
En ileri ve keskin himmetler bile kaderlerin etrafını çevreleyen surları delemez.
Nazmen Tercümesi
Ne kadar olsa müessir himmet
Yine sûr-u kaderi hark edemez
İzah
Kaderler iki kısımdır. Birinci kısmı, meydana gelmesi bazı şartlara bağlı olan ve Allah’ın iradesinin tecellîsine uygun olarak değişebilen kaderlerdir. Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor: “Allah (o yazıdan) dilediğini siler, dilediğini de sâbit bırakır.” (Râd, 39.)
Bir işin hallolmasını dilese Nabi / Ona umulmadık yerlerden sebepler çıkar. İkinci kısım kaderler, Levh-i Mahfuz’da yazılı olanlardır. Bunlarda hiçbir değişiklik olmaz. Âyetin devamında Allah Teâla, “Ana kitap ise O’nun katındadır!” buyurmuştur.
Hikmetin neticesi- tasavvuf yolundaki sülûk erbâbını tamamen cebr mezhebine davet değildir. Zira safî cebir, şeriat ahkâmını ve İlâhi teklifleri hükümsüz bırakacağından caiz görülmez. Belki amaç, âriflerin vahdet makamına ulaşmaları için gereken şevk ve gayrettir ki; bu makam onlar için bir hakikat halvethânesidir.
Ebuzer-i Gıfâri’nin (r.a.) nefsâni şehvetlerden ve şeytâni vesveselerden kurtulmak amacıyla inzivaya çekilmek için izin istemesine karşılık Peygamber Efendimiz (a.s.) şöyle buyurmuşlardır: “İster inzivaya çekil, ister vazgeç ya Ebâzer! Yüce kalem ilahi iradeyi yazdı ve kurudu. Yani olacak oldu.” Bu hadisi şerif, bu hikmet-i celileyi teyit eden bir delildir.
Cebir olmayıp irade-i cüziyye olsa da Kim fiilini muhalif-i hükm-ü kader ederi
