
Şeytamn senden gafil olmadığını bilirsen, sen de tasarrufun kudret elinde olan Cenâb-ı Haktan gafil olma!
Nazmen Tercümesi
Azâzîli bilince senden olmaz bir zaman gafil
Hudâ’dan gaflet üzere olma artık sen dahi ey dil
İzah
Şeytan; Kur’an nasları ile sabittir ki, görünmez ateş cisimlerinden olan ve ilâhi teklif ile mesul ve mükellef bulunan cin topluluğundandır. Çünkü görünmeyen cisim türünde iki varlık türü bulunup biri (nârı) ateş ve biri (nûrî) nurdur. Nûrî olanı melâike ve nârı olanı cindir.
Şeytanın bir ismi iblis olduğu gibi, diğer ismi de azazil ve kendisi Ebu Mürre’dir. Ademoğlu nevinin güzergâhı olan şu âlem; ebedi saadeti kazanmak için bir hikmet ticarethânesi ve âhiret tarlası olduğundan yüce nebiler bu pazarda selâmet ve hidâyet kılavuzları, şeytan ise azgınlık ve dalâlet mallarının dellâlı olmak üzere meydana çıkmışlardır. Cin türünün kâfirleri ve insanların fâsıkları ise, iblisin kılık değiştirmiş arkadaşları, hayvâni his ve nefsâni arzular da onun kötülükte yardımcılarıdır.
Hazret-i Adem’e secde etmediğinden dolayı lânete uğradığı için şeytan, intikam almak maksadıyla insanlara daima musallat olup her türlü sebebe başvurarak onları Allah’a yakınkktan mahrum etmeye çakşmaktadır. “Acaba şeytan uyur mu?” diye sorulan suale bir ârif-i billâh: “Eğer ki şeytan uyumuş olsaydı, âlemde bir an rahat yüzü görmüş olurduk!” cevabını vermiştir. Binaenaleyh şeytan bir an azdırmaktan ve dalâlete sürüklemeye çakşmaktan gafil kalmadığına göre, insanların da âlemin tasarrufu bizzat ilâhi kudret elinde olan Cenâb-ı Hak’tan gafil olmaması artık vacip derecesine gelir. Cenâb-ı Hak’tan gafil olmamak da kulluğun tahakkuku, teslim ve inâbe (bir mürşide intisap), şeriat ipine sarılma, bütün beşerî hâllerde tevazu, şeytanın şerrinden Allah’a sığınma ve haşyede olur. Bu yüce sıfatlarla vasıflanan irfan ehli ise “Doğrusu şeytanın inananlar ve yalnız Rablerine güvenenler üzerinde bir nüfuzu yoktur.” (Nahl, 99.) ve “Kullarım üzerinde senin bir hükmün olamaz.” (Hicr, 42.) âyet-i kerimeleri gereğince şeytanın tasallutundan çıkarak hürler zümresine girmekle iman mevkiine haiz olacağı kuşkusuzdur.
Ebu Abbas Mürsî hazretleri ““Şeytan şüphesiz sizin düşmanmızdır; siz de onu düşman tutun.” (Eâtır, 6.) âyet-i kerimesini bazıları; şeytan sizin için din düşmanıdır, onu düşman kabul edin yolunda kendilerinin şeytana düşmanlıkla memur olduklarını düşündüler ve bu şeytana düşmanlık onları Yezdan'ın muhabbetinden alıkoydu. Bazısı da; şeytan sizin için düşman ve Ben azimuşşan dostum tarzında mana çıkararak İlâhi muhabbet ile meşgul oldu !” diyerek ârifâne bir tespitte bulunmuştur. Ebu Hâzım hazretleri: “Şeytan kimdir ki ondan korkulsun? Zira yemin ederek söylerim ki, şeytana ne itaat fayda, ne de isyan zarar verdi!” buyurmuştur.
