Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 5, 2026

273. Hikmet: Açık ve Gizli Şirk

(Hikmet-i mektubiye) Şükür konusunda insanlar üç kısımdır. Birinci kısmı; hayvani his tarafı güçlü ve kudsî yönü zayıflamış olduğundan nimet ve ihsanı mahlukattan görüp Yaradan ı müşahede etmeyen gaflete iyice dalmış …

Hikem-i Ataiyye 273. hikmet Arapça metni

(Hikmet-i mektubiye)

Şükür konusunda insanlar üç kısımdır. Birinci kısmı; hayvani his tarafı güçlü ve kudsî yönü zayıflamış olduğundan nimet ve ihsanı mahlukattan görüp Yaradan ı müşahede etmeyen gaflete iyice dalmış gafildir. O nun bu hali eğer itikaden olursa açık şirktir. Ve eğer sebeplere istinat suretiyle olursa gizli şirktir.

Nazmen Tercümesi

Dahi şükr ve senada cümle insan

Muhakkak oldu üç kısım üzere ey cân

Birinci kısmı şol insan-ı gâfıl

Sunup nûr-u dîl-i hassas câhil

Görür ihsanı imdi halk-ı Hak’tan

Şühûd etmez onu Rabb-ül felâktan

Bu hali itikad etmişse bî-şek

Olur şirki onun artık celi pek

Eğer esbaba ederse alf-ı ihsân

Onun oldu şu halde şirki pinhân

İzah

Tevhidin hakikatini anlama ve vasıtaları görme noktayı nazarından insanlar; şükür konusunda üç kısımdır. Biri; avam, diğeri; havas, üçüncüsü; ehâs-ül havastır.

Avam; hayvâni hisleri ruhani idraklerinin önüne geçmiş, nefsâni arzularına dalmış ve basiret nurları beşerî ihtiyaç perdeleri altında sönmüş olan şekil ve alışkanlıkların esiri kimselerdir. Bu gafiller zümresi; hayvâni his dairesinden dışarı çıkamayarak tabiat zindanında mahpus, ve eşyanın hakikatlerini görmeye âlet olan basiret nurundan mahrum ve ümitsiz kalmışlardır. Binaenaleyh; bunlar yalnız mahlukatı nimet ve ihsanların sebebi bildiklerinden onlara tapar ve güvenir ve Cenâb-ı Hakk’ı o vaki nimetlerde hakiki müessir olarak müşâhede edemediklerinden dolayı da nankörlükle Hak’tan uzaklaşırlar. Onların bu gaflet içeren hali, ya itikad gereği, veyahut istinat (sebebe dayandırma) icabıdır. Eğer ki itikad gereği ise; yani bunlar nimet verici ve müessirin mahlukat olduğuna inanırlarsa, bu itikadın imana aykırı bir açık küfür olduğu aşikârdır. Çünkü mevcudâtın, Cenâb-ı Hakk’ın tasarrufu altında ve sübhâni idaresinde cereyan etmekte olduğu açık delilerle ispatlıdır. Şu halde yaratıcıyı bırakıp da yaratılmışta hakiki tesirler tasavvur edip böyle inanmak apaçık şirk ve küfür olmaz da ne olur? Ve eğer avam zümresinin şu hali itikad gereği olmayıp da istinat icabı olursa, hakiki m üessir Cenâb-ı Hak olduğuna inanmakla beraber vaki nimetleri sebepler bazında mahlukata istinat ederler, bu da hakikate göre bir gizli şirktir. Ve gizli şirk; sahibini iman hakikatlerinden çıkarıp nifak (iki yüzlülük) kapılarına dahil edeceğinden âkıbeti vahim bir keyfiyet olduğu aşikardır. Mülkünde Hudâ keyfe yeşâ etmede tedbir Olma O’na mahlûkunu teşrik ile müşrik