Tasavvuf Klasikleri · Temmuz 5, 2026

6. Hikmet: Duâ ve Kabûl Zamanı

Duada ısrar ettiğin halde dileğinin yerine gelmeyip gecikmesi, seni ümitsizliğe düşürmemelidir. Çünkü Allah Teâla, senin kendi nefsin için tercih ettiğini değil de O’nun senin hakkında münasip bulduğu duayı kabul …

Hikem-i Ataiyye 6. hikmet Arapça metni

Duada ısrar ettiğin halde dileğinin yerine gelmeyip gecikmesi, seni ümitsizliğe düşürmemelidir. Çünkü Allah Teâla, senin kendi nefsin için tercih ettiğini değil de O’nun senin hakkında münasip bulduğu duayı kabul edeceğini vaat etmiştir. Ye Cenâb-ı Hak kendi dilediği zamanda senin duam yerine getirecektir, senin istediğin zamanda değil.

Nazmen Tercümesi

Devam üzere dua eyler iken der gâh-ı Yezdâna

Teehhür mûcib-i yeis olmasın hiç vakt-i atâda

Fakat bervefk-i kâm olmaz kabulü çünkü zâmindir

irade ettiği anda murad ettiği eşyada

İzah

Kullluğun îcâbı, saadeti kendi iradesinde değil Allah’ın iradesinde aramaknr. Zira bütün işlerin neticeleri Cenâb-ı Hakk’a malûmdur. Olayların dış görünüşleri gerçek keyfiyetlerini değiştiremez. Bu yüzden, sevimsiz bulunan işlerin birçoğunun neticesi hayırlı olabilir; güzel sanılan işlerin pek çoğu da felâketle sonuçlanabilir. İşte bu hikmeti teyit eden güzel bir delil de şu ayeti kerimedir: “Belki bir şey hoşunuza gitmeyebilir de, o sizin için hayırlı olabilir. Ve sevimli bulduğunuz bir şey belki de sizin için şer olabilir.” (Bakara, 216.) Öyleyse duanın kabulünün gecikmesi, yeis ve üzüntüye sebep olmamalıdır. Madem ki rabbimiz “Bana dua edin, size icâbet edeyim” buyurmuştur, bu gecikmede bir fayda, bir maksat, bir hikmet olduğu kesinlikle bilinmelidir, işinin ehli doktor, hastanın istediği gibi değil hastalığın gerektirdiği biçimde tedavi eder.

O nun için Şeyh Şâzeli hazretleri buyuruyor ki: “Sâdık olan mürid her isteği terk etmeli, eğer istemek icab ederse istememeyi istemelidir. Dahası, bundan bile Fâil-i Muhtar olan Allah’a firar etmelidir.”

Peygamber Efendim iz (a.s.) da şöyle buyurmuşlardır: “Günah işlemek ya da akrabalık bağlarını koparmak için yapılan dua hariç, Cenâb-ı H ak kulun bütün dualarını kabul eder. İstediği şeyi yerine getirir ya da istemiş olduğu şey nispetinde günahını siler ve gelecek musibeti kaldırır.”

Hikmetin neticesi- Şartlarına riâyet ederek yapılan her duâya mutlaka karşılık verileceğidir. Fakat kulun duâsı kendisi için hayırlı değilse, bu isteğin yerine getirilmemesi ya da âhirete tehiri daha faydalı ve hikmete uygun olur. Hatta bir kul, âhirete ertelenen duâlarına karşılık büyük nimetlere kavuşunca, teessüf ederek: “Keşke dünyada her ettiğim duânın karşılığını burada göreydim!” diyecektir.

Bir hadisi nebevi de, “Günahkârların inleyişi Allah Teâla’nın nazarında âbidlerin teşbihinden daha sevimlidir” buyruluyor. Cenâb-ı Hakk’ın indinde duâ edenin sevilecek halde bulunuşu, bazen duânın kabulünün geciktirilmesini; sevilmiyor olması ise, bilâkis kabulde sürati icap ediyor.