâliyle meşhur ve ayan beyandır. Evliyâ ise, beşere benzerliği ile insanların nazarlarından örtülü ve saklıdır.
Gayret-i İlâhi (ilâhi kıskançlık) daima evliyâullahı şüphelilik elbisesi ile, hatta havâss ve avamın küçümseyişini celbeden haller ile gösterir. Tâ ki onlar yüce ve seçkin bir kul olup rabbâni üns ve muhabbet ile visâl meclisinin yetkinliğini elde etsinler. “Evliyâlarım benim kubbelerim altındadır, onları Benden gayri bilmez!” hadîs-i kudsîsi işte bu manayı açıklayıcıdır. Şu kadar ki Cenâb-ı Hak bir velisini, irşat için bir kimseye bildirmek isterse o kimsenin nazarından o velinin beşerî vücûdunu kaldırır, ve onun hususi vücûdunu o kimseye gösterir. Yoksa evliyâ zümresi ashâb-ı kehf gibi barındırıldığından onları bilmek kolaylıkla elde edilecek nimederden değildir. Bundan dolayı Bâyezid-i Bistâmî hazretleri “Evliyâullah, Allah’a yakınlık odası gelinleridir. Yeni gelin olanları mahremlerden başka bir kimse göremediği gibi evliyâullahı da herkes görüp bilemez!” dedi.
isterim lütfün gibi kahrında da olmasın Tek seni sevmek cihan halkına âsân olmasın
Pâyân: Kenar, son, nihayet, uc.
