
Kendisinde huzur bulmadığın bir amelin kabulünden ümitsiz olma. Zira o, semeresini dünyada idrak etmediğin amellerden olabilir.
Nazmen Tercümesi
Huzûr-u kalbi hâiz olmayan hayrın kabulünden
Sakın me’yûs ve kanıt olma sen ey âmil sâlik
Gehi cây- kabule mürtefı olmuş amel var ki
Onun sen olmadın esmârına hiç âcilen müdrik
İzah
Amel eden müridin, kendisinde kalp huzuruna nail olmadığı bir amelin kabulünden ümitsiz olmaması gerekir. Zira amelin kabulü Hak Teâla hazretlerinin rabbani iradesine bağlıdır. Öyle ise bazı amel var ki kabûl hedefine ulaştığı halde; onda âcilen tatlılık, kalb huzuru, niyet safveti ve Hak mülâhazası gibi kabûl semeresi his ve idrak edilemez. Çünkü kabûl semeresinin idrak edilmesi, kabulün delili olup delilin yokluğundan ise; delâlet olunan şeyin yokluğu lazım gelmez. Bir de amelden beklenen; hakiki ma’bûda yaklaşmak olup huzurun yokluğundan dolayı da yaklaşmanın olmaması gerektiği düşünülmez. Kalp huzurunun varlığı; Cenâb-ı Hakk’ı görür ve huzurunda durur gibi ibadet etmekten ibarettir. İşte böyle ibadet eden sâlikler, elbette muhsinler zümresine dahil ve İlâhi muhabbeti celbedici olurlar. Zira nebiler kafilesinin sırrı Peygamber Efendimiz (a.s.) buyurmuştur ki; “İhsan, Cenâb-ı Hakk’ı görür gibi ibadet etmendir. Her ne kadar sen O’nu görmesen de O seni görür !”.
