Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 5, 2026

260. Hikmet: Hakka Göç Etmek

Bütün hüsran ve mahrumiyetlerin en acısı, dünyevî meşguliyetlerden uzak olduğun halde yüzünü Cenâb-ı Hakka çevirmemen, ve sûrî (zahirî) engellerin azalmışken O’na göç etmemendir. Nazmen Tercümesi Şevâgilden teferrugla …

Hikem-i Ataiyye 260. hikmet Arapça metni

Bütün hüsran ve mahrumiyetlerin en acısı, dünyevî meşguliyetlerden uzak olduğun halde yüzünü Cenâb-ı Hakka çevirmemen, ve sûrî (zahirî) engellerin azalmışken O’na göç etmemendir.

Nazmen Tercümesi

Şevâgilden teferrugla teveccüh etmemek Hakk’a

Avaik az iken bî-rağbet olmak da ne hizlândır

İzah

Hayatında kendisini bir dereceye kadar gayra ihtiyaçtan uzaklaştıracak geçim vesilelerine sahip olduğu halde ve H ak yolunun eşkıyası olan tabii engelleri de azalmışken, insanın yine İlâhi vahdethâneye göç etmeye ve Mevlâ’nın rızasına ulaşmaya rağbet göstermemesi tam bir şaşkınlık ve hüsrandır. Çünkü “Cinleri ve insanları ancak Bana kulluk etmeleri için yaratmışımdır.” (Zâriyât, 56.) âyet-i kerimesinde belirtildiği üzere âlemin yaratılışından ve bu âleme Adem’in inişinden asıl maksat ibadet ve marifettir, dahası dünyevî meşgaleleri imkân dahilinde bertaraf ederek İlâhi vahdethâneye rağbettir, aksi halde uzaklık ve mahrum iyet elbette kaçınılmazdır. Bu sebepten ârifler: “Cenâb-ı Hakk’a gönlü kırık teveccühte devam edilmek ve istikbâlen vücud sıhhati gözetilmemek lâzımdır. Zira; bu gözetme bir nevi avareliği ve fırsatı boşa harcamayı gerektirdiği için maksada uygun olamaz!” dediler. Allahü Teâla da “Kolay da, zor da gelse hepiniz savaşa çıkın.” (Tevbe, 41.) âyet-i kerimesiyle cihad yolunda, I’lâ-yı Kelimetullâh uğrunda kolaylık ve zorlukla kayıtlı bulunmamalarını Resûlullâh’ın ashâbına ve onların vasıtasıyla mücâhede ashabına emir ve ferman buyurmuştur. Bu hikmete binaen; İmam-ı Kuşeyrî hazretleri de “Dünyevî meşgaleden kalbin boş olması Cenâb-ı Hakk’a yakınlık için bir büyük nimet olup her kim nefse ve dünyevî arzulara tâbi olmakla küfrân-ı nimet ederse Cenâb-ı H ak onun kalp nimetini bulandırmak ve vicdan sefâsım kaldırmak ile fikir ve izanını parça parça eder!” dedi.