
Bir maksatla seven ya da sevdiğinden bir karşılık talep eden kimse gerçek âşık olamaz! Zira âşık sana karşılıksız verendir, senin kendisine ihsan ettiğin değil.
Nazmen Tercümesi
Muhibb-i sâdık olmaz şol kişi kim dil-rübâsından
Recâvâr-ı ivaz yahud talepkâr-ı garaz her-bâr
Sana ihsan edendir yâr-ı sâdık ey sâlik
Değil sen kendine lütuf ettiğin kimse hakiki yâr
İzah
Muhabbet, insanda kalp meyli ve özlemdir. Cihanın yaratıcısında ise muhabbet, sevdiği mahlûkunun fiil ve sözlerine rızadır. İnsanî muhabbet; beşerî hislerin bir noktada toplanması ve masivaya iltifaün bulunmayışı diye de tefsir olundu. Sadık âşığın sevgilinin rızasını talep etmek yolunda bedel ve gaye talep etmeksizin külliyât ve cüzziyâtını (varını yoğunu) sarf etmesi muhabbetin icabıdır.
Bazı ârifler bu manaya işaret olmak üzere muhabbeti; dost yolunda bütün servet ve zenginliği belki cisim ve canı feda etmek manasına olan îsâr (diğerkâmlık, özveri) diye tefsir etti.
Ebu Yakub-u Sûsi hazretleri de muhabbetin hakikatini; âşık kulun hakiki sevgili olan Hak’tan hazz ve nasibini ve Hakk’a taalluk eden beşerî hâcetlerini unutmasıyla tarif eyledi. M muhabbetin şu manalarına göre; Cenâb-ı Mevlâ’ya cennete girmek için ibadet eden bir kimsenin H ak cemâli âşıkı olmaktan ziyade cennet âşıkı olduğu sabit olur. Varını yoğunu aşk yolunda yağmaya, ve cisim ve canını muhabbet uğrunda yokluk ve havaya veren bir âşık-ı İlâhi kendisine muhabbet kapısındaki şu cansiperâne halinin sebebi sorulduğunda cevaben: sadık bir âşıkın sevgilisine karşı söylediği âşıkâne sözleri işitmesi olduğunu haber vermiş. Ve bu zikredilen konuşmayı açıklaması istendiğinde, o zat: “Tenhada sevgilisiyle baş başa olan bir sadık âşık şikâyet makamında: ey benim gönül okşayan sevgilim ! Seni kalbimin en derin hissiyâtıyla sevdikçe nurlu yüzünü tamamıyla benden çevirerek isteksizlik ediyor ve beni hicran karanlığına atıyorsun! dediğinde nazlı sevgili, söze atılarak: Eğer ki dediğin gibi seviyorsan benim yolumda ne feda ettin? demesi üzerine gönlü meftun âşık, muhabbeti ispat bâbında: Ey gücenmiş sevgili! Başka delile ne hâcet? Ben her neye sahipsem onu sana vermeye ve bununla beraber cisim ve canımı dahi yolunda feda ederek ölmeye hazırım! cevabını vermesidir!” diyerek durum u izah eylemiştir.
Cenâb-ı Yezdan'ın daima insan kalbine nazar edip onu her ne zaman dünya ve ukba sevgisinden boş bulursa, rabbâni muhabbetiyle dolduracağı da Hazret-i İsa’ya vahiy olunan muhabbet ahkâmındandır.
