
Sırların keşfi marifet nuruna, hüküm ve karar can gözü olan basirete mahsus bir keyfiyettir. Bu hüküm ve kararın neticesi olan saadet ve şekavet de, kalp âyinesinin hâl ve şânıdır.
Nazmen Tercümesi
Nûr içindir keşfi esrâr ve basiret hükmeder
Şân-ı kalp ise gehi ikbal ve gâh idbârdır
İzah
Nûr ki; beyan olunduğu üzere Cenâb-ı Feyyâz’ın sâdık müridin kalbine verdiği feyz ve tecellîdir. Sûrete ait şeyler, lamba ve güneş benzeri zâhiri nurlar ile müşâhede olunduğu gibi; gaybî manalar ve külli akliyat da, tecellî nurları ile idrak ve müşâhede olunur. Binaenaleyh zâhiri nurlar ile eşyâyı idrak eden basar, tecellî nurları ile aklî meseleleri idrak eyleyen ise basirettir. Basiretin hükmü de, idrak ve müşâhededen ve müşâhedelerin sıhhatinden ibarettir. Kalp ise; ilâhi kudretin parmaklarında bir hâlden başka hâle dönüp durduğundan ya basiretin müşâhedeleri gereğince amel ederek mesut, veyahut ameli terk eyleyerek bedbaht olur. Yahut gaybî manalar, ibadetin güzelliği ve masiyetin çirkinliği gibi şeriat hükümlerinden ibaret olup onu marifet nûru keşf ve izhâr ettiği vakit, kalp ikliminin nâzın olan basiret de derhal onu idrak ve müşâhede edeceğinden, eğer ki insanın ezelî saâdeti gâlip olursa kalp ibadete yakınlık ve muhabbet hisseder, ve masiyete karşı uzaklık ve nefret duyar.
İkbal ve idbârın (saâdet ve şekavetin) kalbe nispeti, kalbin vücûd iklimine hükümrân olmasından dolayıdır. Gerçi np ilmi açısından bâtınî hislerin tecelligâhı ve beden memleketinin şahı beyin ise de, beynin kapsadığı
Şekavet: Her çeşit kötülük içinde olmak. Belâ ve zillete düşmek Sıkıntıda kalmak beş duyunun âmiri kalp olup zikredilen hisler ise kalbin idrak işlerini yürüten âletler olmakla beynin ikbal ve idbârım (saadet ve şekavetini) kalbe nispet etmek bir ordunun elde ettiği galibiyeti kumandanına nispet etmek gibi olacağından caiz görülmüştür.
Dildedir mehrin ko hâk olsun yolunda can u ten Ben ölürsem âlem-i mânâda hâkidir gönül
