Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 5, 2026

262. Hikmet: Kalbin Aydınlığı Tefekkür

Tefekkür; kalbin lâmbasıdır. Eğer tefekkür giderse; kalp için aydınlık ve nurâniyet olamaz. Nazmen Tercümesi Sirâc-ı kalb ve vicdandır tefekkür Giderse fikir kalmaz kalb için nûr İzah Gönül; bir ilâhi vahdethânedir; …

Hikem-i Ataiyye 262. hikmet Arapça metni

Tefekkür; kalbin lâmbasıdır. Eğer tefekkür giderse; kalp için aydınlık ve nurâniyet olamaz.

Nazmen Tercümesi

Sirâc-ı kalb ve vicdandır tefekkür

Giderse fikir kalmaz kalb için nûr

İzah

Gönül; bir ilâhi vahdethânedir; fikir ve mülâhaza, onun aydınlanma kandilidir. İşlerin hakikatleri onunla aşikâr, hak ve bâtıl onunla belli olur. Gönül her ne zaman fikir lâmbasından boş olursa karanlık ev gibi ışık ve nurâniyetten de boş kalır. Karanlık kalpte ise, cehalet ve haddini bilmezlik zulmetinden başka artık bir şey bulunamaz, bulunsa da görülemez. İmam-ı Kuşeyrî de fikri şöyle tarif etti; “Her hakikat talibinin sıfatı olup semeresi ilim ve irfan şerefiyle Cenâb-ı Hakk’a vuslattır.” Ve Cüneyd-i Bağdâdî hazretleri: “Dünyada meclislerin en şereflisi tevhîd meydanında ilâhi fikir ile oturmaktır!” dedi.