Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 5, 2026

191. Hikmet: Hak’tan Gören, Verileni Alabilir

Halktan ihtiyaçlarım almaya salon elini uzatma. Meğer ki onlarda verenin Cenâb-ı Hak olduğunu göresin. Böyle gördüğünde dahi ilim ve şeriatın sana ettiği şeyi a l! Nazmen Tercümesi Halâikden sakın destin uzatma ahz-ı …

Hikem-i Ataiyye 191. hikmet Arapça metni

Halktan ihtiyaçlarım almaya salon elini uzatma. Meğer ki onlarda verenin Cenâb-ı Hak olduğunu göresin. Böyle gördüğünde dahi ilim ve şeriatın sana ettiği şeyi a l!

Nazmen Tercümesi

Halâikden sakın destin uzatma ahz-ı erzaka

Meğer onlarda Mevlâ’yı görürsen eder i’tâ

Eğer bu hal ile etsen tahakkuk sen yine ey dil

Ibâhe ettiği eşyâyı al ilm-i şerifin hâ

İzah

Bir insanın, muhtaç olduğu bir şeyi kendi hemcinslerinden almaya müsaade edecek ilim, ya zahir ilmi ya da bânn ilmidir. Zahir ilmi ki, şeriat ve fetva demek olup onun alınmasına müsaade ettiği şeyler haramlık ve şüphelilikten uzak, minnet ve itaptan temizdir. Dahası hâli güzel ve Hak yolda olan vazifeli kimselerin cömert ellerinden alınan şeylerdir. Bâtın ilmi ki, tasavvuf ve takva ilmi denilen güzel ahlâk ve azimet yolu olup onun kabul ettiği almalar da israfa düşmeden ve zora da girmeden insânî sıkınnları kolaylaşüracak ve âcil gereksinimleri temin edecek zaruri ihtiyaçlardır. Öyle olmakla beraber, bu iki ilmin hikmetine uygun olarak alınacak şeylerde hakiki verenin yine Cenâb-ı Vehhâb olduğunu bilmek de lazımdır. Peygamber Efendimiz Aleyhisselam: “Ancak takvâ ehlinin yemeğini ye, ve ancak takvâ ehline yedir!” buyuruyor