Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 5, 2026

197. Hikmet: İbadet ve Cennet

Cenabı Vehhâb; senin üzerine ibadeti lazım kıldı, lâkin hakikatte ancak cennet’e girmeni lazım laldı. Nazmen Tercümesi Sana etti Hudâ gerçi vücûd-u hizmetin îcâb Onunla eyledi ancak duhûl-u Cennetin îcâb İzah Cihanı …

Hikem-i Ataiyye 197. hikmet Arapça metni

Cenabı Vehhâb; senin üzerine ibadeti lazım kıldı, lâkin hakikatte ancak cennet’e girmeni lazım laldı.

Nazmen Tercümesi

Sana etti Hudâ gerçi vücûd-u hizmetin îcâb

Onunla eyledi ancak duhûl-u Cennetin îcâb

İzah

Cihanı Yaradan ın; zahirde ibadede kullarına teklifte bulunup bazı tâatleri vacip kılması, aslında iman ve ibadet sebebiyle cennete nail ve girmeye mecbur ve tâlip etmektir. Çünkü Cenâb-ı Hakka ne âbidin ibadeti menfaat, ne de âsinin günahı zarar verir. Dolayısıyla teklif ve icâbın neticesi, yine kulun menfaatlerine dönüktür. Umumiyetle halkın ahvâline bakılırsa, emir ve yasakların hükümlerini yerine getirmede ağır davrandıkları ve terk ettikleri bile görülür. Bunun için insanlar, kulluk görevlerinde hesap ve azapla korkutulmaya muhtaçtır. Bununla beraber umum halkın arasında has kulların korkutulmaya ihtiyaçları yoktur. Çünkü onların basirederi nurlandırılmış, kalplerine iman yazılmış, ibadet kendilerine sevdirilmiş ve bunlar isyana karşı nefret ettirilmiştir. Dahası bu zümre her ne yaparsa bütün işleri Allah’ın rızasını kazanmaktan ibarettir. Böyle bahtiyarlardan biri sahâbeden Suhayb-i Rûmî’dir. Öyle ki Peygamberimiz (a.s.) bu zat hakkında “Suhayb ne güzel kuldur. Allah’tan korkmamış olsaydı bile Allah’a âsi olmazdı!” buyurmuşlardır.