
Allah yolunda gidenler, teveccüh nurlarıyla hidayete mazhar oldular. Allah’a vasıl olanlar ise, muvacehe (huzurda bulunma) nurlarıyla şeref ve saadete kavuşmuşlardır. Evvelki fırka nurlara muhtaçtır, ikinci fırka Allah'ın gayrısmdan kurtulup Hak ile Hak olduklarından nurlar onlar için sabit ve devamlıdır. Ey mürid, Allah de! Sonra da masivânm kulu olanları bırak, daldıkları arzular içinde oynaya dursunlar!
Nazmen Tercümesi
Buldu envar-ı teveccühle Hudâ
Hakk’a rıhlet eyleyen ehl-i safâ
Vasiline oldu envâr-ı şühûd
Muktezâ-yı feyz-i Mevlâ-yı vedûd
Râhilin envâra hâdirn oldular
Vâslîn envar-ı lâzım oldular
Çünkü mahsûs-u Hudâ’dır vâsılîn
Onlar olmaz masivaullâha karin
Ey mürid Allah de! Et terk-i sivâ
Oynasın havzında varsın zî-hevâ
İzah
Teveccüh nurlarından kastedilen mana; ibadet, salih amel, riyâzat ve mücâhede ile sâliklerin kalplerinde zuhûr tecellîlerini arttıran ve vuslata yol gösteren marifet nurlarıdır. Muvâcehe (huzurda bulunma) nurlarından kastedilen mana ise; has kulların Allah’a yakınlaşması neticesini doğuran cezbe ve muhabbet nurlarıdır. Daima yalnız Allah’ı görmek ve O’nun dışında hiçbir şeyi görmemek, hakka’l-yakîn; hakiki tevhîd makamıdır.
