
Gözüne görünmeyen ve varlığına ehemmiyet vermediğin amelden ziyade kendisiyle kalplerin ıslahı umulan bir amel olmadı.
Nazmen Tercümesi
Herhangi amel ki nazarında ola nâçiz
Şâyân-ı kabul ondan iyi bir amel olmaz
İzah
Müstaid: Kabiliyetli, istidatlı. Her zaman.
Nazarı itibara almayıp küçük sandığın amelden ziyade kabulü umulan hiçbir amel yoktur! Zira ameli görmek Hakkı görmeye perdedir, amelin göze görünmemesi ise İlâhi feyzin zuhurunu gerektirir ve samedânî fazla kefildir.
Şâhid kalp; amel ve ibadetlere iltifat ettikçe ağyara esir ve ameli görmezden geldikçe Rabbin dergâhına yakın olur. Amelin kabul şarn, itibar etmemek ve görmemektir. Bunun şarn da, insanın H Hakka ubûdiyyette acz ve kusurunu gözetici olmasıdır. Şu halde sadık bir müridin ubûdiyyet ve ibadete Allah’ın yardımı olmadan muvaffak olamayacağını bilerek amellerini nazarı itibardan düşürmesi ve yüksek makamlardan bir makama ulaşmak için ibadetin tam anlamıyla yeterli bir sebep (sebeb-i sahih) olamayacağını idrak ederek ona itimat etmemesi lazımdır. Eğer bilâkis amel; mürid tarafından beğenilen bir şey olursa artık o biçare, amelin iptaline sebep olan ucb saldırısının hüsranında ve “Dünyayı da, âhireti de kaybetmiştir!” (Hacc, 11.) korkulu vadisinde batar gider. İşte bu hikmete binaen ârif-i rabbâni, Ebu Süleyman-ı Dârânî hazretleri: “Ben bir ameli beğenmedim ki, akabinde karşılık olarak ecir ve mükâfat ümit edeyim!” buyururlardı. İmam Zeynel Âbidîn hazretleri dahi: “Yaptığın iyi bir amel gözüne görünürse, bu onun Allah (c.c.) kannda kabul olmadığına alâmettir. Ancak nazarı itibara aknmayan amel makbuldür!” buyurmuşlardır. Bazı ârifler amelin kabul alâmeti kendilerine sorulduğunda: “Ameli unutmak ve amele gözünü
Fazl: iman, cömerdik, ihsan, kerem, ilim, marifet, üstünlük, hüner, inâyet. Ubûdiyyet: Kulluk. Ucbun zıddına Minnet denir. Minnet, nimete kendi eliyle, kendi çalışmasıyla kavuşmadığını, Allahü teâlânın lütfü ve ihsanı olduğunu düşünmektir. Böyle düşünmek ucub tehlikesi olduğu zaman farz olur. Allahü teâlâ, kime ilim, ibadetlerde kolaylık ve başka nimetler verdiyse, bunların elden gitmesinden korkmalıdır. yummaktır!” cevabını vermişler ve şu âyeti kerimeyi buna delil getirmişlerdir: “Güzel sözler O’na yükselir, o sözleri de salih amel yükseltir!” (Eâtır, 10.) Çünkü; salih amelin kabul makamına yükseltilişinin alâmeti onu işleyenin nazarı itibara almamasıdır. Sâlik dervişin yapması gereken şey ise amellerini unutup gözünü fazl-ı İlâhiye çevirmek, cürüm ve kusurunu itiraf ile ucub ve gururu terk etmektir.
Azâzîl olmasaydı şanına mağrur ve müstekbir Der-i dîvân-ı Mevlâ’dan aceb matrûd olur muydu
