Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 5, 2026

38. Hikmet: Basiretin Hakikati

Basiret ışığı, sana Cenâb-ı Hakk’ın yakıldığım gösterir; basiret gözü de, O’nun varlığından dolayı senin yok olduğunu belirtir; basiretin hakikati ise, senin ne varlığını ne de yokluğunu, yalnızca O’nun var olduğunu …

Hikem-i Ataiyye 38. hikmet Arapça metni

Basiret ışığı, sana Cenâb-ı Hakk’ın yakıldığım gösterir; basiret gözü de, O’nun varlığından dolayı senin yok olduğunu belirtir; basiretin hakikati ise, senin ne varlığını ne de yokluğunu, yalnızca O’nun var olduğunu öğretir.

Nazmen Tercümesi

Nûr-u akl eyler sana işhâd kurb-u Kirdi-kâr

Vardığından yokluğunda nur-u dm eyler haber

Nûr-u Hak da Zât-ı Pâk-i Hakk’ı işhâd eyleyüb

Varlığından yokluğundan eylemez izhâr-ı eser

İzah

Basiret ışığından maksat; akıl nurudur ki, ondan ilme’l-yakîn diye bahsedilir. Basiret gözünden murat; ilim nurudur ki, bu aynu 1-yakîn ile açıklanır. Basiretin hakikatinden gaye ise; Hak nurudur ki, ondan hakka’1-yakîn ile haber verilir.

Basiret ışığı, akıl nûru ile nefislerine bakarak Cenâb-ı Hakk’ın ilâhi ilmi ve kayyûmiyetinin kuşatmasıyla kendilerine yakın olduğunu müşâhede eden akıllı kimselere hasnr. Basiret gözü, ilim nûru ile nefislerinin Allah’ın varlığında silinip yok olduğunu idrak eden âlimlere mahsustur. Basiretin hakikati ise, Hak nûru ile Hakk’ın zâtına tanıklık ederek âlemde Allah’tan gayrı varlık göremeyen âriflere özgüdür. Hudâ yolunda ilerleyen bir kimsenin kalbi ilâhi nurların tecelligâhı olduğu vakitte ondan bu ibarelerle bahsedilir. Ve bu ibarelerin içerdiği makamlardan her biri üzerine bir takım faydalar ve semereler terettüb etmekle aşağıdaki gibi ifadesini bulur.

Bir sadık mürid, ancak kalbinde müşâhede nûrunun ışıltısı yayılmaya başladığında tevazuun hakikatine varır. Çünkü bu halde kibirden ayrılmış nefis, niyaz makamına ulaşarak Hakk’a da halka da terbiyeli ve itaatli olur.

Şu halde akıl nûru ile Cenâb-ı Hakk’ın yakınlığı meydana çıkarılmış, bu mertebenin ehli ise, murâkabe ve hayâ ile vasıflanmış olur. Dolayısıyla bu vasıflanış, zikredilen makamın neticesi ve faydası olmuş olur. İlim nûru ile de her bir varlığın Hakk’ın varlığında yokluğu ve hakiki mevcûdiyetin ancak Cenâb-ı Hakk’a mahsus olup Allah’tan gayrisinin varlığı gölge ve iğreti olduğu keşfedilir. İş bu makam ehli, âlemde istinat ve ünsiyet edecek hiçbir şey göremeyerek teslim ve tevekkül, rıza ve tâbi olma ile vasıflanır. Bu vasıflanış da, bu makamın fayda ve neticesidir. Hak nûruna gelince, onunla bizzat ilâhi mukaddes zât keşf olunur. Bu keşif ehli, bakâ billah dehlizi olan tam bir fenâ makamına ulaşarak hakkanî varlıkta fenâya erip kendi varlık ve yokluğundan habersiz olur. Böyle tam bir yoklukla vasıflanmak da bu makamın kendine özgü bir keyfiyetidir. Hak yolcuları için en yüksek talep olan Bakâ makamına bu noksansız fenânın elde edilmesinden sonra ulaşılacağından dolayı fenâ ehli, Hak ile halktan perdeli olurlarsa da Bakâ erbâbı ne Hak ile halktan ne de halk ile Hak’tan perdeli olurlar. İşte bu makam yüce nebiler için risâlet mertebesi, büyük veliler için irşad ve hidayet derecesidir.