
Ve eğer biri; “Göz aydınlığı namaz iledir. Çünkü namazın Allah’tan bir lütuf olduğu aşikârdır. Nitekim Allah Teâla Kitab-ı hakiminde: “De ki; Bunlar Allah’ın fazlıyla ve rahmetiyledir, bununla sevinsinler.” (Yûn us, 58.) buyurmuşken nasıl namazla ferahlanılmaz ve nasıl göz aydınlığı namazla olmaz!!” diyerek suâl ederse malûmun olsun ki, Bu âyet-i celîle hitap sırrmı tefekkür eden irfan ehli için en güzel cevaba şüphesiz ima ve işaret ediyor. Zira Hak Teâla, İlâhi fazl ve rahmet ile müminler ferahlansınlar dedi. Bununla sen ferahlan ya Muhammed demedi. Yani Allah Teâla habib-i edibine hitâben “Sen müminlere söyle, İlâhi lütuf ve ihsan ile onlar ferahlansınlar. Fakat senin ferah ve sürürün ancak lütufların sahibi Mevlâ-yı Kerîm ile olsun!” buyurdu. Tıpkı başka bir âyet-i kerimede şöyle buyurduğu gibi: “Allah! de, sonra bırak onları, daldıkları şeyde oyalansınlar.” (En’âm, 91.)

(Hikmet-i cevâbiyye)
Nazmen Tercümesi
Ger suâl eylerse bir sâil sürür
Şüphe yoktur ki namaz ile olur
Çün namaz ihsân-ı Hak fazl-ı azîm
Ayn-ı minnet lüf-u Hallak-ı kerîm
Hiç olunmaz mı onunla pür-hubûr
Olmaz onda ya nasıl zevk ve sürür
Hak Teâla halbuki Peygambere
Şöyle ferman eyledi ol servere
Ey habibim söyle var imaniyârı
Fazl-ı Hak’la olsun onlar şâdumân
Bil ki âyet etti ima-yı cevâb
kıf-ı sır-ı
Çünkü Hak ümmet ferahlansın dedi
Sen ferahlan ya Muhammed demedi
Söyle kim ihsân-ı Hak fazl-ı Hudâ
Onları etsin müferrih dâima
Lîk olsun bâis zevkin hemân
Muhsin ve mufzddıl olan ol bî-mekân
Ayet-i uhrâda da ol bî-zemân
Etti Fahr-ı Aleme emr ve beyân
Sen hemân deyip ol pür sürür
Eyle kendinden hevâsârânı dür
İzah
Suâlin özeti; namaz iman ehline ilahi lütuf olduğu ve Cenâb-ı Hakk’ın ihsanıyla ferahlanmakla da zikredilen âyet-i kerime emretmekte bulunduğu halde; namaz sürür sebebi olmaz nasıl denilebilir? Ve bu konuda mani nedir?
Cevabın özeti; gerçi namaz zatında hicap ehli için ferah ve sürür icap ederse de, peygamber-i zîşân efendimiz hazretleri gibi nefislerinden fâni ve Hak ile bâki, ve zevk ve huzuru sübhâni müşâhedeye bağlı olan tecellî ehlinin sürürünü gerekli kılmaz.
O Hakk’ı gören M uhammedi göz için sürûra vesile olacak şey ise, yalnız namaz olmayıp belki namazda zuhûr tecellîsi gösteren Hak Teâla’yı müşâhede keyfiyetidir. Söz konusu âyet-i kerimede zaten İlâhi fazl ve ihsan ile mesrur ve şâdân olmakla emredilen Resûl-ü zîşân olmayıp belki ashâb ve müminler olduğu için soru soranın iddiasının tam aksine, bahsedilen maksat ispat edilmiş olur. Zira; Cenâb-ı Hak bu âyette Peygamber Efendimiz’in müminlere ilâhi lütuf ile ferahlanmayı emretmesini istiyor, Peygamberin ferah sebebi ise ondan hariç kalıyor. Öyleyse bundan meydana çıkıyor ki, Resûl’ün göz aydınlığı; lütuf ve ihsan ile değil belki hayır ve cömerdiğin kaynağı olan Hazret-i Yezdan'ı müşâhede ile hasıl olur. Nasıl ki; “Allah de, sonra bırak onları, daldıkları şeyde oyalansınlar!” âyet-i kerimesi de bunu ebedî bir yüce delil ile dile getirmiştir. Çünkü Peygamber Efendimiz’e “Allah de!” ilâhi iradesinden işaret yoluyla kastedilen “Zevk ve sürürün ancak Allah ile olsun!” demektir. “Ve onları oynar oldukları halde dünyevî işlerinde terk et!” fermanının işaret ettiği mana da nefs-i emmârelerinden geçemeyen ve şeytâni vesveselerin tesir ve tasarrufu altından kurtulamayan dünya ehlinin ferah ve sürûru zaten Hak’tan gafil oldukları için masivâyı (Allah’tan gayriyi) müşâhede ile hasıl olacağından onların bu gaflet içeren hallerine de itibar etme, demektir.
Diğer namaz ehlinin sürûruna gelince; onların göz aydınlığı namazda hasıl olacağı gibi, namaz ile de vaki, ve şu Peygambere mahsus müşâhede sürûrundan hissedâr olmaları da nail oldukları manevî terakkilerin derecesiyle mütenasip ve mükemmel olur. Hele namazda huşû ve hudûdan uzak ve şeytâni vesveselere müptelâ olan gaflet ehli ise namazda ve namaz ile sürür elde etmek şöyle dursun belki namaz onlar için vesvese ve kuruntu mahalli, ve sıkıntı ve keder sebebi olmakla onu def ve izale etmek, ve huşû ve huzur elde etmek için namazda adeta müdafaa ve mücâhedeye muhtaç ve mecbur olurlar. Bu hikmete binaen; âriflerin şeyhi Abdülaziz Mehdevî hazretleri: “Namazın göz aydınlığı; nefsâni vesveselere mücâhede ve şeytâni kuruntulara müdafaa ile meşgul olan namaz ehli için hasıl olamaz. Bilâkis zikredilen göz aydınlığı; mücâhede ve müdafaa külfetinden kurtulmuş olan müşâhede ehline mahsus oldu!” buyurmuştur.
Etemm-i mazhar-ı Hak Mustafâ’dır Bütün ef’âli ef’âl-i Hudâ’dır
