Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 5, 2026

226. Hikmet: Saadet, Fâni Olanı Terktir

Memnun olacağın hâl ve mal az olsun ki, mahzun olacağın ahvâl az ola! Nazmen Tercümesi Kalîl olsun ki memnun olduğun sermaye-i dünya Seni mahzun eden ahvâl-ı âlem tâ ki az olsun İzah Zararın def’i, faydanın celbi, diğer …

Hikem-i Ataiyye 226. hikmet Arapça metni

Memnun olacağın hâl ve mal az olsun ki, mahzun olacağın ahvâl az ola!

Nazmen Tercümesi

Kalîl olsun ki memnun olduğun sermaye-i dünya

Seni mahzun eden ahvâl-ı âlem tâ ki az olsun

İzah

Zararın def’i, faydanın celbi, diğer tabide, yanlışın bırakılıp doğrunun alınması akıllı kimselerin nazarında en önemli ve gerekli davranış biçimidir. Bu yüzden onlar, sonradan yokluğuyla mahzun olunacak fâni dünya süslerine, makam ve rahata en başından meyil ve muhabbet göstermediler. Hak yolundaki bir sâlik; dünyanın fazlalığından tecrîd olunduğuna rıza gösterir ve kâfi miktara kanaat ederek rahatlık ve malın çokluğuna meyli bırakırsa, azar azar yok olan geçici bir sürürün (sevincin) dünyevî fazlalık sebeplerini başlangıçta terk etmekle bilâhare nimetin zevâlinden doğacak hüznü daha vukuundan evvel def ve izâle etmiş olacağı için elbette o sâlik, ileri görüşlü ve akıllı bir ârif unvanına layık olur. Hatta daima sevinçli yaşayan bir hakîm zat: “Başkaları gibi siz de niçin kederli olmuyorsunuz?” yolunda sorulan suâle: “Kayboluşuyla mahzun olacağım şeyleri elde edip biriktirmediğim için!” cevabını vermiştir.

Sehl-i Tüsterî hazretleri: “Akıl için bin isim, ve isminde bin ismi olup her ismin evveli ise dünyayı terktir!” buyururlardı. Hasan-ı Basrî hazretleri de: “Yiyecek ve içecek, giysi ve bineklerle övünerek dünya günlerini geçiren gâfile nasıl akıllı denilir?” derdi.