Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 5, 2026

59. Hikmet: Nur İle Zulmetin Savaşı

Nûr kalbin ordusu, zulmet de nefsin askeridir. Allah Teâla kuluna yardım etmek dilediğinde ona takviye olarak nurdan askerler gönderir, bir de ondan zulüm ve masivâ olanağını keser. Nazmen Tercümesi Nur ceyş-i kalb ve …

Hikem-i Ataiyye 59. hikmet Arapça metni

Nûr kalbin ordusu, zulmet de nefsin askeridir. Allah Teâla kuluna yardım etmek dilediğinde ona takviye olarak nurdan askerler gönderir, bir de ondan zulüm ve masivâ olanağını keser.

Nazmen Tercümesi

Nur ceyş-i kalb ve zulmet asker-i nefs-i leîm

Her ne dem nusret murad etse kula Rabbi Kerîm

Asker-i envâr ile eyler hemân imdad ona

Zulmetin kat’ eyleyip imdâdın ondan ol Rahim

Aşıkların kalplerinde gözleri vardır / Bakanların göremediklerini görürler.

İzah

Varlığın en mükemmeli olan insan; ilâhi isim ve sıfatların mücadele mahallidir. Hayvanlık hâli de, meleklik ahlâkı da insanda görünür. İnsan; drş yüzü itibarıyla halkın, iç yüzü itibarıyla Hakkın aynasıdır. Kalbiyle cemâlî sıfatların, nefsiyle celâli sıfatların mazharı (zuhûr yeri) olan da insandır. İnsan; vücûb ve imkân sahilleriyle çevrelenmiş ve vahdet incileriyle ağzına kadar dopdolu bir hikmet deryasıdır. Vücûb ve imkânın hükümrân olduğu iklim, insan vücûdudur. İnsan, marifet cennetini ve cehâlet cehennemini şahsında toplayan bir ilâhi irade mahallidir. Hidâyet gündüzü olan kalbin, ve dalâlet gecesi olan nefsin zâhir olduğu bûd u nebûd (var-yok) âlemi insandır. İnsan, nur ordusu ile ağyar askerinin harp meydanıdır. Hder kalbin ve kumandan nefsin müsabaka yeri insandır. Binaenaleyh lider kalp, marifet nurlarından ordusuyla vuslat memleketini ele geçirmek istediği zaman, kumandan nefs masivâ ve günahların zulmetinden oluşan askerleriyle ona karşı durmaya çabalar.

Cenâb-ı Hak ezelden hidâyeti öne geçmiş olan bir kuluna yardım etmeyi irade buyurduğu vakit; onu nurdan askerleriyle destekler ve ondan masivâ sevgisini, günah zulmetini uzaklaşürarak mağlubiyet ve perişanlıktan korur. Böylece o kul huzur bulur. Bilakis şekaveti öne geçmiş olan bir kulunun zelîl ve rahmetten yoksun olmasını dilerse; günah ve zulmederin desteğini kesmeyerek onu nefs ve hevâya mağlûp, arzulara ve dünya sevgisine esir eyler.

Hikmetin özeti; kalp âhiret lezzetine ve salih amellere, nefs de dünya arzularına ve kötü işlere meyyâldir. İşte bu çatışma ortamının doğal bir sonucu olarak kalp marifet nûrundan, nefs tabiatı icabı zulmetten yardım isteyerek harbe hazırlanır. Harp ise; bazen galibiyet, bazen mağlubiyet ile devam eder. Şu halde marifet nûru kalbe, tabiat zulmeti nefse imdâd etmekle zafer Cenâb-ı H Hakkın yardımına bağlıdır. Çünkü kalp ve nefsin muharebe yeri olan mürid, ezelde hidayeti seçmişse marifet nûruyla Hudâ’nın yardımına mazhar olarak âhiret lezzetine ve salih amellere meyilli olur. Ama bilakis ezelde şekaveti seçmişse; ehadiyyet nusretine mazhar olamayarak tabiat zulmeti içerisinde kalıp dünya arzularına eğilimli, yasak ve günah işlere cesaretli, ve marifet nûrundan gâfil olur.