
Bulunduğun halden seni çıkarıp da diğer bir halde kullanmasını Allah’tan isteme! Cenâb-ı Hak dilerse, seni o halden çıkarmaksızm razı olduğu işlerde kullanır.
Nazmen Tercümesi
Talebkâr-ı hurûc olma tahakkuk ettiğin halden
Murâd etse seni Mevlâ bilâ ihrâc eder a’mâl
İzah
Bir sâlik, içinde bulunduğu dinî ya da dünyevî bir hâlin kendisini Allah’a vuslattan alıkoyduğunu düşünerek bir başka hâle geçmeyi arzu etmemelidir. Çünkü, H ak Teâla o sâliki sever ve sâlik de tam anlamıyla Mevlâsı’na yönelmiş olursa, onu o halden çıkarmaksızm bütün amellerini rızasına uygun hale getirir. Önceki hikmette de ifade edildiği gibi, Allah’ın iradesini göz ardı edip kendince daha uygun gördüğü amelleri tercih etmek, zamanın hükm üne ve Mevlâ’nın seçimine itiraz olacağından edebe ve kulluğa yakışmayan bir davranış biçimidir. Güzel edep ve hakiki kulluk ise, Allah’ın seçimini üstün tutmak ve, “Akıbet, takvâ sa-
Bir gün gelir, zaman visâle yardım etmez olur! hiplerinindir!” (A’râf, 128.) âyeti kerimesini her zaman göz önünde bulundurmaktır.
“Kitâbü’t-Tenvîr” adlı eserde şöyle bir hikâye anlaülır: Allah yolunda bulunan zâtlardan biri, “Eğer her gün iki dilim ekmek alacak kadar gelirim olsa sebeplere yapışmanın meşakkatinden kurtulup zihnim rahat, kalbim müsterih bir halde yaşardım!” diye içinden geçirir. Kısa bir süre sonra, bu zât bilinmeyen bir nedenle hapishaneye konulur. Kendisine her gün iki dilim ekmek verilmektedir. Ama bu hâlin uzaması onu gittikçe bunaltır. Ve ister istemez, hapse düşmesinin manevî sebeplerini araştırmaya başlar. Bunun üzerine gaipten ibret kulağına bir ses gelir: “Ey kulum! Sen benden günde iki dilim ekmek isteyerek geçim derdinden kurtulmayı ve meşguliyetten uzak bulunmayı dilemedin mi? Ben de arzunu yerine getirdim ve hiçbir şeyle meşgul olmaksızın kendinle baş başa kalma nimetini sana hediye ettim!” Bunun üzerine o zât, hemen hakikati görüp istiğfar eder ve Cenâb-ı Fâil-i Muhtar’dan kendisini doğru yola iletmesini diler. Daha sonra hapishaneden kurtulup muradına nail olur.
Mülkünde Hak tasarruf eder keyfe mâ yeşâ’ isterse kevni yok eder, isterse var eder
