
Cenâb-ı Hakk’m sana arz ettiği feyz ve tecellî, seni ağyarın elinden teslim almak ve nefsâniyete kölelikten azat etmek içindir.
Nazmen Tercümesi
Mevrid-i feyz ve tecellî eyledi Mevlâ seni
Pençe-i ağyardan tahlîs ve hür etmek için
İzah
Hakk’ın muhabbet ve tecellîsi ile cezbedilmeyen ve parlamayan bir kalp elbette dünyanın esiri ve arzuların kölesi olur. Kalbi dünyevî gayelerden ve nefsâni arzulardan kurtararak sahibini hür edecek hal ise, yalnız Hakkın tecellîsidir. Binaenaleyh; her ne zaman kalbe sübhâni vâridat tecellî ederse kalbi gaspedici olan dünya sevgisinin zulmeti silinip gider. Bilâkis tecelliyâta ve vâridata mazhar olmayan müridler ise meylettikleri masivânın zelil kölesi ve esiridir. Dolayısıyla bunların kimi midenin kulu, kimi paranın kulu olacaklarından her biri şeref ve hürriyetten mahrum, Hak ve hakikatten gâfil olur. Öyleyse Cenâb-ı Hak, kulunu vâridâüna mazhar etmekle manevî esaretten kurtarır; ve kendinden gayrının ortaklığını keserek zâtına tahsis eder. İşte bu hikmete şu âyeti kerime hakiki bir misâldir: “Allah, birbirleriyle çekişip duran ortakları bulunan bir adam ile yalnız bir kişiye ait olan bir adamı misal getirdi.” (Zümer, 29.)
A rif isen ol perde ber-endâz-ı hafâya Tâ kim olasın mahrem-i halvetgâh-ı mânâ
