Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 5, 2026

234. Hikmet

Cenâb-ı Hak senin insanlara itimat etmemen ve onlarla sükûn bulmaman için ezayı onların ellerinden icra eyledi. Öyle ki, hiçbir şey O’ndan uzak kalmana sebep olmasm diye seni her şeyden usandırmayı diledi. Nazmen …

Hikem-i Ataiyye 234. hikmet Arapça metni

Cenâb-ı Hak senin insanlara itimat etmemen ve onlarla sükûn bulmaman için ezayı onların ellerinden icra eyledi. Öyle ki, hiçbir şey O’ndan uzak kalmana sebep olmasm diye seni her şeyden usandırmayı diledi.

Nazmen Tercümesi

Vüsûk ve itimadın olmasın nâsa diye ancak

Azabı ellerinden etti icra onların Mevlâ

Murad etti dahi her şeyden iz’âc etmeni tâ kim

Seni kendinden işgâl etmesin bir masivâ aslâ

İzah

Öteden beri insanların eziyet ve sıkınüsına uğramak; sülûk erbâbı için bir büyük nimettir. Hele lütuf ve ikramına alıştığı dost ve akrabalarından görülen eza, zahirde acı çekmeyi gerektirirse de hakikatte pek çok manevî faydalara sebep olan bir keyfiyettir.

Çünkü insanların akraba yüzünün ve muhabbetine alıştığı dostların böyle insanlığa yakışmayan vefasız muameleleri, sâlike beşeriyet tabiatındaki döneklik ve kararsızlığı ve İnsanî ahlâktaki bozukluk ve ihtilafları gösterir. Böylece Cenâb-ı Hak’tan gayrıya emniyet ve itimat etmenin caiz olmayacağını anlayacağından, artık halktan ürkerek H Hakka ünsiyetli (dost) olur. Nitekim bu da kulluk vazifelerini ve rabbani hukuku yerine getirmeye sebep olacağından, elbette bahtiyarlık ve saadettir. İşte bunu teyiden Hasan-ı Şazelî hazretleri: “Bir defa bana bir insan fazlaca eziyet etmişti. Pek mahzun ve kederli olarak yanp uyuduğumda bana mana âleminde; sıddîkiyetin alâmeti, düşmanının çokluğu ve sıddîk olan zânn da ona aldırmamasıdır, dediler!” buyurdu.

Ariflerden biri de “Düşmanların nârası, evliyânın kalplerine insanlara meyil ettikleri zamanda darbe vurmak için âlet olan bir Hudâ kırbacıdır. Bu Hudâ kırbacı olmasa evliya zümresi dünyanın izzeti ve cihanın gölgesi altında uyur vaziyette kalarak Mevlâ’nın huzurundan uzaklaşmış olurlardı!” dedi.

Ebu Haşan Verrâk-ı Nişburî de: “insanlar ile birliktelik, bilakis yalnızlığın ta kendisi ve onlarla kalbi mutmain olmak ahmaklıknr. Dahası insanlara dayanmak âcizliğin delili, onlara itimat zaaf, onlara güvenmek de kayıp ve zarar sebebidir !” dedi.

Öyleyse insanların avamı için Allah’a yaklaşmak niyetiyle fakirlere sadaka vermek üzere hamiyet kesesinden para çıkarmak nasıl lazım ise, havâs kullar için kalplerinin kesesinden masivâ ve malûmatı çıkarmak da öyle vaciptir. Hatta tabiat kalıntılarından arındırıp insâni meziyederle kemâle erdirmek ve halka itimat ile itminan ve meyilden sakındırmak için evliyâullaha seyr ü sülûklarının başında halkı belâ ve musallat eylemek ezelî ahkâm ve ilâhi sünnetlerdendir.

Çünkü insan iyiliğin kulu olmasına binaen, her kim cinsinin oğullarından birine iyilik ederse onu kendine minnetle esir aldığı ve eziyet ettiği surette de iyiliğine kölelikten azat ettiği aşikârdır.

Kalbin halkın iyiliğinin kaydından kurtulması ve H ak kapısına bağlanmaya mecbur kalması için Peygamber Efendimiz (a.s.) “Size bir kimse bir meşru hediye takdim ederse, onu benzeriyle mükâfatlandırınız! Buna muktedir olamazsanız hayır dua ile mukabele ediniz !” buyurmuştur.

Hasan-ı Şazelî hazretleri de: “İnsanların şerrinden ziyade hayrından kaçınmalıdır. Zira hayır kalbe, şer bedene isabet eder. Bedenen musibete uğramak ise kalben uğranılan musibetten daha hafiftir. Ve insanı Hakk’a ulaştıran düşman Hak’tan koparan dosttan elbette iyidir !” buyurmuştur.